Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 6 Mayıs 1920 tarihinde 12. İçtima 1. Celse

    İstanbul’da Alınacak Kararların Yok Sayılması ve Rıza Nur’un tekrar seçilmesi görüşülüyor:  

    (Dr. Adnan ve Hüseyin Avni Beylerin bir takriri var: Meclisin Açılışından Sonra İstanbul Hükümetinin Alacağı Mukavelâtın Yok Sayılması.)  

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-İstanbul’un işgalinden bu yana alınan kararları yok sayalım.”

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;9, Celse;1 – Sf. 217 ile 223 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Maarif Vekili Rıza Nur, üçüncü oylamada 65 oyla seçilmiş olmayı kendisine yediremiyor ve istifa ediyor. Meclis oy çokluğu ile onu seçip onore ediyor.

  • 4 Mayıs 1920 tarihinde 11. İçtima 1. Celse

    Meclis yoklaması yapıldı:

    1- ANKARA; Mustafa Kemal Paşa, Şakir Efendi, Ali Fuat Paşa, Beğnamlı Mustafa Efendi, Kınacızade Şakir Bey, Şemsettin Efendi.  

    2-NİĞDE; Hakkı Paşa, Mustafa Hilmi Efendi, Mustafa Efendi.  

    3- AMASYA; Bekir Sami Bey, Mehmet Ragıp Bey, Hamdi Bey, Dr. Asım Bey, Müftü Rıza Efendi, Ali Bey. 

    4- BOLU; Tunalı Hilmi Bey, Dr. Fuat Bey, Şükrü Bey, Abdullah Efendi, Nuri Efendi. 

    5- AYDIN; Cami Bey, Sadık Efendi, Hasan Efendi, Celal Bey, Refet Bey, Tahsin Bey, Dr. Mazhar Bey.  

    6- ERZURUM; Hüseyin Avni Bey, Celalettin Arif Bey, Zihni Bey, Necati Efendi, Mehmet Salih Efendi, Ziya Bey, Asım Bey.  

    7- İSTANBUL; Dr. Adnan Bey. 

    8- ESKİŞEHİR; Abdullah Azmi Bey, Eyüp Sabri Bey, Hüsrev Sami Bey, İbrahim Halil Efendi, Hüseyin Hüsnü Efendi.   

    9- ANTALYA; Hamdullah Suphi Bey,   

    10- İZMİT; Sırrı Bey.  

    11- İZMİR; Yunus Nadi Bey, Hacı Süleyman Efendi, Hakkı Behiç Bey, Sabri Bey, Cevdet Bey, Müfid Efendi, Bekir Efendi, Abdülkadir Kemali Bey, Reşit Bey.  

    12- TRABZON; Hüsrev Bey, İhsan Bey, Seyfi Bey, Recai Bey, Ali Şükrü Bey.           

    13- SİNOP; Dr. Rıza Nur Bey, Hamdi Namık Bey, Şerif Bey, Şevket Bey, Hakkı Hami Bey, Abdullah Efendi, Rıza Namık Bey.     

    14- SARUHAN (Manisa havalisi); Süreyya Bey, Reşit Bey, Ömer Bey, Refik Şevket Bey,   

    15- KIRŞEHİR; Rıza Bey.   

    16- KARAHİSARISAHİP (Afyon); Ömer Lütfi Bey, Halil Hilmi Efendi, Nebil Efendi, İsmail Şükrü Efendi, Mehmet Şükrü Bey, Hulusi Bey.   

    17- KARESİ (Balıkesir); Hacim Muhittin Bey. 

    18- KASTAMONU; Yusuf Kemal Bey, Dr. Suat Bey, Besim Bey, Hulusi Bey, Murat Bey.  

    19- LAZİSTAN (Rize); Osman Bey, Esad Bey, Dr. Abidin Bey, Necati Bey, Ziya Hurşit Bey. 

    20- YOZGAT; İsmail Fazıl Paşa, Ahmet Efendi, M. Hulusi Efendi, Rıza Bey, Süleyman Sırrı Bey, Feyyaz Bey. 

    21- MALATYA; Fevzi Efendi.   

    22- HAKKÂRİ; Mazhar Müfit Bey.   

    23- KONYA; Çelebi Efendi, Rıfat Bey, Refik Bey.    

    24- KÜTAHYA; Seyfi Efendi, Cemil Bey, Cevdet Bey, Haydar Bey, Ragıp Bey, Besim Bey.     

    25- GÜMÜŞHANE; Mustafa Efendi.   

    26- KANGIRI (Çankırı); Müştak Bey, Said Bey, Neşet Bey, Tahir Efendi.   

    27- MARAŞ; Refet Efendi, Paşa Ağa, Rüştü Efendi, Arif Bey.    

    28- MENTEŞE (Muğla); Müfit Rıfat Efendi.  

    29- KOZAN (Adana); Dr. Mustafa Bey.    

    30- SİVAS; Emir Paşa, Mustafa Taki Efendi, Rasim Bey.   

    31- TOKAT; Nazım Bey, Kâzım Bey, Hamdi Bey, Sabri Bey, Ziya Efendi, Rifat Bey, İzzet Bey, Mustafa Vasfi Bey.   

    32- EDİRNE; İsmet Bey, Kâzım Karabekir Paşa.  

    33- İÇEL; Şevki Bey, Hacı Ali Efendi, Naim Efendi.   

    34- ERZİNCAN; Hacı Fevzi Efendi, Tevfik Efendi, Emin Bey, Hasan Bey, Fevzi Paşa.   

    35- ERTUĞRUL (Bilecik); Mustafa Kemal Bey, Necip Bey, Halil Efendi, Ahmet Bey.   

    36- ISPARTA; Mehmet Ragıp Efendi, Hacı Tahir Efendi, Hafız İbrahim Efendi, İsmail Remzi Efendi.  

    37- BURSA; Mustafa Fehmi Efendi, Seyfi Servet Efendi, Muhittin Baha Bey, Operatör Emin Bey, Necati Bey.  

    38- ÇORUM; Fuat Bey, Şevket Bey Ferid Bey, Haşim Bey, Sıddık Bey, Dursun Bey.   

    39- DENİZLİ; Mustafa Bey, Yusuf Bey, Necip Bey, Mazlum Baba Efendi.  

    40- DİYARBEKİR; Hacı Şükrü Bey.   

    41- KAYSERİ; Alim Efendi, Remzi Efendi, Sabit Efendi, Osman Efendi, Atıf Bey. 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;11, Celse;1 – Sf. 216) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Mayıs 1920 tarihinde 10. İçtima 1. Celse

    İcra Vekilleri heyeti yani hükümet Meclis tarafından tek tek seçiliyor. İcra Vekilleri Reisi yani Başbakan Meclis Başkanı olan Mustafa Kemal Paşa’dır.

    (Maliye ve Maarif vekilleri yeterli oyu alamıyorlar. Maarif Vekâletine Hamdullah Suphi Bey 60 rey, Rıza Nur Bey ise 43 rey alıyor.  Dâhiliye Umuruna; 96 rey ile Cami Bey. Adliye Vekâletine 83 rey ile Celalettin Arif Bey, Nafıa Vekâletine 79 rey ile İsmail Fazıl Paşa, Hâriciye Vekâletine 121 rey ile Bekir Sami Bey,   Sıhhiye Vekâletine 127 rey ile Dr. Adnan Bey, İktisat Vekâletine 99 rey ile Yusuf Kemal Bey,   Müdafai Milliye Vekâletine 118 rey ile Fevzi Paşa,  Erkânı Harbiyei Umumiye’ye; 129 rey ile İsmet Bey, Şeriye Vekâletine Bursa Mebusu Mustafa Fehmi Efendi.) 

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;10, Celse;1 – Sf. 1, 2) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Mayıs 1920 tarihinde 9. İçtima 1. Celse

    İcra Vekilleri Teşkili (Hükümet oluşturulması) hakkındaki kanun kabul ediliyor:

    Bu Celsede Dört maddelik İcra Vekilleri seçimi biçimine ait kanun kabul ediliyor.

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;9, Celse;1 – Sf. 185, 186) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Meclisin mevcudu, ismi okunanlar itibarı ile 161 kişi. Bunun altı kişisi Paşa; Mustafa Kemal, Ali Fuat Cebesoy, Ali Fuat Paşa’nın babası olan Yozgat Mebusu İsmail Fazıl Paşa, Sivas Mebusu Emir Paşa, Maraş Mebusu Yakup Paşa ve Niğde Mebusu Hakkı Paşa.  Mebuslardan Bey diye anılanlar 104 kişi, Efendi diye anılan ulemalar ise % 31 oranında olup 51 kişi. İllere göre Efendi olarak anılan mebus sayıları; Ankara 3, Aydın 2, Erzurum 2, Erzincan 2, Kayseri 3, Karahisarısahip 3, Konya 1, Kütahya 1, Eskişehir 3, Kangırı 1, Isparta 4, Niğde 4, Maraş 1, İzmit 1, Menteşe 1, Bursa 2, Yozgat 3, Bolu 1, Amasya 1, Çorum1, Sivas 1, Denizli 2, Tokat 1, Sinop 1, İzmir 1, Kırşehir, Malatya 1.

  • 1 Mayıs 1920 tarihinde 8. İçtima gizli yapılan 4. Celse

    Mustafa Kemal Paşa İsyanlarla İlgili Bilgi Veriyor:

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); Efendim, vaziyeti dâhiliyemiz hakkında arzı malûmat etmemi (bilgi vermemi) emir buyurmuşsunuz. Malûmu Âliniz, nisanın on üçüncü günü Düzce’de bir isyan zuhur etmiştir (ortaya çıkmıştır). Orada bulunan askeri müfrezeye ve jandarmaya tecavüz edildi. Zaten az, olan bu efradın (askerlerin) silâhları ellerinden alındı. Üç mitralyözümüz vardı, bir zabit (subay) şehit edildi, bir kaç kişi mecruh (yaralandı) oldu. Aldığımız malûmata göre, Gerede’de bu heyet fevkalâde bir istikbale (karşılamaya) mazhar olmuş, fakat içeri alındıktan sonra hepsi tevkif edilmiş ve bu suretle Gerede de isyan etmiş oluyordu. Ayın 21’inde, yani bir gün sonra, Düzce’nin cenubunda (güneyinde) Düzce ile Nallıhan arasında bulunan Mudurnu aynı suretle isyan etti. Ayın 22 ve 23’ünde Nallıhan isyan etti. Ayaş’ta da isyan temayülâtı (eğilimi) görüldü. Aynı günlerde Ankara’nın 10, 12 saat şimalinde (kuzeyinde) bulunan Yabanabat isyan etti. Oraya da Düzce beylerinden biri gelmiş ve bir arkadaş ile gizli çalıştıktan sonra halkı muhtelif suretlerle iğfal ederek (aldatarak) toplamış, Hükümete hücum etmiş, kaymakam ve jandarma kumandanını almışlar. Hulâsa orası da isyan etti.

    Ayın 25’nci günü Mihalıççık’ta da hariçten gelen kuvvetlerin tesiri ile isyan alâimi (alametleri) görülüyor. Ayni günde Geyve’nin garbında (batısında) bulunan Taraklıyı telgrafla isyana teşvik ediyorlar. Şarka doğru Safranbolu’da bir hassasiyet görülüyor. Gerede’nin şarkında Mecidiye isyan ediyor.“ 

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 8, Celse; 4 (Gizlidir) – Sf. 172 ile 179 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 1 Mayıs 1920 tarihinde 8. İçtima 1. Celse

    Hükümet Teşkili Hakkında Kanun teklifi görüşülüyor, Bu teklifi Mustafa Kemal Paşa ve Mehmet Şükrü Bey birlikte hazırlıyorlar. Bu takriri Refik Bey (Konya), Abdülkadir Kemali (Kastamonu), Besim Atalay (Kütahya), Celalettin Arif (Erzurum), Yunus Nadi (İzmir), Rıza Nur (Sinop), Şeyh Servet (Bursa), Mustafa Kemal imzalıyorlar.

    2. Celse; Reis; Celalettin Arif Bey

    BMM İcra Vekillerinin (Hükümetin) Sureti İntihabına (Seçilmesi Biçimine) Dair Kanun Görüşülüyor;

    Refik Şevket Bey (Saruhan); (Kabinede hem Milli Savunma Vekâletinin hem de Erkânı Harbiyei Umumiye’nin, yani Genelkurmay Başkanlığının olmasına karşı çıkıyor. Erkânı Harbiyei Umumiye’yi Milli Savunma Vekâletine bağlayalım diyor.) 

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-Müdafai Milliye Vekâleti, Harbiye Nezareti mukabili (karşılığı) istimal edilmiş (kullanılmış) bir tabirdir. .. Harbiye Nezaretinin işgal ettiği vezâif (görevler), ordunun iaşesi (yeme içmesi), ilbas (giyim, elbiseler) ve teçhizi (cihazlandırılması) gibi hususattır (hususlardır). Vezâifinde (görevleri içerisinde) emrü kumanda (kumanda etmek) dâhil değildir. .. bir Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) doğrudan doğruya imparatora, padişaha merbut (bağlı) olur. .. ikisini bir zatın (kişinin) üzerinde cem etmek (toplamak) doğru değildir.

    (Mustafa Kemal Genelkurmay’ı elinde tutuyor. Refik Şevket ve arkadaşları çok karşı çıkıyorlar)   

    Madde 1 – Şer’iye ve Evkaf (Dini Kanunlar, Şeriye ve Vakıflar), Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye (sağlık ve sosyal yardım), İktisat (Ticaret, Sanaat, Ziraat, Orman, Maadin) (maden), Maarif (öğretim), Adliye ve Mezahip (Adliye ve mezhepler), Maliye ve Rüsumat (Maliye ve Vergiler), Defteri Hakanî (Defterdarlık), Nafıa (Bayındırlık, faydalı işler), Dâhiliye (Emniyet Umumiye, Posta Telgraf), Müdafai Milliye, Hâriciye, Erkânı Harbiyei Umumiye, işlerini görmek üzere BMM’nin on bir zattan mürekkep (oluşmuş) İcra Vekilleri Heyeti (Yürütme kurulu, hükümet) vardır.”  

    (Hamdullah Suphi, 2. Madde görüşülürken, Heyeti Vekîle’nin seçimini Reisimize bırakalım diyor. Muhittin Baha Bey, Meclis’in tek tek hepsini seçmesini istiyor. Ali Şükrü, bir kaç kişiyi Reisin önermesinden yana.)   

    Madde 2 – İcra Vekilleri BMM’nin ekseriyeti mutlakasıyla (mutlak çoğunluğu ile) aralarından intihap olunur (seçilir)

    (Üçüncü ve son celsede Tunalı Hilmi “biz ihtilâlciyiz” diyor, Hamdullah Suphi hayır diyor.)

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 8, Celse;1 ve 3 – Sf. 172 ile 179 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Nisan 1920 tarihinde 7. İçtima 2. Celse

    Bursa Mebusu Operatör Emin Bey ve arkadaşlarının fes yerine kalpak giyilmesine dair takriri (yasa önergesi). Fes için yıllık 7-8 milyon verildiğinden, kalpağın bir serpuşu milli (milli başörtüsü) olarak kabulü ve ilanını teklif ediyorlar:

    Tunalı Hilmi; “-Fes Türk’ün ruhunda yerleşmiştir.” (Yaşasın fes sadaları) 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 7, Celse;2 – Sf. 1, 2) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): 30 Nisan Cuma günü Meclis tatil. Cuma günleri resmi tatil.

  • 29 Nisan 1920 tarihinde 7. İçtima 2. Celse

    Ali Şükrü Bey Milli Muhafız Müfrezesi Teşkili hakkında kanun teklifi yapıyor ve bu kanun kabul ediliyor:

    Ali Şükrü Bey (Trabzon) bir takrir (önerge) veriyor; “Halkımızın cehaleti ve düşmanların pek melanetkârâne (kötü niyetli) iğfalâtı (aldatmaları) nazarı dikkate (göz önüne) alınınca Meclis’in her an elinin altında… bir müfrezenin (koruma birliğinin) vücudu (varlığı) labüttür (gereklidir) zannederim. .. bir Milli Muhafız müfrezesi teşkilini (oluşturulmasını) teklif ederim. Trabzon Mebusu Ali Şükrü ” 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;1, Celse;1 – Sf. 149, 150) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Ali Şükrü Bey’in hemşerilerinden oluşan bu müfreze yani Laz Topal Osman müfrezesi. Laz Topal Osman 1923’te Ali Şükrü’yü boğarak öldürtüyor. Rüzgâr eken fırtına biçiyor.

  • 29 Nisan 1920 tarihinde 7. İçtima 1 ve 2. Celse

    Hıyaneti Vataniye Kanunu görüşülüyor.

    Hüseyin Avni Bey’in İstanbul’un İşgalinden Sonraki Kararların Geçersizliği hakkındaki kanun teklifi komisyona gönderiliyor.

    Konya Mebusu Mevlana Postnişini’nin Kadın Oynatanlara ve Oynayan Kadına Ceza Verilmesi ile ilgili kanun teklifi görüşülüyor:

    Konya Mebusu Postnişini Hazreti Mevlana Abdülhalim Efendi bu teklifi sunuyor.   “… icrayı fuhuş maksadıyla evlerde, bağ ve bahçe gibi nim (yarı) açık mahallerde kadın oynatıldığı takdirde, oynatan eşhas ile bilihtiyar (isteği ile) oynayan kadınlar muvakkaten (geçici olarak) küreğe konulur.” (Encümene Gidiyor.)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;7, Celse1 ve 2 – Sf. 149, 150) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28 Nisan 1920 tarihinde 6. İçtima 1. Celse

    Hamdullah Suphi’nin Vahdettin’e bağlılık bildiren mektubu okunuyor:

    “Padişahımız; kalbimiz hissi sadakat ve ubudiyetle (kullukla) dolu, tahtınızın etrafında her zamandan ziyade daha sıkı bir rabıta (bağlılık) ile toplanmış bulunuyoruz. İçtimaının (toplantılarının) ilk sözü Halife ve Padişahına sadakat olan Büyük Millet Meclisi son sözünün yine bundan ibaret olacağını süddei seniyelerine (Padişahın kapısına) en büyük tazim (ululama, yüceltme) ve huşu (tanrıya karşı duyulan korku ve saygı, alçakgönüllülük) ile arz eder.” (alkışlar) 27 Nisan 1337 (1919).

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;6, Celse;2 – Sf. 118, 119) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28 Nisan 1920 tarihinde 6. İçtima 1. Celse

    Hıyaneti Vataniye Kanunu Görüşülmeye Devam Etti:

    Neşet Bey (Kangırı); “- .. Madde 3- Sözlü veya yazılı surette muhalefet ya da fesatta bulunanlar küreğe (kürek cezasına) mahkûm olur. … meselâ resim suretiyle, karikatür suretiyle .. (o o maşallah sesleri) .. suveri saire (başka bir şekilde) ile de olabilir.” 

      Dr. Adnan Bey (İstanbul) (Dr. Adnan Adıvar); “-.. meselâ Meclis altı buçukta toplanmaya karar vermiş buna itiraz eden yine küreğe mi gidiyor? Tahriri (yazılı) muhalefetin ne demek olduğu açıktan açığa yazılmalıdır.” 

      İsmail Şükrü Efendi (Karahisarısahip); “-Hürriyeti fikriye (fikir hürriyeti) yok mudur? Hürriyeti içtihat (ifade, görüş bildirme hürriyeti) yok mudur? Meşrutiyet ki, hürriyeti fikriyeyi veriyor…. Bu, hürriyeti fikriyeye de dokunuyor. Bunu alelacele kabul edersek meşrutiyetin bu esaslarını yıkmış oluruz.”

    (Sivas mebusu Mustafa Taki Bey bu üçüncü maddenin hepten çıkartılmasını istiyor ve çıkartılıyor)  

    Hakkı Hami Bey (Sinop); (1): “-Bir kimsenin bir dakika bile haksız yere mahkûmiyetine hangi birimiz razı olur? Mevkuf (tutuklu) olmamak için bendeniz nasıl isem herkes de öyle.

    2. Celsede Hıyaneti Vataniye Kanunu Görüşmelerine Devam:

    Madde 7; … muhâkemat (mahkeme işlemi) azami (en fazla) yirmi günde rapt olunacaktır (bağlanacak, sonuçlanacaktır).” 

    Refik Şevket Bey (Saruhan): “-… hükkâmı (hâkimleri) takyit (sınırlandırmak) kadar müthiş bir fecâyi yoktur.”  

    Tunalı Hilmi Bey (Bolu); “- ..ben bilakis (aksine) müddetin (sürenin) bir haftaya tenzilini (inmesini) teklif ediyorum. Memleketin böyle bir zamanında adaletin mutlakiyetinden bahsolunduğunu işitim. .. Varsın milyonlarca bu memleketin feda olmuş evladına mukabil (karşılık) birkaç tane mazlum (suçsuz, günahsız) gitsin. Tek bu saltanat kurtulsun. (Bravo sadaları)” (Tunalı Hilmi taşlama yapıyor.)

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); (Meclisteki ilk konuşması. Bu kanunun 8. maddesinde belirtilen idam cezalarının Meclis tarafından tasdik olunması işini diğer kararlara da şamil edelim (kapsamına alalım) diye takrir (önerge) veriyor, bu takrir kabul ediliyor.)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;6, Celse;1 ve 2 – Sf. 1, 2) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Hakkı Hami Bey hukukçu ve aydın bir kişi, bu kanunun suçlarına en az Liva (sancak, Osmanlı’da vilâyetten daha küçük mülki birim) mahkemeleri baksın, bir hata olmasın diyor.)

  • 28 Nisan 1920 tarihinde 6. İçtima 1. Celse

    Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’in Teklif Ettiği Müskiratın (alkollü içeceklerin) Men’i (men edilmesi, yasaklanması) Hakkındaki Kanun teklifi görüşülüyor:

    Madde 1- Memaliki Osmaniye de her nevi (çeşit) müskiratın (alkollü içeceğin) imal (üretim), ithal (dışarıdan getirme), füruht (satış) ve istimali (kullanımı) sureti katiyede (kesin surette) memnudur (yasaktır).   

    Madde 3- İşret ettiği (alkol aldığı) görülenler ya haddi şer’i (şeriatın en yüksek cezası) ile tedip olunur (cezalandırılır) veyahut elli liradan iki yüz elli liraya kadar cezai nakdiye (para cezasına) mahkûm edilir. (Bravo sadaları)

    (Acilen komisyona havale ediliyor)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 6, Celse:1 – Sf. 118, 119) kitabından birebir alınmıştır.

  • 27 Nisan 1920 tarihinde 5. İçtima 2. Celse

    Hıyaneti Vataniye Kanunu görüşülüyor:

    Necati Bey (Erzurum); “-.. muhalefet kelimesine haini vatan kelimesi ismi verilemez. Fiilen ortaya çıkıp da bir şey yapmaz, bitaraf (tarafsız) bir vaziyette kalabilir. Hıyaneti vataniyeden addedilebilmek için her halde fiile inkılâb etmiş (fiile dönüşmüş) olan şekiller olması lâzımdır.” (1)

    Mehmet Şükrü Bey: “- ..asıl en ziyade tecziye edilmesi (cezalandırılması) lâzım gelen bu gibi müşevviklerdir (teşvik edenlerdir).”  

    “Madde1- Makamı Muallâyı Hilafeti ve Memaliki Mahrusâi Şahaneyi (yüce Hilafet ve saltanat makamlarını) yed’i ecanipten (yabancıların elinden) tahlîsa (kurtarmaya) ve taarruzâtı defi maksadına matuf (saldırıların ortadan kaldırılması amacına yönelik) olarak teşekkül eden (oluşturulan) BMM’nin meşruiyetine (yasallığına) isyanı mutazammın (isyan etmeyi kapsayan) kavlen (sözlü olarak) ve fiilen muhalefet veya ifsadatta (fesatlıkta) bulunan kesan (kişiler) haini vatan (vatan haini) addolunur (sayılırlar).” (2)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 5, Celse2 – Sf. 100, 101) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Süleyman Necati Bey; demokrat ve akıllı bir adam, Albayrak Gazetesi’nin sahibi ve başyazarı. Erzurum Kongresinde Mustafa Kemal’in üzerindeki asker elbisesini çıkarttıran adam.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Yasa bu sakat haliyle çıktı. 4. celsede de bu yasa tartışılmaya devam etti. Bu madde sonraki görüşmelerde daha da sert hale getirildi.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1995): Hıyaneti Vataniye Kanununu teklif eden mebus, bu kanuna dayandırılarak 1926 İzmir Suikastı davasında asılan Mehmet Şükrü Bey. Bu kanunda Vatan haini yani suçlu tarif ediliyor, oysa kanunda suç tarif edilir.

  • 27 Nisan 1920 tarihinde 5. İçtima 2. Celse

    Fevzi Paşa İstanbul’dan Ankara’ya gelişi, İstanbul’un işgali ve oradaki durumu anlatıyor:

    Fevzi Paşa; “-Evvelemirde (her şeyden önce) İstanbul’un esaret muhitinden kurtularak Ankara’nın hür muhitine geldiğimden dolayı Cenabı Hakka hamd ve şükürler ederim.”

    (İstanbul’un işgali hakkında bilgi veriyor:)

    “İngilizlerin maksadı, etrafı tedhiş etmek (korku vermek) olduğu için Nezaret makamında bulunmuş bir takım zevatı (kişileri) ellerine kelepçe vurarak yalın ayak başıkabak (başı açık, eskiden erkeklerin başının açık olması hoş bir durum değildi)  yük otomobillerine (kamyonlara) atarak… toplattıklarını haber aldım. Esbabını (sebeplerini) sual ettiğimde (sorduğumda) hiçbir cevap alamıyorduk. Bu suretle efkârı münevvereye (aydın fikirlere) karşı büyük bir tehdit ika ederek (oluşturarak) herkesi sindirmek .. istediği anlaşılıyordu. .. Zat-ı Şahanenin (padişahın) selamlığa (cuma selamlığına) çıkıp çıkmamasını İngilizlerden sormağa mecbur olduk. .. Bilahare (daha sonra) İngilizler müsaade ettiler (izin verdiler). Gelmeden evvel bendenizi kabul buyurdular, (padişah) fevkalade dil hunum (içim kan ağlıyor), enkazın altında ezildik diyerek teessüf (üzüntülerini) buyurdular. Zatı Şahane ertesi selamlıkta bendenizi tekrar kabul ile buyurdular ki; Aman Anadolu ile irtibatı (bağlantıyı) temin ediniz (sağlayınız), bendeniz dedim ki; irtibat müheyyadır (hazırdır) ancak İngilizler mani oluyorlar. Bendeniz bu ferman üzerine yaverimi (İsmet Paşa olmalı) göndermek hususuna teşebbüs ettiğim gibi, kabinede bazı zevatın (kişilerin) gönderilmesine teşebbüs ettim. İngilizler muvafakat ettiler (uygun gördüler).” (1)

    Fevzi Paşa Devamla; “İcap eden zevatın gönderildiğini ve bir taraftan da bazı kolordularla irtibatlarımızı arz ettiğim vakit fevkalade memnun oldular.” (2)

    “İstanbul işgalinden İngilizlerin beklediği gayenin artık kaybolmak üzere bulunduğu hissolunuyordu. Biz de memnun idik. Bu sırada efendiler; bendeniz üzerine vaki olan tazyikat (baskılar) ref’ olundu (kaldırıldı) . Çünkü İngilizlere diyordum ki; tehdit ile bir şey yapamazsınız, tatmin ediniz (memnun ediniz). Bizi siz tatmin ederseniz, hakkı hayat bahşederseniz (yaşama hakkı bağışlarsınız), biz her şeyi yapmaya hazırız.. Kabineyi tatmin ediniz. Bu ricamız aksi tesir icra ederek (aksi tesir yaratarak) her gün kabineye nota bombardımanı oldu.” (3)

    Fevzi Paşa Devamla; “Kabineyi taciz (rahatsız) ederek… çekilmeye icbar (mecbur) ettiler. .. Bu tazyikin (baskının) esasını efendiler; Kuvayı Milliyenin red ve takbihi (ayıplanması, kınanması) teşkil ediyordu. Diyorlar ki; Kuvayı Milliyeciler köprüleri tahrip ettiklerinden İstanbul’a erzak (yiyecekler) gelmiyor. Sonra kıtlık olursa siz mesulsünüz (sorumlusunuz), biz Hıristiyanlar için ABD’den un getiririz. Maksat bizi tazyik edip illa ki kuvayı milliyeyi red ve telin ettirmektir (reddettirip, lanetlettirmektir). … bir nota yazdık… dedik ki; bizim maksadımız sulhu temin etmektir (barışı sağlamaktır) ve bu sulh ile biz bizzat Osmanlıların memleketini kurtarmak değil, sulhu cihanı temin edeceğiz. Siz bize hayat hakkı verirseniz biz bunu kabul edeceğiz., millete kabul ettireceğiz ve sizin bize bahşedeceğiniz (bağışlayacağınız, vereceğiniz) adilane şeraiti sulhiyeyi (adil barış şartlarını) yapacağız… Efendiler bu teklifimizi İngilizler kabul etmediler.”

    Fevzi Paşa Devam Ediyor; “-Bunların en büyük arzuları, içimizde bazı hainleri teşvik ederek millet namına kan düşürmektir (kan dökmektir). .. Bunu söylemekten de çekinmiyorlardı; diyorlardı ki; Siz mademki bize arzu ettiğimiz imzayı vermiyorsunuz, yani… sizi mahvedecek sulhu (barışı) imza etmeye rıza göstermiyorsunuz, biz buna rızadade (rıza gösterecek) olacak bir heyet bulacağız. Fakat bu rızadade olacak heyet millet namına olsun. Buraya dikkat isterim. … Yani diyorlar ki sulhu milletle yapacağız.”

    Mustafa Kemal Paşa (Reis Paşa); “Fevzi Paşa Hazretleri Gebze Kazasınca intihâb olundular (Mebus seçildiler) .. (Kabul, kabul sesleri) (4)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;5, Celse2 – Sf. 90,91) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): (İngilizler İstanbul’un önde gelen kişilerinin Ankara’ya geçmelerine muvafakat ediyorlar. Neden? Fevzi Paşa, onların amacını anlayamıyor, kendisi de Ankara’ya geçiyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1995): Vahdettin derin uykuda, bu duruma memnun oluyor, meyus oluyor, başka bir şey olamıyor! Fevzi Paşa devam ediyor:

    BAKKAL’IN YORUMU (3) (1995): Ankara’ya adam yollanırken İngiliz baskısı yok, İstanbul Hükümeti İngilizlere yaltaklanırken kabul görmüyorlar. Bu adamların çoğu İngilizlerin oynadığı oyunu anlayamıyor.  Bu oyunu anlayanlar, Mustafa Kemal, Damat Ferit ve gazeteci ve eski Nazırlardan Ali Kemali.

    BAKKAL’IN YORUMU (4) (1995): Nasıl yani! Fevzi Paşa nasıl Gebze Milletvekili seçildi? Seçildi mi, atandı mı?

  • 26 Nisan 1920 tarihinde 4. İçtima 2. Celse

    Ceza Kanunu’nun Hıyaneti Vataniye Kanunu ile ilgili maddesi görüşülüyor:

    Madde 56;… Kaziyei fesat (fesatlık yapma isteği) tamamıyla fiile çıkar veyahut maddei fesadın icrasına (fesatlığın maddi olarak uygulanmasına) başlanmış olursa, ol kimse kezalik (böylece) idam olunur.” 

    (3. Celsede de görüşme devam ediyor:)

    Mehmet Şükrü (Karahisarısahip) (Hıyaneti Vataniye Kanunu teklif sahibi); “-.. bu kanunu müstacelen (aciliyetle) tatbik etmek (uygulamak) ve serian ibreti müessire kaziyesini (seri bir şekilde ibret alınması hükmünü) mahallinde (yerinde) göstermek lâzımdır. Bunu inkılâplar icap ettirir (devrimler bunu gerektirir).”

    (3. Celsede Alafranga saat konusu görüşülüyor:)

    Mustafa Kemal Paşa (Reis Paşa); ”  …içtima saatlerimizi (genel kurul toplantı saatlerimizi) alaturka ve alafranga olarak zikredelim… Yarın, öğleden sonra alafranga saat ikide ve alaturka saat altı buçukta içtima etmek üzere celseye hitam (son) veriyorum.” (1)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;4, Celse:3 – Sf. 83 ile 85 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Bu kanun maddesi Osmanlıdan kalmış ve sadece eylemi cezalandırıyor. Yeni teklif edilen kanun ise düşüncede kalmış fikirlerin sahiplerini cezalandırmak istiyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (2022): Çocukluğumda yani 60’lı yıllarda camilerdeki saatler hâlâ alaturka ayarlıydı. Sanki yeni uygulamaya bir direniş gibiydi.

  • 26 Nisan 1920 tarihinde 4. İçtima 2. Celse

    Maarif Vekâleti’nin (Öğretim Bakanlığı’nın) durumu görüşülüyor:

    Müfid Efendi  (Kırşehir) (Mazhar Müfit Kansu); “-Ders başka, terbiye (eğitim) başkadır. … Ankara Vilâyetinde, Encümeni Vilâyette (İl idare komisyonunda) bulunmaklığım dolayısıyla, birçok tecrübeler gördük. Köylerdeki mekteplerde, programı mucibince haftada bir kere Kur’an’ı Kerim okutuluyor. Bir saat kadar ulumu diniyye (dini ilimler) dersleri veriliyor. Haftada bir Kur’an’ı Kerim ve ulumu diniye, evladı vatanın (vatanımızın çocuklarının) asıl ilmihaline olan sureleri bile okumasına mani (engel) oluyor.”

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 4, Celse2 – Sf. 83 ile 85 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): konuşmalardan anlaşıldığına göre Osmanlıda okullardaki din dersi haftada bir saatmiş. Müfit Bey bir saat yetmez diyor. Şimdi de haftada bir saat din dersi veriliyor. Abdülhamit ve İttihatçılar bu konuda ileri adımlar atmışlar demek ki.

  • 25 Nisan 1920 tarihinde 3. İçtima 6. Celse

    Afyon Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in Hıyaneti vataniye kanunu teklifi görüşülüyor:

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-… Görüyoruz ki her tarafta ifsadat (fesatlıklar) var, bu ifsadata bilmeyerek peyrev olanlar (uyanlar) var, .. bilerek peyrev olanlar elbette haini vatandırlar ve haini vatanların cezası da kanunu mahsusunda (özel kanunda) idamdır. Hıyaneti Vataniye Kanunu Mahsusu mucibince (icabınca, gereğince), ki bu, seferberlikte ilan edilmiş ve Divanı Harplerce (askeri savaş mahkemeleri) tatbik edilmiştir (uygulanmıştır).  O kanunu mahsusu mucibince bu gibilerin mehâkimi adliyeye (adliye mahkemelerine) tevdii (gönderilmesi) ile serian (hızlı bir şekilde) tecziyeleri (cezalandırılmaları) ve ibreti müessire kaziyesinin (ibretlik etkisinin) bu suretle tecelli etmesi (bu şekilde ortaya çıkması) her halde lâzımdır.”

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;3, Celse: 6 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Mehmet Şükrü Bey 1926’daki İzmir suikastı davasında hıyaneti vataniye kanununa dayanılarak idam edildi. Ne kadar acı ve ironik bir durum? Mehmet Şükrü Bey bütün seferberlik boyunca savcılık ve müşavirlik yapmış, sosyalist bir hukukçu bilgili bir adam. 1926 yılında hiçbir suçu yok iken İzmir Suikastı davasında bu savunduğu özel bir kanuna kurban gitti. 

  • 25 Nisan 1920 tarihinde 3. İçtima 3. Celse

    Beypazarı olayı görüşülüyor:

    (Beypazarı’nda bazı kişiler “Komünizm geliyor!” diye ayaklanmış. Silah kullanılarak müdahale edilmiş ve mahkûm edilmişler. Sonra, oranın ileri gelenleri bu kişilerin affedilmelerini istiyorlar.  Mustafa Kemal bu celsede de konuşarak aftan yana olduğunu söylüyor. Sinop Mebusu Hakkı Hami Bey af işini Osmanlının da çokça sulandırdığını, idarenin caydırıcılığını azalttığını söylüyor. Bursa Mebusu Şeyh Saffet Efendi de aynı görüşte. Mustafa Kemal teklifini yumuşatıyor, elebaşları değil de kananlar affedilsin diyor ve öyle oluyor.)

    3. İçtimanın 6. celsesinde, Lâyiha Encümeni (Yasa Tasarısı Komisyonu) seçimi yapıldı: En çok oyu Rıza Nur alıyor. Celalettin Arif, Yusuf Kemal, Yunus Nadi, Hamdullah Suphi ve Hakkı Behiç Beyler.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;3, Celse3 – Sf. 50 ile 65 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Nisan 1920 tarihinde 3. İçtima 1. Celse

    Meclis ikinci başkanlarının seçimi yapıldı.

    (Bir gün önce İkinci Başkan seçiminde Kırşehir mebusu Çelebi Efendi ve Ali Fuat Paşa’nın babası Yozgat Mebusu İsmail Fazıl Paşa ikisi de yeter çoğunluğu alamamışlardı. Fazıl Paşa bugün söz istiyor ve Çelebi Efendinin bu göreve çok daha layık olduğunu, kendisinin bu yarıştan onurla çekildiğini söylüyor.)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;3, Celse1 – Sf. 50 ile 65 arası) kitabından not olarak alınmıştır.

     

  • 24 Nisan 1920 tarihinde 2. İçtima 5. Gizli Celse

    Meclsi Başkanı ve Başkan Vekillerinin seçimi yapıldı:

    (Mustafa Kemal Paşa toplam 120 oyun 110 unu alarak Meclis Başkanı seçildi. Seçim sonucunda bir teşekkür konuşması yaptı:)       

    Reis Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-… İnşallah Padişahı Âlempenah (dünyanın sığınağı olan) Efendimiz Hazretlerinin sıhhat ve afiyetle ve her türlü kuyudatı ecnebiyeden azade (yabancı bağımlığından kurtulmuş) olarak tahtı hümayunlarında (kutlu tahtında) daim kalmasını eltafı ilahiyeden (ilahı lütuftan) tazarru eylerim. (kendimi aşağı duruma düşürerek yalvarır, yakarırım.) (şiddetli alkışlar)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;2, Gizli Celse5 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.