Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 3 Mart 1341 (1925) tarihinde İçtima: 68, Celse: 1, İkinci Reis Vekili Ali Süruri Bey

    2. Celse: Kâzım Paşa.  Sf.109

    Ali Fethi Bey Başvekâletten İstifa Etti;

    Ali Fethi Bey (İstanbul); “Muhterem arkadaşlar; mensup olduğum Cumhuriyet Halk Fırkası’nın dünkü içtimaında (toplantısında) Heyeti Vekîle’nin (hükümetin) siyaseti dâhiliyesi hakkında cereyan eden münakaşa neticesinde (tartışma sonucunda), Hükümet ekalliyete (azınlıkta) kalmış olduğundan Başvekil sıfatıyla icra vekillerinin (hükümetin) istifasını Reisicumhur Hazretlerine dün akşam takdim ettim. Reisicumhur istifamızı kabul etmiş ve yeni Hükümet teşekkül edinceye kadar vekâleten ifayı umur etmekliğimizi (görev yapmaya devam etmemizi) rica eylemiştir. Başvekâletim zamanında muhabbet ve muzaheretlerine (sevgi ve yardımlarına) nail olduğum arkadaşlarıma en samimi ve en kalbî teşekküratımı (teşekkürlerimi)  arz eylerim.” (Alkışlar) …

      Rauf Bey (İstanbul); “Muhterem arkadaşlar; vekâleten Hükümeti idare ettiğini ve siyaseti dâhiliye (iç siyaset) dolayısıyla ekalliyette (azınlıkta) kalarak istifa buyurduklarını şimdi Heyeti Celile’nize arz eden Fethi Beyefendi, beyanatlarını kâfi (yeterli) derecede tavzih buyurmadılar (açmadılar, açıklamadılar). Malumuâliniz (bildiğiniz gibi)  bundan 3 – 4 gün evvel Genç’te zuhur eden (ortaya çıkan) isyan üzerine kendileri, başında bulundukları Hükümet namına Meclisi Âliye mufassal malumat (ayrıntılı bilgi) vermişler ve Meclisi Âli de kendilerinin izah ve tespit buyurdukları tedabiri şedideyi (şiddetli tedbirleri) ittifakı ârâ (oy birliği) ile tasvip etmişti (onaylamıştı). Şimdi fırkada (Partide, Cumhuriyet Halk Fırkasında) siyaseti dâhiliye hakkında cereyan eden münakaşa neticesinde, ekalliyette (azınlıkta) kaldıklarından dolayı istifaya mecbur olduklarını ifade etmek kâfi (yeterli) değildir. Çünkü bilhassa hariçte ve dâhilde birçok suitefehhumatı (kötü anlamaları) tevlit edebilir (doğurabilir). Bilhassa dâhilde, şüphesiz mühim bir vaziyet gösterebilir. Bedeniz bu noktai nazardan (bu bakış açısından) mülkü milletin selâmeti için ve hariçte ve dâhilde müstakar bir idare (kararlı, oturmuş bir idare) çehresi göstermek için bu hususta Meclisi Âli’nin daha ziyade tenvir edilmesini (aydınlanmasını) kendilerinden rica ediyor. (Sağdan doğru sesleri) (Soldan kâfi sesleri, sağdan kâfi sesleri) Sf. 110

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 45 (27.02.1925 / 17.03.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 68, Celse: 1, – Sf. 109 ile 111 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •       27 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 66, Celse: 1, İkinci Reis Vekili Ali Süruri Bey

    Şeyh Sait İsyanı Nedeni İle Ek Bütçe Talebi:

                                    “Esbabı Mucibe Lâyihası (Kanunun gerekçesi)

    Hadisatı ahire (geçmiş olaylar) dolayısıyla ordunun bir derece daha takviyesi için silahaltına celp olunan (çağırılan) ve mezuniyet (izin) ve terhise şayan iken (teskereyi hak etmiş iken), silâh altında tutulan efradın (fertlerin, askerlerin) iaşeleriyle (yiyecek ve içecekleri ile) ihtiyat zabitanının (yedek subaylarının) harcırahlarına, vuku bulacak nakliyata (meydana gelecek taşınmaya) karşılık olmak üzere yeniden 240.100 liralık tahsisatı munzamma (ödenek artışı) istihsali (alınması) lâzım geldiğinden; maksadı teminen rapten (ekte, yazının ekinde)  takdim kılınan (sunulan) layihai kanuniye müsveddesi (kanun teklifi tasarısı) tanzim edilmiştir (düzenlenmiştir), iktisabı meriyeti (yürürlüğe girmesi) hususuna müsaade buyurulması maruzdur (arzumuzdur, arz ederiz).

                                               Müdafai Milliye Vekili Ali Fethi” 

    Bütçe Geciktiği İçin Muhtelif Vekâletler Bir Aylık Ek Bütçe İstediler ve Aldılar. Sf. 45 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 45 (27.02.1925 / 17.03.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 66, Celse: 1, – Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  27 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 66, Celse: 1, İkinci Reis Vekili Ali Süruri Bey

    Şeyh Sait İsyanı Hakkında İzahat İsteniyor: (Ergani Mebusunun sorusu:)

    “26 Şubat tarihli Cumhuriyet Gazetesinde Diyarbekir, Ergani ve Malatya’nın işgal edildiği, valilerin esir olduğu şeklinde birtakım eracifin (saçmalıkların) intişar ettiği (yayıldığı) …  Meclisi Âli’nin ve efkârı umumiyenin (kamuoyunun) tenevvürü (aydınlanması) için Dâhiliye Vekili Beyefendinin hemen şifahen (sözlü olarak) cevap vermelerini talep ve rica ederim. 28 Şubat 1341.                                                                  Ergani İhsan Hamit”

    Dâhiliye Vekili Cemil Bey (Tekfurdağı); “Efendim! İstanbul matbuatının (basınının) bir kısmında Diyarbekir, Ergani, Malatya’nın sükût ettiğine, valilerin esir olduğuna dair neşriyat yapıldığı İstanbul’dan telgrafla bildirilmişti. Derhal ajanslar ve Matbuat Müdüriyeti vasıtasıyla tekzip edilmişti….” Sf. 12 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 45 (27.02.1925 / 17.03.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 66, Celse: 1, – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  •  26 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 65, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Şeyh Sait İsyanı Hakkında Başvekilin İzahatı;

    Başvekil Ali Fethi Bey (İstanbul); “… bu sabah Elâziz kalem reisi Binbaşı Rasim ve telgraf baş memuru Sıdkı imzasıyla Dahiliye Vekâlet’ine gelen telgrafı aynen okumak isterim.; Ussat (eşkıya) firardadır. Şimdiki halde ahalinin himmet (destek) ve gayretiyle kasaba ekrattan (Kürtlerden) tahliye edilmiştir (boşaltılmıştır). .. Ussatın kasabayı işgal eden mevcudu .. dört yüz kişidir. Bundan otuz kişisi kadar Kömürhan civarına müsademe (çatışma) maksadıyla gitmiştir. Mütebakisi (geriye kalanı) Palo civarına çekilmiştir. Başlarındaki Şeyh Şerif ve Şeyh Mahmut’tur. Ussat; Hükümet konağı ve kolorduyu ve bütün müessesatı (kurumları) kâmilen (tamamen) yağma etmiştir. Ussat (eşkıya) Şeyhlerinin emirlerine lakayttır (ilgisizdir, kayıtsızdır). Gayeleri çapulculuktur. Deponun işgaliyle elde ettikleri silahlarla silahlanmışlardır. Ahalinin cephanesi kısmen bitmiştir. Ahali bir an evvel askerin vüruduna intizardır (oraya yetişmesini acilen beklemektedir). Beş on atlı serian (hızla) ileri sürülse ahalinin kuvvei maneviyesi (manevi kuvveti) artacaktır. .. Ussatın (eşkıyanın) hep kuvveti def olunacaktır. Dört gözle intizar ediyoruz (acilen bekliyoruz). 26.2.1341″ Sf. 358

    (Müzakere açılmıyor, Elâziz Halkına Teşekkür Ediliyor.)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 44 (15.02.1925 / 26.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 65, Celse: 2, – Sf. 358) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 25 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 64, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Malatya’da da Sıkıyönetim İlan Oldu:

    Maarif Vekâleti Bütçesi: Kâzım Karabekir’in Mufassal (etraflı) Bir Konuşması Var. Sf. 291  

    2. Celse: Kâzım Paşa

    Vatana İhanet Kanunu’nun 1. Maddesi Değiştiriliyor:

    Başvekil Ali Fethi Bey (İstanbul); (Gençte eşkıya ayaklanmış geçen sene de Nasturî ayaklanması vardı diyor ve Şeyh Sait isyanını anlatıyor;) “… bu ussat (silahlı eşkıya) Palu mıntıkasını elde ettikten sonra dün (24. 2.1925) Elâziz Vilâyetinin merkezine hücum etmişlerdi. Orada bulunan müfrezemiz (askeri birliğimiz) gece yarısından öğlene kadar durmadan şiddetli bir müsademede (çatışmada) şehri kahramanca ve metinâne müdafaa (sağlam savunma) sonra her taraftan hücum eden asilerin kuvvetine tahammül edemediğinden maalesef İzoli Köprüsüne kadar çekilmeye… Sf. 307  diğer bir vesikada alınan raporlardan birinde de  deniyor ki hâdise; Padişah, Hilâfet, Saltanat .. gibi irticakâr (gerici) bir program puşidesi (örtüsü) altında Kürtçülüktür ve umumi olarak kabul edilebilir. .. bu rapor 17 Şubat tarihiyle gelmiştir…. Diyarbekir’de .. bazı anasırın 19 şubat gününde hükümet konağı civarında ve fırka karargâhı civarında iki adet el yazısı ile yazılı beyannamede Gazi Paşa aleyhinde Ordu aleyhine paşalar ve mebuslar aleyhinde küfürler varmış.. Diğer şayanı dikkat (dikkate değer) bir vesikada (belgede) deniyor ki; ölen bir asinin üzerinde bulunan mektup, … Kürdistan’da hükümet teşkili için dolaşarak, Piran’a gelmiş olan Şeyh Said Efendi’nin marifetini, iki mahkumun derdesti (tutuklanması) üzerine Piran vakası zuhur eylediği (Piran Köyünün olayının yani Şeyh Sait İsyanının ortaya çıktığı) .. Sf. 308 Efendiler harici mesailin (dış işlerin, Musul Meselesinin) hallolmak üzere bulunduğu şu sıralarda, dâhilde zuhur eden (ortaya çıkan) bir isyan hareketine… ” (Harici bağlantı hakkında bu kadar bir imâ var Başvekilin sözlerinde.)

    Kâzım Karabekir Paşa (İstanbul); “… bütün cihan bilmelidir ki; bu vatanın yekvücut evlatları her zaman, her fedakârlığa amadedir.” (Şiddetli alkışlar) 

    Hıyaneti Vataniyye Kanununun 1. Maddesi’nin Tadili Hakkında Kanun Teklifi;

    Madde 1 Dinî veya mukaddesatı diniyyeyi (dini kutsalları) siyasi gayelere esas veya alet ittihaz maksadıyla (siyasi amaçlara esas veya alet etmek amacıyla), cemiyetler teşkili memnudur (cemiyetler kurulması yasaktır). Bu kabil cemiyetleri teşkil edenler (bunun benzeri cemiyetleri, dernekleri, toplulukları kuranlar) veya bu cemiyetlere dâhil olanlar haini vatan addolunur (vatan haini olarak adlandırılırlar). Dini veya mukaddesatı diniyeyi (dini kutsalları) alet ittihaz ederek (alet ederek) şekli devleti (devletin şeklini) tebdil (değiştirmek) ve tağyir (dönüştürmek) veya emniyeti devleti ihlâl (devlet güvenliğini bozmak) veya dini, mukaddesatı diniyeyi alet ederek her ne surette (biçimde) olursa olsun ahali (halk) arasında fesat ve nifak ilkası (fesat ve fitne sokulması) için gerek münferiden (kişi olarak) ve gerek müçtemian (topluca) kavli veya iradi (sözlü veya bilinçli) veyahut neşriyat icrası suretiyle (yayın yapmak yoluyla) harekette bulunanlar kezalik (aynı şekilde) haini vatan addolunurlar. Sf.311

    Hiç bir eleştiri olmadan aynen kabul edildi.

    3. Celse: Ali Sururi.

    Tütün İhracı Hakkında Kanun Görüşüldü:  

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 44 (15.02.1925 / 26.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 64, Celse: 2, – Sf. 307 ile 311 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •     23 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 63, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Adliye Bütçesi Görüşülüyor, Şeyh Sait İsyanı var  

    2 ve 3 Celse: Ali Sururi Bey

    Hükümet, Doğu’da Sıkıyönetim İlan Etmiş, Meclis’in onayına sunuluyor:

                          “BMM Heyeti Celile’sine;

    Ergani Vilâyetinin bir kısmında kuvvei müsellaha (silahlı kuvvetler)  Devlete karşı müsellahan vukua gelen (silahlı olarak meydana gelen) isyan, Diyarbekir, Elâziz, ve Genç Vilâyetlerine de sirayet eylemiş (bulaşmış) ve teessüre müstait (üzülmeye yetenekli) görülmüş olduğundan Elâziz, Genç,, Muş, Ergani, Dersim, Diyarbekir, Mardin, Urfa, Siverek, Siirt, Bitlis Van ve Hakkâri Vilayetleriyle Erzurum Vilâyetinin Kığı ve Hınıs kazalarında bir ay müddetle İdarei Örfiye (sıkıyönetim) ilan edilmiştir. Teşkilâtı Esasiye Kanununun 86. Maddesi mucibince (icabınca) Keyfiyeti (gereğince) Meclisi Âli’nin tasdiklerine arz eylerim (onayına sunarım). 23 Şubat 1341

                                                                             Başvekil Ali Fethi”

      (Kabul sesleri, izahat verilsin sesleri,) Sf. 288

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 44 (15.02.1925 / 26.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 63, Celse: 2, – Sf. 288) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 18 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 59, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Dâhiliye Vekâleti Bütçesi;   

    4. Celse Hafidir (Gizlidir):

    Zengin Ermenilerin Memlekete Kabulü Konuşuluyor;

    Aşağıdaki notlar (TBMM GCZ IV – Sf. 512) kitabından birebir alınmıştır.

    Dâhiliye Vekili Esbakı (Eskisi) Kütahya Mebusu Ferid Beyin, Bazı Ermenilerin İstanbul’a Duhullerine (Girişlerine) Müsaade Etmesine Dair Mazbata;

      Ferid Bey (Kütahya); “… Bu gibilerin avdetlerinin (dönüşlerinin) meni (yasaklanması) hakkında bir kaydı kanuni olmadığını arz etmiştim. Daha geri gideceğim. Lozan’da akdettiğimiz (imzaladığımız) muahedei sulhiye (barış antlaşması) ve o muahedei sulhiyenin müstenit bulunduğu (dayandığı) mezabıt ve senedatı düveliye (devletlerin tutanak ve senetleri); bu gibi Rum ve Ermeni firarilerden memlekette bir şuriş ikaı suretiyle (karışıklık çıkarmış olması nedeni ile) tecrim edilmemiş (cürüme bulaşmamış, mücrim olmamış, suçlu olmamış) bulunanların girmesini kabul etmiştir. Heyeti Celile’niz Lozan Sulh Muahedenamesini kabul ederek onu kavanini devlet meyanına (devlet kanunları içine) ithal etmek suretiyle bir karar ittihaz etmiştir (kabul etmiştir). 

    Niyazi Bey (Mersin) ” …. Bendeniz bu meselenin indisi ile çıktısı ile ne için zenginler girmiş, fakirler girmemiş”

    Ali Fethi Bey (Başvekil ve Müdafaai Milliye Vekili); “Beyefendi; 5 Eylül tarihli vermiş olduğum emrin hilâfında kimse girmemiştir, diyorum. Bunun aksini ispat edecek bir vesika varsa lütfen okuyunuz.”

    Ferit Bey (Devamla); “Okuyorum efendim. İstanbul Vilâyetine Elyevm (halen, bugün) Paris’te bulunan Nurican Efendi ile haremi (eşi) ve bir kadın hizmetçisinin İstanbul’a avdetleri (geri dönüşleri) münasip (uygun)  görüldüğünden İstanbul’a vürudunda (geldiğinde) kabulü mütemennadır (temenni edilir) efendim.” (Bir belge daha; )

                          “Hariciye Vekâleti Celile’sine:

    Nurican Efendi ile hareminin pasaportlarının ziyaa (zarara) uğradığı beyanı ile yeni pasaport itası (verilmesi) lâzım geldiği mümessillikten, gelen telgraftan anlaşılmış olmakla mumaileyhe (bahsedilen kişiye) lâzım gelen pasaportun itası lüzumu cevabının ita buyurulmasını rica ederim efendim.”

    Ali Fethi Bey (Başvekil) (İstanbul); Zatı âliniz belki bu fikir ile söylemediniz. Fakat Ferit Beyefendi evvelce kürsüden ifade etmiştir ki; kendi zamanında olan şey, üç kişiden ibarettir. Hâlbuki elli kişi kadar Ermeni…

    Ferid Bey (Kütahya); “Ermeni demedim. Mezuniyetle (izinle) hariçte bulunan..,

    Ali Fethi Bey (Devamla); “Efendiler, verdiğim emir şudur. Hacim Muhittin Beyefendi görmüşlerdir. Daha iyi hatırlarlar, benim hatırımda kaldığına göre; memleketimizden pasaport alarak çıkmış olanlar avdet edebilirler (geri dönebilirler). Çünki Hıristiyan unsurlarının (kesiminin) memleketimiz dâhilinde mahsur (kuşatılmış vaziyette) kalacağını ve hiçbir kişinin seyahate çıkmayacağını tasavvur etmek (düşünmek) mümkün değildir. Bazısının mazereti olur, bazısı berayı ameliyat (ameliyat olmak için) harice gider, bazısı da berayı ticaret ve berayı maslahat (iş yapmak için) gidebilirler. Binaenaleyh memleketimizden pasaport alarak çıkmış olanlar dönebilirler. Fakat ecnebi pasaportu almak suretiyle veyahut işgal altında, ecnebi kuvvetlerinin tahtı memuriyetlerinde (memuriyetleri atlında) bulunmuş olanlar veyahut polis tahkikatı ile hıyanetleri ve Türkler aleyhinde hareketleri sabit olan adamlar memleketimize giremezler. Emir budur ve bu tebligat tamamıyla Lozan muahedenamesi müzakere olunduğu zaman İsmet Paşa Hazretleri tarafından verilen beyannameye muvafık (uygun) bir beyannamedir ve bu mesele daha İstanbul’da iken, gazeteler bahsettiği zaman bir iki defa Ankara’dan ve daha evvel zamanlarda da, böyle emirler verilmişti, diye bazı telgraflar gelmiştir. Çıka çıka Noriçyan isminde bir Ermeni’nin ismi zikrolundu. Noriçyan olduğu anlaşılıyor. Noriçyan bizim pasaportumuzla gitmiştir ve bunu heyeti teftişiyeniz (denetim heyetiniz)  tahkik etmiştir (araştırmıştır). Gayri mekşuf (keşfedilmemiş) noktalar kalmamıştır. Bizim pasaportumuzla gittiği polis kuyudatı (kayıtları) ile sabittir, avdet etmiştir (geri dönmüştür) ve yine bizim pasaportumuzla avdet etmiştir, kabul edilmiştir. Bundan ibarettir. Bu gibi adamlar dönebilirler ve gelebilirler. Fakat sizin soktuğunuz adamlar, bu emrin hilâfı olarak (aksine olarak) girmiş olan adamlardır. Bu emrin hilâfında benim zamanımda hiç kimse girmemiştir ve bu iddiada sabitim (ısrarcıyım). Zikrettiğiniz Noriçyan, bu Efendi emrin hilâfında girmiş bir adam değildir Ferit Bey. (Bravo sesleri) (TBMM GCZ IV – Sf. 512)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 44 (15.02.1925 / 26.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 59, Celse: 2, – Sf.  ile  arası) ve (TBMM GCZ IV – Sf. 512) kitapların birebir alınmıştır.

  • 17 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 58, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Aşar Vergisini İlga Eden Yani Yürürlükten Kaldıran Kanun Kabul Edildi: 153 Mebusun 152’si evet dedi. Sf. 96, 97

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 44 (15.02.1925 / 26.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 58, Celse: 2, – Sf. 96, 97) kitabından birebir alınmıştır.

  •  16 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 57, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Dâhiliye Vekâleti Bütçesi;

    Halis Turgut Bey (Sivas) (1926 da idam edildi); ” ..Bir meseleyi iki sendir halledemedik; mesele kırtasiyecilikte değil, merkeziyetçiliktedir. .. Bilhassa polis ile jandarmanın tevhidi lüzumunu (birleştirilmesi gereğini) arz edeceğim…” diyor. Sf. 53  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 44 (15.02.1925 / 26.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 57, Celse: 2, – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • 15 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 56, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Mehmet Şükrü’nün İkaz Gazetesinin Manşeti Sorun Oluyor: (Mehmet Şükrü Bey bir buçuk yıl sonra idam edildi, sosyalist ve muhalif)

    (Mersin Mebus’u Besim Bey, Afyon Belediye Reisi’nin ümmi olduğunu (okuma yazmasının olmadığını) Dâhiliye Vekilinden soruyor, her gün soruyoruz cevap vermiyor diyor. Bununla ilgili olarak, Mehmet Şükrü Be, İkaz Gazetesinde şunları yazmış;)

    “Ey Muhterem Mebuslar; bilumum kanunları ve bilhassa kendinizin yaptıkları kanunları tatbik ettirmekliğiniz hem vazifenizdir hem namus ve vicdan borcunuzdur. Bunu yapıp yapmamak sizlerin şeref ve namusuna taalluk eden (namusunuzla ilgili olan) bir meseledir….” Sf. 6

    (Ali Saip ve Mazhar Müfit bu habere çok kızıyorlar.) Sf. 6

    Aşarın İlgası Hakkındaki Kanun Görüşülüyor:

    Besim Atalay Bey (Aksaray); (Toprak mülkiyetinin tarihçesini anlatıyor. Roma da halkın bir karış toprağı yoktu, hepsi devletindi, İslam döneminde bir kısmı halka dağıtıldı diyor ve anlatıyor:) “Fatih, eski Türk usulü tarzında teşkilâtını bir hakanın emri altında toplanan muhtelif hanların idaresinde olmak üzere tımar ve zeamet usulü ihdas etti (kurdu, yerleştirdi). Tanzimat her şeyi her milli teşkilâtı yıktığı gibi bunu da ortadan kaldırarak aşar usulünü ipka etti (yerine koydu). .. Tımar ve zeamet sahibi olan zat az çok toprağın imarını düşünürdü…” Sf. 10 

    Aşar vergisi bütçenin üçte birini karşılıyor onun yerine arazi vergisi koyacaklar ve diğer vergileri de arttıracaklar.  

    3. Celse Hafidir (Gizlidir).

    Aşağıdaki Bilgiler TBMM GCZ IV, (Sf.491) kitabından birebir alınmıştır.

    (Geri Dönen Rum ve Ermenilerle İlgili Bir Celse Olmalı.) (Eski dâhiliye vekilinin Ermenileri İstanbul’a aldığına dair bir gazete haberi konu olmuş, Ferit Beyden sordular.) TBMM GCZ IV – Sf. 491

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 44 (15.02.1925 / 26.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 56, Celse: 1 (sf. 6, 10 arası) (3. Celse Hafidir: TBMM GCZIV – Sf. 491) kitaplarından birebir alınmıştır.

     

  •  14 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 55, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    1925 Belediye Seçimlerindeki Baskılar Görüşülüyor;

    Feridun Fikri Bey (Dersim); (Elâziz seçiminde baskı var diyor;) “Hâkimiyeti milliye (milli egemenlik) ve cumhuriyet mefhumunun (kavramının) halka bahşetmiş olduğu hakkı reyi (oy hakkını) kemali serbesti (tam bir serbestlik) ile istimal etmesine (kullanmasına) karşı, kuvvei hükümet tarafından (hükümet güçleri tarafından) müdahalat (müdahaleler, karışmalar) olmaktadır. .. Elâziz’de Halk Fırkası, Hoxili Süleyman Efendi isminde bir zatı muhteremi namzet (aday) koymuştur. Buna mukabil (buna karşılık) 15 sene evvel millet meclisin sıralarında bulunmuş .. cümlenin teveccüh ve hürmetini kazanmış Beyzade Mehmet Efendi de serbest ve müstakil (bağımsız) aday olarak yani ahali namzeti (halkın adayı) olarak namzetliğini ilan eylemiştir. Beyzâde Mehmet Nuri Bey’den aldığımız ilk telgraf şudur;

    “Harput’tan 300 imza ile namzetliğim (adaylığım) ilan ve Dâhiliye Vekâleti’nin Harput Heyeti Teftişiyesine (denetleme heyetine) havale edilen emrinde, intihabadın (seçimlerin) hemen icra olunmasına rağmen, Heyeti Teftişiye’ce dünkü gün verilen karar üzerine müntehibi saniler (delegeler, ikincil seçmenler) tezkerelerle (yazılı emirlerle) şubatın sekizinci gününe davet olunmuş iken, geçen seneki intihabatta görülmemiş tehdidat (tehditler) ve istibdat icrası (baskılar yapılması) yüzünden mahkûm olan Vâli, amalini terviç maksadıyla (emellerini gerçekleştirmek amacıyla) Harput intihabının, hiç bir esbabı kanuni (yasal sebebi) olmadığı halde şubatın on beşine kadar tehiriyle (ertelenerek), Heyeti Teftişiye’nin bu kararını bozdurmak için şiddete imali nüfuz etmekte (baskı yaratmakla) ve Palu’ya bir yüzbaşı gönderdiği gibi, diğer kazalara da mektupçuyu gönderip icmayı istibdat ettireceğini (toplu baskı yaptıracağını) söylemektedir. … Vilâyetimizin şu zinciri tahakkümden kurtarılmasını selâmeti millet nâmına (milletin kurtuluşu adına) istirham eylerim. Beyzade Mehmet Nuri” (1) Sf. 415

    Feridun Fikri Bey (Devamla): Efendiler bu telgraftan sonra diğer bir telgraf daha gelmiştir bu da Elâziz ‘de Keban’da Hacı Kaya’dandır.” 

    “Keban müntehibi sânilerinin (delegelerinin) hapsine kadar müdahale ilerlemiştir. Tahrirat Müdürü (Yazı İşleri Müdürü) müdahale için Keban’a gönderildi, …. Jandarma başında bilâmuhaba (ürkütücü biçimde) Kaymakam, jandarma komutanı oturmakta jandarmalar vasıtasıyla günde bir kaç rey sandığa atmak suretiyle beş – altı günden beri intihabat (seçimler) devam etmektedir. Sandık hemen açılmadan Halk Fırkası (CHP) namzedine (adayına) rey (oy) verildiğini Kaymakam ve Jandarma kumandanı Valiye yazmakta olduğu da müdahalenin derecesini ispat eder. Palu’da arkadaşımız Haşim Bey’in de tazyik edilmekte olduğunu (baskıya maruz kaldığını) arz ederim. Müdafai Hukuk Reisi Sabıkı (eskisi) Hacı Kaya Sebati.”  Sf.416 Bunun üzerine Palu Kazası intihabadı (seçimleri) yapılmıştır. (Palu’dan gelen telgrafı okuyor:) “..elliye karib (yakın) gelmeyenlerin reyleri başkaları tarafından Heyeti Teftişiye’nin tensibi (onayı) ile yazılarak sandığa bırakıldı. Cinayetle mahkûm olanlardan rey (oy) alındı. Beyzade Mehmet Efendi’ye verilen reylerin ekserisi (çoğunluğu) Süleyman Efendi nâmına yazılmakla, men edildi (engellendi). .. Mukadderatı millet (milletin kaderi, milletin geleceği) maksadı mahsusa (özel amaçlara) feda edildi….   serbestii intihap (serbest seçimler) tehdit ve inhisar (tekel) altına alındı. … intihap edildi (seçildi) denilmektense mebus tayin kılındı demek daha münasip (uygun) olacağı..   intihapta cereyan eden yolsuzluğu ispata hazır bulunduğumuzdan ..  ” Hacı Nuhzade Mehmet. Sf.416

    Feridun Fikri (Devamla); “Eğin, namı diğer Kemaliye’de, Mebus intihabı için hariçten gelen tesirin (etkinin) şiddeti berveçhiâtidir (aşağıdadır); (Gelen telgrafı okuyor:) “Kazamızın mebus intihabı (seçimi) kaymakamımızın tesiri nüfuzu (nüfuzunu etki ettirmesi) ve hariçten Meclis’e (Kaza Meclisine) getirilen memur ve mütegallibenin celbi şiddetleri ile (zorbaların gelmesi sonucu olan şiddetle) açıldı. Hukuku meşrualarımızın (yasal haklarımızın) ayakaltına alındığı maalesef görüldü. İmza; Eğinli Sehlikzâde Hacı Ali Efendi. Sf.417  .. Buna müteakip (bunu takip ederek) Elâziz kasabası intihabadı açılmıştır. Telgrafı okuyorum; (Vali Elâzığ seçiminin Beyzadeye gitmekte olduğunu anlayınca Keban seçimine yükleniyor diyor:) “Vilâyetin gayri kanun vuku bulan teklifâtına tahammül edemeyen Keban Kaymakamı istifaya mecbur tutulmuş ve bütün şiddeti icra etmek üzere vekâlete bu gece Palu Kaymakamı gönderilmiştir. Sf.418 Arkadaşlar; Sabit Beyin bir sözü gayet mühimdi; bir mebus kazanmak için bir vilayeti feda etmek siyaset değildir.” Bu söz bâlâyı Meclise, fırka binalarının kapısına yazılacak bir cümlei mukaddesedir (kutsal bir cümledir). Bunu unutmayın!” 

    Neşet Bey (Kangırı); “Vaktiyle senin amcana da Dersim’de böyle yapmışlardı.”

    Feridun Fikri Bey (Devamla); “Şahıs mevzubahis değil, bir davayı avukat olarak teşhir ediyorum. Bu millet davasıdır. Bu usulü devam mı ettireceğiz, yani Valiler, Kaymakamlar böyle yumrukla mı intihap (seçim) yaptırmalı. .. İntihabadı kazanmanın da yolları vardır. … bu son zamanlarda muhtelif yerlerde intihabat (seçimler) bu tarzda oldu, bunlar çığır değildir. Kayseri’de Halk Fırkası namzeti (adayı) 77 rey almıştır. Müstakil namzet (bağımsız aday) 74 rey almıştır ve merkez kazasında azim bir ekseriyet (büyük bir çoğunluk) sandığa müstakil namzedin lehinde rey vermiştir. .. Vali cemali edeple (güzel! bir yüzle) sandığı açamıyor başına geleceği biliyor.  (Ve Keskin Belediye seçimleri hakkındaki telgrafı da okuyor.) “… belediye intihabadı (seçimleri) esnasında Belediye Reisi Fuat Efendi ve hempalarının (kafadarlarıyla, adamlarının) devri istibdatta (baskı devrinde, Abdülhamit devrinde) bir misline nadiren tesadüf edilen bir ceberutlukla (zorbalıklarla) intihabata müdahale edilerek cebren (zorla) rey almak, alamadıkları reyleri tehditle rey verdirmek, istinkaf ettirmek (çekimser oy kullandırmak), vücudu meydanda olmayan adamın namına rey vaz eylemek (oy verdirmek) gibi, her türlü yolsuz ve kanunsuzluğu irtikap eylediğine (yaptıklarına) dair.”  (Belediye encümeninden dört kişinin imzası var.) 

    Feridun Fikri Bey (Dersim) (Devam Ediyor) (70 imzalı bir telgraf daha var, Ali Fuat Paşa’ya gelmiş, Feridun Bey okuyor:) “Gayemiz, bilcümle maksadımız (bütün amacımız) memlekette zulmün, itisafın (yolsuzluğun) değil, kanunun, hürriyetin hükümran olmasından ibarettir. Halk; kanı canı, malı pahasına elde ettiği nimeti Cumhuriyetten müstefit olmayacaksa… ” Sf.440

      Feridun Fikri Bey (Dersim) (Devamla); (Konya Kadınhanı’ndan da telgraf var. Okutuyorlar;) “Burada esaslı teşkilatı olmadığı halde kendisine Halk Fırkası Reisi süsü vererek veya bu kuvvetle Kaymakamı tehdit sevdasına düşen Belediye Reisimiz Rıza Efendi müntahiplerin (seçmenlerin) rey vermesine engel olduğu. Sf.422 (Devam ediyor:) “.. Alaşehir Belediyesi intihabatında (seçimlerinde) Jandarmanın sokakta adam dövdüğü ve zorla intihabat (seçimler) yaptırıldığı hakkında matbuatta (basında) bir telgraf görülmüştür. Uşak Belediye Reisi Mehmet Enver imzasıyla olacak. Bunun üzerine ne yapılmıştır? .. Bundan evvel de Giresun’da intihap olmuştur ve Meclis’e bir takım telgraflar gelmiştir. Telgraf; “Giresun Meclisi Umumi intihabatına davet edildiğimiz halde her nasılsa hükümet konağında Vali Beyin dairesinde rey (oy) atılması ilan ve tatbikine başlanması,  müntehibi sânilerin (delegelerin)  beşer onar makama celp ve kapılar sededilerek (makama çağırılıp ve kapılar kapatılarak) okuyup yazma bilmeyenlere, hatta alenen müstahzer (açıkça hazırlanmış) pusulalar verilip attırılması ve telefon hattının da kesilmesi ve müntehibi sânilerin (delegelerin) jandarma kuvveti ile susturulması...” Efendiler; Rica ederim memleketin her tarafından yükselen bu avaz (bağırtı) hakikât değil midir? Kayseri Valisi sandığı açmaz, Elâziz Valisi bütün kuvvetleri sevk eder. Bu yol yol değildir, gidiş değildir.” Sf. 423

    (Vakit geçti, hitamı müzakere.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 43 (31.01.1925 / 14.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 55, Celse: 2, – Sf. 415 ile 423 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1998): 1876’daki ilk Meclis’in Harput Mebuslarından olan Beyzade’nin telgrafının tek cümlesinde 94 kelime var, tekrarlanan kelime pek az bu cümlede 4 farklı zaman kullanılmış.

  • 14 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 55, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    1341 1925 Yılı Dahiliye Vekâleti Bütçesi:

    Sabit Bey (Erzincan); ” ..Memleketin emniyeti ve huzuru ile alakadar (ilgili) olan, muvazzaf (görevli, vazifeli) olan memurların adam dövdüklerini işitiyoruz ve buna inanmak istemiyoruz. İşte; İzmir’de Kısmi Adli Reisi’nin (Adli polis amirinin) dövdüğü adamlardan ve bu suretle gözü mettal (battal, sakat) ve kör olan birisinin muayenesinde tabibin verdiği raporu Riyaseti Celile’ye takdim edeceğim.”

    (İşkence başlamış sanırım, çünkü adamın ifadesinden bu anlaşılıyor.) Sf. 412

    Ziyaettin Efendi; (Erzurum) (Hoca) “.. Batının ilim ve fennini değil de ahlâkını alıyoruz. Ahlâkı ifsat (fesat ettiği) ve asayişi ihlâl ettiği (güvenliği bozduğu) için Japonya’da dans men edilmiştir. ..      yol yok, fabrika yok, hiç bir şey yok, sade asrilik bu imiş. İslam kadınlarını temettü mukabilinde (kâr karşılığında) vesikalarla (belgelerle) fuhşa sevk ediyorlar.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 43 (31.01.1925 / 14.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 55, Celse: 2, – Sf. 412) kitabından birebir alınmıştır.

  •  9 ve 10 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 51 ve 52, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    3. Celse: Refet Bey  

    Ardahan Mebusu Halit Paşa Meclis’te Vuruldu; (Silah sesi geliyor doğru düzgün bir açıklama yok oturuma devam ediliyor. Mebuslar izahat (açıklama) istiyorlar Reis, oturumu tatil ediyor.) Sf.268  

    10 Şubat 1341 52. İçtima Celse 1, Kâzım Paşa

    Ardahan Mebusu Halit Paşa’nın Meclis’te Vurulması Hadisesi Görüşülüyor: Sf. 271  

    Reşat Bey (Saruhan); “Efendiler, bir zamandan beri, bu Meclisimizin muhitinde bir derebeyliğin havası istişmam edilmektedir (duyulmaktadır). Birçok rüfekâyı mükerreme (kerem sahibi arkadaşlar) biliyorum ve hissediyorum ki kanaatlerini izhar edemiyorlar (açıklayamıyorlar). Efendiler; burası Büyük Millet Meclisidir, her kes burada en samimi bir surette bütün kanaatlerini efkârı umumiyeye (kamuoyuna) arz edebilir. Dünkü hâdise bu maruzatıma şahidi adlidir (bu söylediklerimin adli şahididir). .. Nizamnamemiz dâhilinde “Meclisi Mebusan’da müsellahan (silahlı olarak) girilmesi” diye bir madde vardır.  

    (Kılıç Ali, Falih Rıfkı, Yakup Kadri, Ali Saip, Süreyya ekibi Reşat Bey’in bu sözlerini geri almasını istiyorlar. “Mecliste derebeylik yoktur” diyorlar. Kimse Reşat Beyi savunmuyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 43 (31.01.1925 / 14.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 51 ve 52, Celse: 2, – Sf. 268 ile 273 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 9 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 51, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    1341 (1925) Bütçesi;

    2. Celse: Refet Bey

    1341 Bütçesi; Başvekâlet (başbakanlık) Bütçesi

    Bir Mebus: “Gün geçtikçe biz de otomobil hastalığı fazlalaşmıştır. Bir Cumhurbaşkanı bir de Başbakana otomobil alalım 3-4 otomobil de vekiller için alalım… pool sistemi (1) yapalım…. (otobüs koyalım sesleri) .. Evet, Demokrat bir millet için daha iyidir.  İsmen demokrat oluyoruz fakat o kadar aristokratız ki.”  Sf. 256 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 43 (31.01.1925 / 14.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 51, Celse: 2, – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) 2023; Pool sistemi; kurumsal yapılarda araçların kişiye özel kullanılması verimsizlik yarattığı için bu yönteme başvuruluyor. Filo yönetiminde araçların bir havuzda toplanması, ihtiyacı olanın bu sistemden araç çekmesi şeklinde çalışan bir araç yönetim sistemidir.

     

  • 8 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 50, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Musul Meselesi;

    (Musul’a giden Fettah ve Nazım Beylerden oluşan iki kişilik heyet İngilizler tarafından tutanak tutularak esir kampına konulmuş, soru önergesi var.) Sf. 211

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 43 (31.01.1925 / 14.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 50, Celse: 2, – Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 7 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 49, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Memur maaşları görüşülüyor: Osmanlı Devleti’nde işçi ve memur sendikalarının olduğundan ve grev haklarının olduğundan bahsediliyor.  

    Başvekil Ali Fuat Bey; “.. Bizim memleketimizde memur sendikası olamaz Efendiler!”  Sf.199

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 43 (31.01.1925 / 14.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 49, Celse: 2, – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.

      

  • 5 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 48, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    2. Celse: Refet Bey

    1341 (1924) Bütçesi;

    Muammer Bey (Sivas); “Eğer Türk rakamı sevmiş olsaydı büyük felaketlerin önüne geçerdi. Yabancı mallar günden güne çoğalıyor, Hindistan’dan fasulye geliyor mamul eşya değil. Sf. 172 Masrafları kısalım önce Meclis’in tahsisatından (ödeneklerinden) başlayalım. İkincisi, ordu masrafını tenkis edelim (kısalım). …  .. Orduyu bütün milletin malı yapmak istiyorum. Demokrat ordusu, halk ordusu yapmak istiyorum. (gürültüler) ..Askerin ayrı bir kışlası olur ayrı bir yeri olur.” 

    Ali Salip Bey (Kozan); “Faşist usulü”

    Muammer Bey (Devamla); (Memur sendikaları olsun diyor.) Sf. 175

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 43 (31.01.1925 / 14.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 48, Celse: 2, – Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 47, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    2. Celse Hafidir (Gizlidir):   

    Başpapaz Araboğlu Konstantin’in Mübadeleye Tabi Tutulması Yunan Notasına Sebep Olmuş Bu konu görüşülüyor; Sf.143.

    Aşağıdaki Notlar: TBMM GCZ IV – Sf.475 ile 476 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Şükrü Kaya Bey (Hariciye Vekili) (Menteşe); “.. İngiltere’nin bir büyük sözü vardır .. “Bekle ve Gör!”   İngilizler Türkler için şu sözü söylemekte ve şu zihniyeti tanımamaktadır; “Türk adam olmamıştır. Bütün yaptıkları bu; inkılâbı (devrimi), muhabere (haberler yani propaganda) vesaire hep zahiri (görünür) şeylerdir. Türklerin hududuna düşman geldi. Bu ise Türklerin asabiyetine dokundu, derhal ayaklandılar, düşman da zayıftı, harb ettiler ve düşmanı memleketlerinden attılar. Şimdi çubuklarını yakıp keyiflerine bakıyorlar. Siyaseti Hariciyeyle, iktisatla meşgul değildirler. Meşgul olsalar da kabiliyetleri yoktur. Binaenaleyh bir gün pişmiş yemiş gibi düşeceklerdir.” diyorlar. “Evvela malumdur ki; Türkiye sermayeye muhtaçtır .. bir propaganda yapalım Türkiye’de asayiş (güvenlik) yoktur diyelim…”   İngiltere’nin bize doğrudan doğruya düşmanlık yapabilmesi için ne yapabileceğini çok salâhiyettar bir zatla (kişi ile) görüştüm. İki milyon asker ve bir o kadar da masraf yapmaya mütevekkiftir (mecburdur), dedi. Hâlbuki efendiler, İngiltere’nin efkârı umumiyesi (kamuoyu) böyle bir fedakârlığa tehammil değildir (tahammül edemez, dayanıklı değildir) ve yapamaz.  Binaenaleyh İngiltere’nin bize karşı açık göğüsle ve merdane bir surette taarruzu (açık bir saldırısı) yoktur ve yapamaz, bunu kendilerinden beklemeyiniz.” 

    3. Celse Alenidir: Kâzım Paşa.

    Türk Yunan ilişkileri gergin, Bir hudut taburu Edirne’ye bir seyyar jandarma alayı ve bir süvari jandarma bölüğü taşınması için Müdafai Millîye Encümeninde kanunlaştırıldı ittifakla kabul edildi. Sf. 143 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 43 (31.01.1925 / 14.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 47, Celse: 1 Sf. 143, Celse 2 Hafidir: TBMM GCZ IV Sf.475,476 arası) kitaplarından birebir alınmıştır.

     

  • 2 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 45, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    1341 (1924) Bütçesi Görüşülüyor: (Muhalefet adına Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasından Ali Fuat Paşa bütçeyi eleştiriyor:)

    Ali Fuat Paşa (Ankara); “… 1340 (1923) bütçesi 140 milyon, bunun 78 milyon küsuru masraf, 62 milyon küsur memurin maaşatı (memurların maaşları).  Sf.63 İlk bütçe uygulaması 1326- 1327 (1910 – 1911) yılları arası. 1341 (1924) senesi için 80 milyon masraf, 78,890 milyon maaşa (memur maaş bedeli). 1340 (1923’te)  merkezde 2.056 memur, taşrada 71.821 memur.  Tabii bu memur adedi içinde Müdafai Milliye, Bahriye Vekâletleri ve jandarma hariçtir. 1341 (1924) bütçesinde merkezde 3.136 memur, taşrada 75.917 memur vardır. 1326 (1910) senesinde Osmanlı İmparatorluğu’nun… merkezde;7.400, taşrada;75 bin memur vardı…. Osmanlı İmparatorluğu’nun 4.848 Emniyeti Umumiye memuruna (Emniyet Genel Müdürlüğü personeline) mukabil (karşılık) Türkiye Cumhuriyeti’nin 5.912’dir. Osmanlı İmparatorluğunun 9.886 adliye memuruna mukabil Türkiye Cumhuriyeti’nin 8.576 memuru vardır. .. 1326 senesinde maaşat kısmı o vakit ki tekmil (bütün) bütçenin üçte birini teşkil etmekte (oluşturmakta) iken…  bu günün bütçesinin nısfını (yarısını) teşkil etmektedir. Yine itiraf etmeliyiz ki; bu kadar fazla maaş koyduğumuz halde memurlarımızın tamamıyla terfih edildiklerini (yüceltildiklerini, yükseltildiklerini, daha iyi bir seviyeye geldiklerini) iddia edemeyiz. Bunun neticesi olarak idarede her gün tesadüf edilen suiistimaller vukua (yolsuzluklar meydana) gelmektedir. .. yapılacak şey vezaif  (görevler) ve umuru devlete (devlet işlerine) her gün yenisini ilave değil bilakis (tersine) haddi asgariye (en alt seviyeye) indirmektir. .. bugün şu Ankara’da ekmeğin okkası yirmi yedi ve sonra kaşar peyniri 200 kuruş olduğuna nazaran (göre) böyle 24 lira alan bir memur iki kişiye ekmek ve biraz peynir alabilir.”  Sf.69

    2. Celse: Refet Paşa  

    1341 (1925) Bütçe Görüşmelerine geçildi:

    Zeki Bey (Gümüşhane); “1340 (1923) bütçesi 11 milyon açık ile kabul edildi. Sene sonunda açık 40 milyonu buldu. Böyle idare makinesi olmaz. .. Buna Sorma Ver Bütçesi Derler.  .. İmparatorluk zamanında .. 19 – 20 vilayetle idare eden bir hükümet bugün 74 vilayetle idare ediliyor. Sf. 89 Bizimki yalnız halkı soymakla kalmıştır. … Sf. 86  .. Maatteessüf bize kanun hâkim olmamıştır, kanundan ziyade şahıs hâkim olmuştur.” Sf. 88  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 44 (31.01.1925 / 14.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 45, Celse: 2, – Sf. 63 ile 88 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  7 Şubat 1341 (1925) tarihinde İçtima: 49, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    1341 (1924) Bütçesi; Dış Ticaret Rakamları.  

    Maliye Vekili Abdullah Bey; (1329 (1913) yılında ihracatımız 21.436.000 lira ithalatımız; 40.800.000 lira. 1339 (1923) yılında ithalat; 144,7 milyon lira, ihracat; 84,6 milyon lira. 1340 (1924) yılı şubat ayı ithalatı; 11,7 milyon, ihracat ise; 9,7 milyon liradır.  Bu ihracat fazlalığı da pamuk ve tütündeki ürün fazlalığındandır diyor.) Sf. 188,189

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 43 (31.01.1925 / 14.02.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 49, Celse: 2, – Sf.188,189) kitabından birebir alınmıştır.