Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  •    6 Kasım 1340 (1924) tarihinde İçtima: 3, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    2. Celse;

    Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Kurulmuş;  

    Rauf Bey (İstanbul); “.. Rauf Cumhuriyetçi midir, değil midir diye şüphe varmış.” 

    Recep Bey (Kütahya) Dâhiliye Vekili; “Evvelce yoktu şimdi hâsıl oldu (ortaya çıktı).” 

    Rauf Bey; “Sizin her vakit ve her tereddüt ettiğiniz zaman da ben tekrar yemin ve kasem etmeye mecbur muyum? (Mecbursun sesleri) Hayır Efendiler, kimsenin kimseden şüphe etmeye hakkı yoktur.”

    Ali Bey (Karahisarı Sahip); (Ali Çetinkaya, İstiklâl Mahkemelerinin Üç Aliler Divanı’ndan); ” Sen de o vakit bu toprakta oturamazsın, ecdadının, dedenin, babanın geldiği yere gidersin, bu toprak bunu istiyor.” 

    Rauf Bey; “..Gizli defterler, gizli fikirler varsa bizde yok… Rauf Cumhuriyetçidir amma Cumhuriyet mi hâkimiyeti milliyenin tekâmülüdür (milli egemenliğin gelişmiş hâlidir), yoksa hâkimiyeti milliye mi Cumhuriyetin tekâmülüdür? .. Şimdi bilâkaydüşart (kayıtsız şartsız) hâkimiyeti milliye esasına müstenit (dayalı) bir idarei demokrasi denilen halk idaresi esaslarını tesis etmek (kurmak) için ve bu esaslar üzerine milletten vekâlet aldık. .. Bir takım arkadaşlarımız milletin bu hakkını milletten alıp şu veya bu makama, Meclis’i fesih ve kanunları red hakkını vermek zihniyet ve istikâmetini (yolunu) gösterdiler. İşte ben buna muhalifim…. Belki bazılarınız söylediniz; “Rauf Halifecidir!” Efendiler! Değil Halifeci ve Saltanatçı, bu makamın hukukunu almak istidadında (yeteneğinde) olan herhangi bir makamın aleyhindeyim.” Sf. 113 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 3, Celse: 1, – Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Kasım 1340 (1924) tarihinde İçtima: 3, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    Heyeti Vekîle’nin Umumi İstizahına (Hükümet Hakkında Verilen Gensoru Görüşmelerine) Devam:

    (Eskişehir Mebusu Ayıcı Arif, Köylülere bilinçsizce verilen tohumluklardan şikâyetle, köylü milletin efendisiydi ne oldu diyor. Cevap gecikmiyor.)

    Salih Bey (Bozok); “Yahu bugün efendilerimiz dediğiniz köylülerin yirmi tanesine Ayı’nı baktırıyordun, kimi aldatıyorsun bu sözlerle.” 

    Arif Bey (Eskişehir); “Şimdi Mebusum o vakit başka idi.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 3, Celse: 1, – Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.

  •   5 Kasım 1340 (1924) tarihinde İçtima: 2, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    (Mebusluktan istifa eden Paşalara İsmet Paşa’nın teklifi üzerine bir kademe terfi veriliyor. Kâzım Paşa askerlikten istifa etmiş olmasına rağmen Milli Savunma Bakanı “git görevine devam et” diye yazı yazıyor. Tartışma sonunda Kâzım Paşa haklı çıktı.) Sf. 18

    2. Celse

    Mübadele (Karşılıklı Nüfus Değişimi) ve İmar İskân Vekâleti Hakkında İstizah

    Gensoru tüm hükümete şamil kapsayıcı oldu. Görüşülecek.

    Mustafa Necati Bey (Adliye Vekili); (Rıza Nur; Mustafa Necati Bey Sıhhiye Vekili iken, beş bin yetim çocuğun 300’ü ölmüş 700’ü kör olmuş diye soru önergesi vermiş.) “.. zaten hayatı siyasiyesinde dehşetli kin tutmak hasleti (özelliği, huyu) vardır. Rıza Nur Bey, tarih yazar İttihat ve Terakkiyi lekelemek için içine kayıt koyar! (Bravo sesleri, alkışlar) (Bir ses; Ona deve kini derler.)

    Dr. Rıza Nur (Sinop); “Olacak şey değil Vallahi.” Sf. 65 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 2, Celse: 1, – Sf. 18 ile 65 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   1 Kasım 1340 (1924) tarihinde İçtima: 1, Celse:1, Reis yok.

    Reis yok, Kemal Paşa; “Celse, Reis Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri tarafından küşâd edilmiştir.” diyor. Kendisini anons edip konuşuyor. “Kadim dost Rusya’dan” bahsediyor. Sf. 4

    (Fevzi Paşa’nın Meclis başkanlığına yazısı var;) 

    “Hâli sulhün (barış durumunun) avdet etmesi hasebiyle (geri gelmesi nedeniyle) Ordu’da siyasetle alakadar anasırın (ilgilenen unsurların) tamamen bertaraf edilmesi (ortadan kaldırılması) için İstanbul Mebusluğundan istifa eylediğimi arz eylerim. Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Müşir Fevzi.” diyor.

    (Akabinde İzmir Mebusu ve 5. Kolordu Komutanı Fahrettin Paşa, Aydın Mebusu 1. Kolordu Komutanı İzzettin Paşa, Bursa Mebusu 2. Kolordu Komutanı Mirliva Ali Hikmet, Kırkkilise Mebusu Mirliva Şükrü Nail Mebusluktan istifa ettiler. Alkışlandılar.) Sf. 16

    (İstanbul Mebusu 1. Ordu Müfettişi Kâzım Karabekir Paşa, Ankara Mebusu ve 12. Ordu Komutanı Ali Fuat Paşa Ordudaki görevlerinden istifa edip Mebusluğu seçiyorlar.  Edirne Mebusu ve 3. Ordu Müfettişi Cafer Tayyar Paşa ve Elâzığ Mebusu ve 3. Ordu Müfettişi Cevat Paşaların görevlerine son verildi. Sf. 15,16        

    2. Celse: İsmet Bey.

    Reis Seçiminde Fethi Bey 224 Üyenin 213’ünün Oyunu Aldı.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 1, Celse: 1, – Sf. 4 ile 16 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •  27 Ekim 1340 (1924) tarihinde İçtima: 48, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    Meclis Binası Yapımı İçin Ek Ödenek:

    Rüştü Paşa (Erzurum); “…Şimdi anlaşılıyor ki, temeli bozuk, kazanı patlak, rutubetten içeri girilmez olan bina, şu kadara mal olmuştur. Bir de bu kadar fenalığa karşı yapana, pâyidarına (yapanına) mükâfat (ödül) teklif ediliyor.  Maliye binasıyla nispet edilirse (oranlanırsa) ki 90 000 liraya kâgir (taş ve tuğladan yapılmış yapı) bir bina yapılmıştır. Buna ise 214 000 lira sarf edilmiş, fazla olarak tahsisat (ödenek) olmadığı halde 18.000 lira gibi bir para daha sarf edilmiştir. İcap edenler (gerekenler) mesul (sorumlu) edilmek lâzım gelirken mükâfat teklif ediliyor.”

    Ek Ödenek Talebi Kabul edildi.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 39 (18.10.1924 / 30.10.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 48, Celse: 1, – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •    30 Ekim 1340 (1924) tarihinde İçtima: 48, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    Menteşe Mebusu Esat Efendi’nin Muhacirin Muamelâtı ve İmar Harekâtı Hakkında Mübadele, İmar ve İskân Vekilinden İstizah Takriri (Gensoru);

    Esat Efendi (Menteşe); “…Görmüş olduğum mıntıkalarda, mübadiller (değişimciler, Yunanistan’dan gelen Müslümanlar) İskândan mahrum, sefalete mahkûmdurlar. Ellerinde olanları yemiş bitirmiş, perişan bir vaziyettedirler. Söke’nin Domaçya nahiyesine iskân edilenlerden de şu birkaç ay zarfında, yani üç ay zarfında 1.500 nüfustan sekiz yüze inen biçareler de zikre şayandır (belirtilmeye değer). Arkadaşlar, İzmit’in harap köylerine gönderilen tütüncülükle meşhur Drama’nın Yeniköy ve Hüseyinköy halkının, hakkı iskânlarından (yerleşim haklarından) vazgeçecek Kartal, Gekbuze (Gebze), Pendik taraflarında ahaliyi İslâmiyeden isticar ettikleri (kiraladıkları) evlere başlarını sokuyorlar ve orada tütün zeriyatına (ziraatına) başlıyorlar, mükemmel bir surette tütün zerrediyorlar (tütün ziraatı yapıyorlar). Böylece kendilerini toplamakta ve sefaletten kurtulmak üzere iken vekâlete verilen bir emir mucibince (gereğince) siz mıntıka firarisisiniz (bölgenizden kaçmışsınız), haydi İzmit’teki harabezârlarınıza (harap yerlerinize), deniyor… Sizi temin ederim. İzmir’de harikzede (yangından zarar görmüş) ve Balkan muhacirleriyle şüheda (şehit) ailesinin mecmuu (toplamı) 300 haneyi geçmez. Hâlbuki Çingene Nanok namındaki bir Ermeni’nin doksanı mütecaviz (aşkın) evi vardır …”        

    Doktor Rıza Nur (Sinop); “Lozan’da bir mübadele meselesi ihdas olunmuş (ortaya konulmuş) ve kabul de ettirilmiş. Bu mübadele meselesinden matlup (amaçlanan) birkaç gaye vardı ve bunlardan birisi memleketin tecanüsü (aynı cinsten yapılması, tek tip insan yapılması, homojeni), diğer birisi memlekete nafi uzuvlar (yararlı elemanlar), eller getirmekti. …  Çünkü orada bırakacağımız Türkler (1) birkaç senede yok olacaklar, mahvolacaklardır….  Yani diyebilirim ki, Yunanlıların eline bırakıp ölümlerini beklemeyelim, dediğimiz insanları belki kendimiz öldürmüşüzdür. Maatteessüf (üzülerek belirteyim ki) mübadiller ekseriyetle (çoğunlukla) burada ölmüştür. Ahali mütecanis (homojen) olsun dedik, o bile olmadı efendiler… İstanbul’un civarında en iyi yere sanki hiç Türk yokmuş gibi birtakım Arnavutlar getirilmiş konmuştur. (Bravo sesleri alkışlar) …  Efendiler! Sıtma, muhacirleri, her tarafta kırıp geçiriyor, öldürüyor, bitiriyor efendiler! Ben hayret ediyorum. İskân Vekâleti Malarya olan yerlere nasıl insan yerleştirmiştir?… O feci vakayii (olayı) bilirsiniz. 1864 senesinde Rus Çarı; Kafkas ahalisini, bilhassa Çerkeş ve Abazaları hudut haricine attığı vakit de bütün bunlara aguşunu (avucunu) açan bizler olmuşuz, o vakit ki, hükümet adamlarının cehaletleri yüzünden iskân nedir bilmediklerinden bu zavallıları getirmişler, bataklıkların civarına oturtmuşlardır. Bugün bakıyoruz ki, bu zavallılardan hiçbir şey kalmamıştır….”

    2. Celse: İsmet Bey. 

    Mübadele gensorusuna devam edildi;

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 39 (18.10.1924 / 30.10.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 48, Celse: 1, – Sf. 70 ile 110 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Yunanistan’dan getirilenler Türkler değil, Lozan’da belirtildiği gibi Müslümanlar. Dr. Rıza Nur bu mübadele işini Lozan’da yönetmiş bir delege, bunu bilmesi gerekir. Yunanistan’da sevilmeyen ve istenmeyen bu Müslümanların büyük bir çoğunluğu gizli din taşıyan Sabetayistler ve Yahudiler. Zaten İçişleri bakanı da açıklamasında onların Yunanistan’da zor durumda olduklarını söylüyor. Bunların getirilip de dağıtıldığı yerler çoğunlukla Karadeniz. Rıza Nur bu muhacirlerle Türkleştirme yapacağını zannetmiş olabilir veya bunların Türk olmadıklarını o da biliyor olmalı.

  • 27 Ekim 1340 (1924) tarihinde İçtima: 48, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    Ahiren (geçenlerde) Vefat Eden Diyarbekir Mebusu Ziya Gökalp Bey’in Cenaze Merasiminde Meclisi Âli Namına Hazır Bulunduğuna Dair, İkinci Reis vekili Ali Süruri Beyin Telgrafnâmesi ve Birinci Reis vekili İsmet Beyin Beyanı.

    2. Celse: Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    Mübadil (Lozan anlaşması gereği Türkiye’den Rumlar ile Yunanistan’dan Müslümanların yer değiştirmesi), Muhacir Konusu Görüşülüyor

    Menteşe Mebusu Esat Efendi’nin, Ne Kadar Muhacir Geldiğinin ve Ne Kadarının İskân Edildiğinin (Yerleştirildiğinin) ve Nerelerde İmâratta (İmar Edilmekte)  Bulunulduğunun Bildirilmesine Dair Sual Takriri (soru önergesi) ve Mübadele, İmar ve İskân Vekili Refet Beyin Cevabı; 

    Mübadele, İskân ve İmar Vekili Refet Bey (Bursa); “…  Vekâlet teşekkül ettiği (Bakanlık kurulduğu) sıralarda gördükleri tazyikat (baskı) üzerine Makedonya’da bulunan ırkdaşlarımız Selânik’e doğru akın etmeye başlamışlardı….. Selânik’e bini mütecaviz (bini aşkın) çadır gönderildi. Çadırlı Ordugâh teşkil edildi (oluşturuldu) ….  Heyeti Vekile (hükümet, bakanlar kurulu) kararıyla Türkiye Seürisefain (gemi işletmesi)  şirketlerine avans verildi ve bu suretle dört yüz bine karip olan (dört yüz bini aşan) muhacirin (göçmen) kâmilen (tamamen) Türk şirketleri ile nakledildi. Türk şirketleri bu muvaffakiyeti (başarılı işi) yaptıktan sonra Rumlardan bir kısmını da Yunanistan’a nakle muvaffak oldular….  Bir defa Selanik’te sıhhiye (sağlıkçı) heyetlerimiz bunların çıkarılacakları iskelelere göre oralarda ne gibi hastalıklar varsa ona göre aşıları kâmilen (tamamen) tatbik ediyorlardı (uyguluyorlardı) Selanik’te bir kere umum (bütün) muhacirlere çiçek aşısı tatbik edildi. Diğer cihetten dizanteri olan yerlerde dizanteri aşıları tatbik edilmişti. Selanik’te bir aralık veba zuhur etmişti (ortaya çıkmıştı). Bunun üzerine veba aşıları tatbik edildi….  Vapurlar dâhilinde memurini sıhhiye (sağlık memurları) bulunduruldu. Etıbbadan (tabiplerden, doktorlardan) başka ayrıca hastabakıcılar tayin edildi. Bilhassa kamaralar hamile kadınlara tahsis edildi….. Yunanistan dâhilinde Selanik, Kavala gibi, Girit adasında, Hanya, Kandiye Resmo gibi şehirler irkâp (bindirme) iskelesi olarak tayin edilmişti. Buralara ayrıca heyetler gönderildi. Sonra Türkiye sevahilinde (sahillerinde) de İstanbul, Samsun, İzmir, Antalya, Mersin gibi limanlar ihraç (çıkış) iskelesi olarak tayin edildi….  Hülâsa (kısacası) irkâp iskelelerinden iskân mahallerine (yerleşim yerlerine) kadar 3.819 kişi vefiyatımız (ölenlerimiz) vardır ki, dört yüz bine yakın muhacir gelmiş olduğuna nazaran (göre) yüzde yarımdan biraz fazladır….    Emin olunuz ki Harbi Umumide 400 bin kişilik ordular içerisindeki telefat böyle seyrü sefer (gidiş geliş) esnasında bundan çok fazladır….  Bilirsiniz ki giden Rumların ekseriyeti azimesi (büyük bir çoğunluğu) erbabı sanattan ve ticarettendi (sanatkâr ve ticaret adamlarıydı)…. Vaziyet, itiraf edilmek lâzımdır ki, oldukça elimdir. Şimdi bu hususta Türkiye’yi beş mıntıkaya tefrik edeceğim (ayıracağım). Evvelâ, Rumların Pontus namını (adını) verdikleri Karadeniz havalisi var. Burada vaktiyle beş yüzü mütecaviz (aşkın) büyük – küçük Rum köyü vardı. Bunlar Pontus harekâtı esnasında harap oldu. Sonra kendileri giderken yaktılar, yıktılar. Bu beş yüzü mütecaviz köye mukabil (karşılık) beş köy hatta beş hane bile bulamadık. Bu mamureleri (yapıları, imar edilmiş yerleri) yeniden vücuda getirmek ihtiyacı karşısında kaldık. Binaenaleyh (bundan dolayı), bizi en ziyade müşkülâta (zorluğa, güçlüğe) uğratan bu mıntıka olmuştur….  Sonra Trakya mıntıkası geliyor…  Bununla beraber menatıkı iskâniye (yerleştirme bölgesi) içinde en ziyade istifade ettiğimiz (yararlandığımız) burasıdır. Buraya iskân ettiğimiz altmış bine karip (yakın) olan çiftçi ırkdaşlarımız hemen kâmilen (tamamen) iskân edilmiştir (yerleştirilmiştir). Burada açıkta kimse yoktur ve kâffesi de (tamamı da) müstahsil vaziyetine (üretici durumuna) geçmiştir ve hallerinden memnundurlar….  Sonra, eski Aydın Vilâyeti hududu kalıyordu ki, bu vilâyet bizim bir mıntıkaî iskânımızdır (yerleştirme bölgemizdir). Burası da biliyorsunuz ki Yunanlıların hattı ricati (geri çekilme hattı) üzerine tesadüf etmişti. Yalnız Rum köylerini değil, İslâm köylerini ve hatta büyük şehirlerimizi yaktılar, gittiler. Binaenaleyh burada da azim müşkülâta (büyük zorluklara) tesadüf ettik. Sonra Kayseri ve Niğde civarını ihtiva eden (içeren) mıntıka geliyor. Burada da oldukça fazla miktarda Rum köyleri vardı. Bunlar kâmilen (tamamen) mamur (yıkılmamış, yapılı) olarak elimize geçmiştir. Fakat maatteessüf arazi fıkdanından (azlığından) dolayı kabiliyeti iskâniye (yerleştirme yeteneği) yoktur….”

    Ahmet Hilmi Bey (Kayseri); “O muhite sanatkâr göndereydiniz.”

    İmar Vekili Refet Bey (Devamla); “Arz edeyim efendim, bir milyondan fazla Rum gitmiştir. Bunların sekiz yüz bini erbabı sanat ve ticaretten idi. Halbuki bizim gelen muhacirlerimiz içerisinde ancak seksen, yüz bini erbabı sanat ve ticarettendir…..  Pontus denilen mıntıkada Samsun, Ordu, Giresun, Amasya ve Tokat Vilâyetleri ki en ziyade kesafet (yoğunluk) burada idi ve iskân muamelâtını (yerleştirme işlemlerini) burada yapıyorduk…  Balkan Harbinden sonra herhangi suretle Türkiye’ye gelmiş olanlar da mübadeleye (karşılıklı değişim, Lozan’da kabul edilen karşılıklı Rum ve Müslüman değişimine) tabidir. Bunlar da dâhil olmak üzere 400 000’i mütecavizdir (aşkındır, fazladır). Şimdi gelen 380 000 muhacirden 56 347’si Samsun, 79 631’i Trakya, 3,892’i Karesi, 64.668’i İzmir, 26 824’ü Bursa, 33.129’u İstanbul, 26.568’i İzmit, 6.179’ı Antalya, 30.674’ü Konya, 20.856’sı Adana, 412 Sivas,  2.984’ü Kastamonu mıntıkalarına yerleştirilmiştir. Vuku bulan iskân bundan ibarettir….  Eski Aydın Vilâyeti hududu dâhilinden 300.000’i mütecaviz (aşkın) Rum gitmiş olduğu halde biz bu mıntıkaya ancak 64 bin nüfus sevk ettik. Çünkü Aydın gibi, Nazilli gibi, Manisa gibi büyük ve muazzam şehirlerimiz yanmıştır…  Meselâ İzmir şehrinden yüz bini mütecaviz (aşkın, fazla) Rum gitmiştir. İzmir şehrinin yanmış olmasına rağmen İzmir şehrinde bugün Rum emvali metrukesi (terk edilmiş malları) olarak 10.600 ev vardır. Bu 10.600 eve mukabil (karşılık) biz yalnız dört bin muhacir iskân etmek istiyoruz ki bu da bin haneyi tecavüz etmez…”

    Verilen Cevap Yeterli Bulunmadı. Gensoruya Döndürüldü. Sonraki Celselerde Görüşülecek.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 39 (18.10.1924 / 30.10.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 48, Celse: 1, – Sf. 50 ile 69 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Ekim 1340 (1924) tarihinde İçtima: 45, Celse:1 ve 2, Reis Ali Fethi Bey

    Başvekil İsmet Paşa Hazretlerinin Musul Meselesi Hakkında Beyanatı

    Başvekil İsmet Paşa (Malatya); (Lozan’ı anlatıyor) “…  Büyük Britanya murahhası (delegesi) Musul Vilâyetinin mukadderatı (geleceği) üzerinde müzakere etmek (görüşme yapmak) esasına girmeksizin, Musul’un haricinde (dışında) Hakkâri Vilâyetine ait bazı arazi üzerinde talep dermeyan etti (açıkladı) . … Bize İngiltere, başka bir teklifimiz varsa, dermeyan etmekliğimizi (açıklama yapmamızı), ayrıca bir müzakere açmaya imkân olmadığını yani Cemiyeti Akvama (milletler cemiyetine, birleşmiş milletlere) gitmekten başka çare kalmadığını cevaben bildirdi….  20 Eylül Celsesi İngiltere Murahhasını (delegesini) evvelemirde (öncelikle) Cemiyeti Akvam’a (Birleşmiş Milletlere) havale edilmiş olan meselede ihtilâfın mahiyeti (anlaşmazlığın içeriği), neden ibaret olduğu sualini mevzuu bahis (söz konusu) etti. Haliç Konferansında olduğu gibi Cemiyeti Akvam’da da İngiltere’nin tezi şu idi: Musul Vilâyetinin mukadderatı (geleceği) mevzuu bahis (söz konusu) değildir. Mevzuu bahis olan Türkiye ile Irak arasındaki hudut meselesidir. Şimdiye kadar arz ettiğim safahat (süreç) Muahedenin (antlaşmanın) derpiş ettiği (göz önünde tuttuğu) safahattır ve bu safahatı tabiiyedir (doğal süreçtir). Bu suretle (şekilde) Türkiye ile Irak arasındaki hudut yani Musul Vilayetinin tayini mukadderatı (kaderinin, geleceğinin belirleneceği) meselenin ne suretle hal olunacağı bu komisyonun tetkikine hasrolunmuştur (bırakılmıştır). Bu Komisyona aza (üye) intihap olunur olunmaz (seçilir seçilmez) teşekkül ederek (kurularak) faaliyette bulunacaktır ve buna kuvvetle eminiz ki bu komisyonun hissiyatı adilânesi (adalet duygusu) tetebbu ve tetkikte (düşünme ve incelemede) edinecekleri netice (sonuç) ve vesaikle (belgelerle) kati bir neticeye vararak Musul Vilâyetinin anavatana iltihak etmesi (katılması) hususunda emniyet ve memnuniyetbahş (memnuniyet verici) bir netice temin edecektir.   …  Hakkâri Vilâyeti dâhilinde Ağustos iptidalarında (başlarında) Hakkâri Valisi yanında jandarma kumandanı ve jandarmalarıyla devri teftiş esnasında (denetleme görevi sırasında) iken bazı eşkıya tarafından tecavüze maruz kaldı, kendisi esir oldu. Yanındaki jandarma kumandanı ve bazı jandarmalar şehit düştüler. Anlaşıldı ki: O havalide (bölgede) yerleşmiş olan ve teslih edilmiş (silahlandırılmış) olan, vukuat (olay) çıkarmak için intizarda (beklemede) bulunan, bazı Nasturî eşkıyası bu ağır cürmü (suçu) irtikâp etmişlerdir (işlemişlerdir). Kanuna karşı bundan daha ağır bir cürüm tasavvur olunamazdı (düşünülemezdi). Bunun üzerine Dâhiliye Vekâleti ahkâmı kanuniyeyi (yasa hükümlerini) yerine getirmek için icabeden muamelâta (gereken işlemlere) ve tedabiri cebriyeye (zor kullanma önlemlerine) tevessül etti (yeltendi, yöneldi). Jandarma ve ciheti askeriyeden (askeri kesimden) temin ettiği muavenet (yardımlar) ile kanunun temin ettiği bütün vesaiti (vasıtaları, araçları) kullanmaya başladı. Nazarı dikkatimizi celp etti ki, bu eşkıya ile olan müsademe (çatışma) esnasında ecnebi tayyareleri (uçakları) bunların üzerinde dolaşıyorlardı. Bu hadise Musul Vilâyeti ile hiç alâkası olmayan Hakkâri Vilâyeti dâhilinde cereyan etmektedir. … 16 Eylülde ilk tecavüzat (saldırı) ki; bu tecavüzattan (saldırıdan) ağır zayiat verdik, bir zayiatı da bildirerek gerek İngiltere Hükümeti nezdinde ve gerek Cemiyeti Akvam (Birleşmiş Milletler) nezdinde (huzurunda, önünde) protesto ettik. (Sf;6) Buna emin olduklarını ifade ederek bazı kıtaatın (birliklerin) tecavüz ettiklerinden bahs olunuyordu. Bundan sonra bu tecavüzat durmadı fasıla (aralıklarla) ile yine arada tecavüzat (saldırılar) oldu. Tayyare tecavüzatı (uçak saldırıları) oluyordu bomba ile makineli tüfek ile. Yine zayiata duçar olduk (kayıplar verdik). Zayiatı tekrar kendilerine bildirerek nazarı dikkatlerini celp ettik (dikkatlerini çektik) ve suitefehhüme  (kötü anlamaya, yanlış anlamaya) mani olacak tedabir (tedbirler, önlemler) ittihazını (çıkartılmasını) talep ettik. . İngiliz tezini tekrar ediyorum muahede (antlaşma) imza olunup bittikten sonra biz iki vesile (sebep) ile Musul Vilâyetini fiilen tahtı işgalimizde addediyoruz (işgalimiz altında kabul ediyoruz) diye, bize söylemişlerdir. Musul Vilâyeti haricinde bulunan Hakkâri Vilâyeti arazisinden (Beytüşşebap) ve (Çölemerik) Cenubunda (güneyinde) bulunan bu mıntıkaya (bölgeye) gelince, bu mıntıka Lozan muahedesi imza olunduğu vakit, İngiliz tahtı işgalinde (işgali altında) değildi, fakat Türk tahtı işgalinde de değildi diyorlar. …    Lozan Muahedesini imza etmezden biraz evvel Statükonun (mevcut durumun) muhafaza olunacağı (korunacağı) hususundaki terakkiyat kemale geldiği (anlayışın olgunlaştığı) ve zapta (tutanağa) geçileceği günlerde İngilizler Rovandoz’u (Revandiz’i) işgal etmişlerdi ki, Rovandoz’da bizim askerimiz vardı, idaremiz vardı, orada muharebe (savaş, harp) oldu ve Rovandoz’u işgal ettiler. Efendiler! Nazarı dikkatinizi celp etmek (çekmek) isterim «Çölemerik’in Cenubunda (Hakkâri şehir merkezinin güneyinde) Zab’ın  (Zap nehrinin) iki sahilindeki arazii Cebeliye (dağlık arazi) bu havaliye dahil bulunuyor ki bu havalinin hudutları berveçhibâlâ (önceden) tarif edilen huduttan hareketle” hududu mezkûrenin (zikredilen, söylenen hududun) Haîamon, Ceramuş üzerindeki tepeler üzerine Cenubu Şarkiye döndüğü noktaya.. İlâhir» bir hat ile temdit edilmiştir (sınırlanmıştır). «Bu Havali âlâ (çok iyi) ve süfla (alçak), yesarî (zengin) ve Trahoma Hıristiyan Asuri kabailinin (kabilelerinin) müddeti medideden (uzun zamandan) beri meksü aram ettikleri (birlikte oturdukları) memleket aksamından madud (memleket kesiminden sayılmış) olup Türk memurini (memurları) tarafından ahalisinin tart edildikleri (halkının sürüldüğü) 1916 senesinde İngiliz memurinin kendilerini mevayı aslilerine (esas sığınma yerlerine) yeniden yerleştirdikleri ve 1921 senesine kadar hemen ahaliden hali (halktan arınmış) bulunuyordu. Bütün bu müddet zarfında Asurîler Irak mültecileri karargâhında İngiltere Hükümeti Kraliyesi hesabına iaşe (yedirilip – içirilmişlerdir) edilmişlerdir.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 39 (18.10.1924 / 30.10.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 45, Celse: 1, – Sf. 1 ile 26 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Nisan 1340 (1924) tarihinde İçtima: 44, Celse: 4 Hafidir. , Reis Ali Fethi Bey

    4. Celse Hafidi (Gizlidir);

    Yüz Ellilikler Meselesi Görüşülüyor Gizli Celse

    İsmet Bey (Çorum); “..  bu listede Vahidettin’in bütün tedbirlerini idare eden bir adam vardır. Hazineci Refik’tir, maliyeci Refik. Defteri Hakanî Emini (tapu kadastro yetkilisi) olmuştur ve Maliyeye devredilen ne kadar emval (mallar) varsa onun namına (adına) kayıtlarını tashih etmeğe (düzenlemeye) çalışmış ve onun yanında bütün plânlarını yapan Refik mevcuttur. Refik’in yerini tutacak ve ona muadil (karşılık olacak) burada kimse yoktur. Refiki koymak ve onun yerine bir Çerkez çıkarmak lâzımdır.” 

    Mehmet Bey (Karesi); “Şamlıdan bir Türk çobanı var, onu çıkaralım.         

                          “Riyaseti Celile’ye    22/23. 4. 1334

    Muhip Mağmumî isminde ziraat mühendisi bir melun (lânetli adam) vardır. Büyük Milletimizin ebedî düşmanıdır. Macaristan’da hıyanete devam etmektedir. Milletime hakaretlerinden dolayı kâfire o kadar hıncım vardır ki elime geçse dişlerimle parçalayacağım. Melunun mutlaka listeye ithalini ( 150’likler listesine katılmasını) Heyeti Celile’den (yüce topluluğunuzdan) rica ederim.

                                                                   Malatya Mahmud Nedim” 

    Feridun Fikri Bey (Dersim); “Peki, kabul ettiğimiz Teşkilâtı Esasiye Kanunumuz (anayasamız) ıskatı tabiiyet (vatandaşlıktan çıkartma) hakkını Meclis2e veriyor.

    Ferit Bey (Dâhiliye Vekili) (Kütahya); “Beyefendiler; mesele şimdi mühim bir şekil alır: böyle. Çünki tabiiyetten ıskat ettiğimiz (vatandaşlıktan çıkarttığımız) adamlar vardır ki hakikaten 150 kişilik listenin içerisine girmelidir. Fakat yer olmadığı için girmemişlerdir. Şimdi bu adamları affı umumiye (genel affa) tabi tutarak yüz elliden mâdâsını (sonrasını, üst tarafını) tabiiyetten ıskat (vatandaşlıktan çıkartmak) için bundan bir kaç ay sonra Heyeti Celile’nize arz etmek usulünü takip edecek olursak bu olamaz. Çünki bu tarzdaki müfsitleri (fesatlık çıkartanları), bir takım eşkıyaları sonra içeriye sokmak demektir. Şimdiye kadar ıskat (vatandaşlıktan çıkartmak), tabiiyet kanunları mucibince (vatandaşlık kanunu gereğince) Heyeti Vekile (hükümet) tarafından Heyeti Âliye’nize arz olunur. Teamül (uygulama) de böyledir. Binaenaleyh (bundan dolayı) bunlar hakkında da 150’lik defter olarak yapacağız. Diğerlerini bu tarzda muameleye tabi tutarak büroları da kapı dışarı atacağız. Başka türlü yapmanın imkânı yüktür.” Sf. 462

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 44, Celse: 4 Hafidir: (TBMM GCZ IV – Sf.462) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Nisan 1340 (1924) tarihinde İçtima: 44, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    Meclisin Tatil Görüşmeleri: (Meclisi altı ay tatile sokmak istiyorlar, Rüştü Paşa ve arkadaşları karşı çıkıyorlar üç ay yeter diyorlar ama nafile.)

    Hüseyin Bey (Elâziz); “Büyük işlerimiz var” diyor.

    Ali Rıza Efendi (Amasya); “Bundan büyük iş mi olur? Daha sen menfaati şahsiyeni düşünüyorsun. .. İşin vardı da niçin buraya geldin?”

    (Tayini esami ile yani isim söyleyerek, oylama istiyorlar. Meclis Reisi istemiyor, sonunda: 103 kabul, 51 red oyu ile 23 Nisan’dan itibaren Meclis tatile giriyorlar.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38/1 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 44, Celse: 1, – Sf. 1150) kitabından birebir alınmıştır.

  •       21 Nisan 1340 (1924) tarihinde İçtima: 43, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    İstanbul Darülfünunu Hakkında Kanun: Isparta Mebusu Hafız İbrahim Efendi tarafından; Tıp, Hukuk, Edebiyat ve Fen Medreseleri arasında Edebiyat ve İlâhiyat Medresesi teklifi yapılmıştı, kabul edildi.  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 43, Celse: 1, – Sf. 895 ile 924 arası) kitabından birebir alınmıştır.

           

  •     19 Nisan 1340 (1924) tarihinde İçtima: 41, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    1340 (1924) Bütçesi Heyeti Umumiyesi Kabul Edildi 17.4.1924

    Büyük Millet Meclisi;1.548.596

    Riyaseticumhur; 208.770 

    Divanımuhasebat (Sayıştay);202.298 

    Başvekâlet; 329.248  

    Maliye; 10.885.299   

    Muhasebatı Zatiye; 10.922.883.000  

    Duyunu Umumiye; 7.560.000  

    Rüsumat; 3.158.000  

    Tapu; 718.000  

    Dâhiliye; 4.156.000  

    Posta ve Telgraf; 4.780.000  

    Emniyet; 3.123.000  

    Umum Jandarma; 10.101.000   

    Hâriciye; 1,303.000   

    Matbuat ve İstihbarat; 136.000  

    Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye; 2.968.000   

    Şeriye; 1.422.000  

    Adliye; 5.381.000   

    Maarif; 6.877.000   

    Nafıa; 17.383.000  

    Ticaret; 1,962.000  

    Müdafai Milliye; 27.279.000   

    Bahriye; 6.582.000   

    Mübadele ve İmar İskân; 6.020.000 

    Ziraat; 5.406.000 

    Toplam Giderler; 140.433.000 Lira. 

    Toplam Gelirler; 129.214.000 Lira.  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 41, Celse: 1, – Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    16 Nisan 1340 (1924) tarihinde İçtima: 39, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    Affı Umumi Kanunu Görüşmeleri:  

    2. Celse (Hafidir( Gizlidir): Bu gizli celsede yüzelliliklerin affı da teklif ediliyor.  Yüzellilikler Listesi Hazır;   

    Aşağıdaki Notlar: TBMM GCZ IV – (Sf. 434, 449 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Ferit Bey (Dâhiliye Vekili)(Kütahya); “..  Affı Umumi (genel af), Lozan Muahedenamesi icabıdır (antlaşması gereğidir). Müddeti muayyene zarfında (belli bir zaman içerisinde) tekmil ceraimi (bütün suçları), gerek Türk tebaası gerek ecnebi tebaası için bütün ceraimi af mahiyetindedir (bütün suçları affetme içeriğindedir). Yalnız Heyeti Murahhasamızın (Özel temsilcimizin, delegelerimizin) ısrarı üzerine 150 kişilik bir listenin aftan istisnası (af dışı bırakılması) hakkında… Dâhiliye Vekâleti, Emniyet Umum Müdürlüğü de bunun tertibi (düzenlenmesi) ile meşgul olmuştur. .. Takriben 600 kişiye baliğ olmuştur (ulaşmıştır). Mademki ahden (sözleşme gereği) mutlak bu 150 olacak, 151 olmayacak, ne yapmalı? .. Sonra bunun içinde evvela bilfarz (farz olmak üzere) Vahdettin vardır. Sonra bunu çıkardık, çünkü Hanedan Kanunu dolayısıyla çıkmış olduğundan buna hacet (ihtiyaç, gerek) kalmadı.” (TBMM GCZ IV Sf. 434, 435)   

    Akçora Oğlu Yusuf Bey (İstanbul); ” .. ben istiyorum ki; daha isimler okunmadan evvel hükümet namına bu 150 kişiyi hangi prensiplere müsteniden (dayanılarak) tefrik edilmiş (ayrılmış) olduğunu, muayyen (belirli), hukuki, sarih (açık), bir surette söylesin. .. ..Prensipler bu suretle taayyün ettikten (belirlendikten) sonra bir hüküm vereceğiz. Çünkü çok veballi, vicdanımız üzerinde bizi daima rahatsız edecek bir rey (oy) vermekle mükellef (sorumlu) bulunuyoruz.”   

    Ferit Bey (Dâhiliye Vekili)(Kütahya); “Efendim, prensip diye ne istiyorsunuz? Hain, hain, ne prensibi? Yalnız hıyanetin vecih (görüntüsü) ve nevi (cinsi) itibariyle ancak tasnif (sınıflandırma) kabil olur. Yoksa prensip nedir? .. Evvela firari Vahdettin maiyeti (yanındakiler), Sevr Muahedesini (antlaşmasını) kabul ve imza eden kabine ve Heyeti Murahhasa (delegeler heyeti), sonra kuvayı inzibatiye (zabıta kuvvetleri, güvenlik kuvvetleri), sonra Çerkez Ethem ve avanesi (yandaşları), İzmir Çerkez Kongresine murahhas (delege) olarak katılanlar, Hıyaneti vataniyede (vatan hainliğinde) bulunan memurini mülkiye (mülki memurlar, sivil memurlar) ve askeriye (askeri memurlar), polis rüesası (polis şefleri), hain gazeteciler, sonra hıyaneti vataniyede bulunan diğer eşhas (kişiler).”   

    Halil Bey (Zonguldak) ; ” Bendeniz bu kadar kulak kabarttım, bu listenin içinde ne bir tek ermeni, ne bir tek Rum, ne bir tek Yahudi vardır.”            

    Ferit Bey (Dâhiliye Vekili)(Kütahya); (Devamla); “Ahden (antlaşma gereği) kabul etmişiz.”

    (Meclis bu yüz elliliklerin listesini düzenleme işini hükümete bırakıyor. Ayrıca, Karesi Mebusu Süreyya Bey, bu listeye Rum, Ermeni ve Yahudilerin de 1922’den sonra işledikleri suçlar var ise, konulabileceklerini iddia ediyor. Dâhiliye Vekili olmazlanıyor, Rumların atılamayacaklarını Venizelos istemiş, tutanaklarda var diyor. Süreyya Bey bunun tutanaklarda olmadığını ispat ediyor. Dahiliye Vekili Ferit Bey inatlaşınca da onun yalan söylediğini söylüyor, Meclis başkanı Fethi Okyar Bey imdada yetişip kifayeti müzakere (görüşmeler yeterlidir) diyor.)

    3. Celse Alenidir: Fethi Bey:

    Affı Umumi (Genel Af) Kanunu Kabul Edildi.

    24 Temmuz 1924 Affından Daha Şümullü (kapsamlı) bir af ama Yüzellikler’e Af Yok.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 39, Celse: 2 Hafidir: (TBMM GCZ IV – Sf.434 – 449 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •     12 Nisan 1340 (1924) tarihinde İçtima: 35, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    TBMM Tehcir Zanlılarına Sahip Çıkmaya Devam Ediyor:

    Meclis’te Siyasi Cinayete Kurban Giden Deli Halit Paşa: Ermeni Kırımcılarına Sahip Çıkan Bir Önerge Veriyor. Kabul Ediliyor:

    (1925 yılında Meclis’te bir cinayete kurban giden Ardahan Mebusu Deli Halit Paşa’nın bir teklifi var; Talat Paşa, Cemal Paşa, Dr. Bahattin Şakir ve Trabzon Mebusu İzzet Bey’in ailelerine yardım edilmesini sağlayan kanun teklifi yapıyor. Kabul ediliyor.) Sf. 562

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 35, Celse: 1, – Sf. 562) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Nisan 1340 (1924) tarihinde İçtima: 32, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    Şer’i Mahkemeler Kaldırıldı; Şer’i (dini kurallara göre hüküm veren) Mahkemelerin İlgası (kaldırılması) Hakkında Kanun. Kabul edildi; Sf. 443

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 32, Celse: 1, – Sf. 443) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •  8 Nisan 1340 (1924) tarihinde İçtima: 32, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    Men’i Müskirat (Alkollü İçecek Yasağı) Kanununu Tâdil Eden (değiştiren) Kanun;

    Madde 6; Türkiye dâhilîde ruhsatsız müskirat (alkollü içki) imâli (üretilmesi) ve meyhaneler küşadı (açılması) ve alenen (açıkça) müskirat istimâli (alkollü içecek kullanılması) ve alenen sarhoşluk memnudur (yasaktır). … Ancak hükümetçe tayin edilen ve ayrıca hazineye ait vergisini vererek mezuniyet vesikası (izin belgesi) alan lokanta ve emsali (benzeri) mahallerde terkibinde (içeriğinde) gayet cüz’i miktarda ispirto bulunup gayri müskir (alkolsüz) olan bira ve likör gibi mevaddın (maddelerin) istimali caizdir (kullanılması uygundur, yasaldır).

    Kabul edildi. Sf. 423

    Tuz Vergisi Arttırılıyor:

    Besim Atalay Bey (Aksaray); “Halkı, Allah’ın en mebzul (bol, zibil gibi) miktarda yarattığı tuzdan da mahrum bırakmayalım.” 

    Tuz vergisini arttıran kanun kabul edildi. Sf. 428

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 32, Celse: 1, – Sf. 423 ile 428 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •   3 Nisan 1340 (1924) tarihinde İçtima: 28, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    Dâhili (iç) Borçlar Kanun’u Görüşüldü.  

    2. Celse Hafidi (Gizlidir):

    Aşağıdaki Notlar (TBMM e-Arşiv) birebir alınmıştır.

    Mahsubu Umumi Kanun Lâyihasının (Genel Muhasebe Kanununu Teklifi) İkinci ve Dördüncü Maddelerinin Tadiline (Değiştirilmesine) Dair Kanun Lâyihası ve Encümen Mazbatası: (Tehcir edilmiş olan gayrimüslimlerin mallarına el konulması hakkında)

    Hasan Fehmi Bey (Gümüşhane); ” ..  Maddeden maksat tehcir (göçürülen) ve tegayyüp eden (kaybolan) Rumların ve Ermenilerin tekâlifi milliye (Tekâlifi Milliye; savaş yıllarında, sonradan geri verilmek üzere vatandaştan alınan vergi)  ve harbiye mazbatalarını (Tekâlifi Harbiye alacaklarına dair tutanaklarını) mahsup etmemektir (geri vermemektir). Çünkü gerek Harbi Umumiye (Genel Savaşa yani 1. Dünya Savaşına), gerek İstiklâl Harbine yine Şarkî Anadolu’nun harabisine (Doğu Anadolu’nun harap olmasına) nasıl Ermeniler sebebiyet verdi ise Garbi (batı) Anadolu’nun harabisine ve İstiklâl harbinin bu kadar çetin ve bu kadar memleketi yıkıcı bir hal almasına da Rumlar sebebiyet verdi. Binaenaleyh (bundan dolayıdır ki) Rumları, Ermenileri bu tekâlifi milliye mazbatalarının bedellerinden müstefit etmemek (yararlandırmamak)  için bir çare düşünüldü. Fakat bunu açık olarak Rum ve Ermeni diyemezdik. Muhtelif şekiller ve formüller yazıldı. Muhtelif şekiller üzerinde tetkikat (inceleme) yapıldı. Nihayet en az mahzurlu (sakıncalı) veyahut mahzursuz (sakıncasız olarak) bu şekli bulduk. Derhatır buyurursunuz ki (hatırlarsınız ki) vaktiyle (zamanında) bir emvali metruke (terk edilmiş mallar) kanunu yapıldı. Firar edenlerin emvalini (mallarını) Hükümet tasfiye eder (temizler, temize çıkarır) deniliyordu. .. Hatta o kanun yapıldıktan sonra eski hafi celselerin zabıtlarında muharrerdir (yazılıdır). Meclisi Âli o zamanın Maliye Vekiline demiştir ki «mahrem bir tebligat (gizli bir yazı ile) ile bu maddei kanuniyenin (bu kanun maddesinin) Müslümanlardan firar ve tagayyüp edenlere (kanun kaçağı olan ve kaybolanlara) şamil olmadığını (kapsamadığını) temin edecek misin?» «Evet” dedi.

    Hasan Fehmi Bey (Devamla); “Binaenaleyh bendenizce bu maddeyi kabul edelim. Yalnız Maliye Vekili Bey, evvelce de arz ettiğim gibi, yine emvali metrukede (terk edilmiş mallarda) olduğu gibi Maliye Vekili Bey Defterdarlara emir verir ve der ki, maddeden maksat budur.. Yalnız Rum ve Ermenilere aittir. Diyeceksiniz ki tetkikat (inceleme) yapıyoruz, tahkikat (araştırma) yapıyoruz. İlla müddeti kanuniyeyi (illa yasal süreyi) geçiştirmiş olacaksınız.

    Zeki Bey (Gümüşhane); “Yahudiler ne olacak? Memleketi sülük gibi emen Yahudilerdir.”

    Zeki Bey (Gümüşhane); “Hacim Muhiddin Bey söylediler. Maliye Vekili Bey söylesinler. Yahudiler bunda dâhil midir? Cevap istiyorum. Yahudiler dâhil midir, değil midir?”  

    Mustafa Abdülhalik Bey (Maliye Vekili) (Kangırı); “Efendim bu madde emvali metruke kanununun kimlere tatbik ediliyorsa onlara tatbik edilecektir.”

    Zeki Bey (Gümüşhane); “Yahudilere de şamil olmalıdır.”

    Yahudileri bu kanun kapsamına almadılar.

    Hafi (Gizli) Celse bitti.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 28, Celse: 2 Hafidir – TBMM e- Arşiv) kaynağından birebir alınmıştır.

  •     2 Nisan 1340 (1924) tarihinde İçtima: 27, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    Başbakanlık Bütçesi:

    Başvekilin 1923’teki maaşı; aylık; 200 lira idi bu bütçede 300 lira oldu. Başvekâlette çalışan 28 memurun maaşı da toplam; 275 lira. Sf. 233

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 27, Celse: 1, – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •     2 Nisan 1340 (1924) tarihinde İçtima: 27, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    Muaveneti Milliye Bütçesi ve Duyunu Umumiye (Milli Yardım Yani Sosyal Güvenlik ve Genel Borçlar İdaresi Kurumlarının) Bütçesi:

    (Duyunu Umumiye; Dış borçlarımızı ödeyen kurum. Başbakan’ın maaşı aylık 200 liradan 300 liraya çıktı. Burada çalışanlar; 7 İngiliz aylık 1.116 lira.  49 Fransız; aylık 10.046 lira.  47 İtalyan; aylık;6.142 lira.   1 Çekoslovak yıllık 10.040 lira.  23 Yugoslav; aylık 1,652 lira. 11 Levanten; aylık 1.502 lira. 3 Polonez; aylık 310 lira,   1 İspanyol; aylık 350 lira. Bir Romen ve bir Rus aylık 205 lira,  1 Felemenk aylık 180 lira.   1 Belçikalı; aylık 180 lira.   19 Yunanlı; aylık 2.648 lira.  9 Acem; aylık 1.356 lira.   74 Rum; aylık; 7604 lira.   132 Ermeni; aylık 15.178 lira 16 Musevi; aylık 1.700 lira.  11 Katolik Arap; aylık; 1056 lira. Bu maaşları 1898 yılından beri alıyorlarmış.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 27, Celse: 1, – Sf. 23 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •     31 Mart 1340 (1924) tarihinde İçtima: 25, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    1340 (1924) Bütçesi Görüşülüyor:

    Ticaret bakanlığı bütçesi görüşülüyor, Besim Bey bir konuşma yapıyor;

    Besim Atalay Bey; “Ölçü ve tartı aletlerini ıslah edelim, beynelmilel ölçüleri kullanalım…. Teceddüt (yenileşme) bu gibi şeylerde olur, yoksa konsere gidelim, dans edelim, haydi dans edelim (handeler) oldu, teceddüt bu mudur? Gümrük memurlarına fazla maaş verelim yolsuzluğu azaltalım. .. Açlık sofuluğu bozar” diyor.  Sf. 148  

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 38 (25.03.1924 / 19.04.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 25, Celse: 1, – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.