Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Kemalizm’in en önemli başarısı, ırkçı, ilhakçı ve sömürgeci niteliğini uzun müddet gizleyebilmiş, Türk solunu bile avukat tayin edebilmiş olmasıdır. Gönüllü ve içten bir avukat.

    Alıntı: Orgeneral Muğlalı Olayı (Otuz Üç Kurşun) – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2 Baskı 1992 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • Orgeneral Muğlalı olayını Meclis’in gündemine getiren Eskişehir Mebusu İsmail Hakkı Çevik ve Fikri Apaydındır. 

    Kemal Yörükoğlu (Van); Bendeniz o zaman Van Cumhuriyet Müddeiumumisi (savcısı) olarak bulunuyordum. … Cumhuriyet Halk partisi iktidarı bilhassa Şark Vilâyetleri için gıdasını, zulmün, işkencenin, kahrın nusgundan (özsuyundan) almıştır.    Özalp hududunda sık sık İran’dan bazı hayvan gaspları oluyordu. İran hududundan geliyorlar ve bizim huduttan hayvanları alıp İran’a götürüyorlardı. Bizimkilerde bu gaspları önleyeceklerine o zamanki zihniyet icabı bir mukabeleyi bilmisil (aynı şekilde karşılık verme) yapıyorlar. Yani bizden de bir kısım halkı teşvik ediyorlar. İranlıların hayvanatını aldırıp Özalp’te satıyorlar. Bizim tarafımızdaki hayvanları gasp eden İranlılar, hükümete müracaat ediyorlar, diyorlar ki; Hayvanları iade ediniz, aksi takdirde devletin haysiyetini kıracak harekette bulunacağız.

    (Ve sorumlular diye 38 kişi polis tarafından Savcılığa bildiriliyor:)

    Orgeneral Muğlalı Van’a geliyor, Vali ile temasa geçiyor. Ben orada Müddeiumumi idim ve aynı zamanda Vanlıyım. Benimle teması mahzurlu görüyor ve Vali’nin evinde gizli toplantılar yapılıyor. .. 38 kişi topluyorlar. Bunlar İranlılara yataklık ediyorlar şeklinde itham ediyorlar ve bu suretle idarecilerin aczini kapatmak için işi bu vatandaşların ölümüne kadar götürüyorlar. Bunları .. Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 18. Maddesi mucibince nezaret altına almıyorlar, tevkif ediyorlar.  

      … Bu vatandaşlardan birisi bana geliyor tarih 20 Temmuz 1943, “efendim” diyor, “bizi nezaret altına (gözaltına) aldılar ve şimdi bıraktılar, fakat bunlar bizi öldürecekler.”    Bunlardan beş kişiyi Savcılığa gönderiyorlar. Savcı, haklarında bir delil göremedi ama beş kişiyi tevkif ediyor. Üç gün sonra 33 kişiyi tekrar topluyorlar. Bir iki süvari müfrezesi ile gidiyorlar, tam İran hududunda alınan tertibat üzerine makineli tüfeklerle bu 33 vatandaş öldürülüyor. .. Bu müsademede askerlere hiçbir şey olmuyor.   Arkadaşlar, çok hazindir, Tabur Kumandanı Şükrü Bey, vatandaşları kurşuna dizen müfreze kumandanına telefon ediyor, diyor ki, “Muğlalı Paşa muzafferiyetlerinizden dolayı sizi tebrik ediyor “

    Alıntı: Orgeneral Muğlalı Olayı (Otuz Üç Kurşun) – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2 Baskı 1992 – Sf. 17 ile 26 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2012): 28 Aralık 2012 günü Uludere Irak sınırından 3 km içeride kaçakçılık için gitmiş olan Kürt vatandaşlarımızın üzerine bomba yağdırıldı.. İki gün sonra başbakan Erdoğan bu olayı soruşturmaya başladıkları için komutanları tebrik etti. Yetmiş sene sonra geldiğimiz yer burasıdır işte. Bugün 16 Ocak 2012 hâlâ ne özür dilendi ne de olay aydınlatılabildi.

  • Özalp’in adı 1930 yılına kadar Saray’dır. Daha sonra TBMM Başkanı Kâzım Özalp Paşa’nın adına izafeten Kâzım Paşa olmuş. 1934 yılında soyadı kanunu ile birlikte Özalp soyadını alınca, bu kez Kâzım Paşa ilçesinin adı da Özalp olmuş.

    Alıntı: Orgeneral Muğlalı Olayı (Otuz Üç Kurşun) – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2 Baskı 1992 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1943 Yılında kurşuna dizilen otuz üç kişiden ikisinin kardeşi tarafından verilen dilekçeye beş yıl müddetle hiçbir cevap verilmemiştir. Fakat bu olay 1948 yılının sonlarına doğru TBMM’nde sözlü bir sorunun sorulmasına neden olmuştur. Meclis’in 15 Ağustos 1956 günü yapılan oturumunda ise olayın cereyan şekli kaba hatlarıyla açıklığa kavuşturulmuştur.

    Alıntı: Orgeneral Muğlalı Olayı (Otuz Üç Kurşun) – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2 Baskı 1992 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2009): Bu olayın sebeplerini incelerken, 2. Dünya savaşının en hızlı bir şekilde devam ettiğini göz önüne almalıyız.  Ayrıca, İngiliz ve Sovyetlerin kontrolü altında bulunan Kuzey İran’da 1945’te Mahabad Kürt devleti kuruldu. Tabii ki bunun hazırlıkları önceden başlamıştır. İnönü Hükümeti’nin de bu durumdan korkup Kürtlere gözdağı vermek istediğini ve bunun için müsait bir kişi olarak Mustafa Muğlalı’yı görevlendirdiklerini düşünüyorum.

  • 142/1 den 6 yıl ağır hapis,  142/5 ten 8 yıl ağır hapis,  Madde 80 den 10 yıl, 59/2 den 8 yıl 4 ay, 173/3 ten 3 yıl Çanakkale’de gözetim altında tutulma, 31 maddeden kamu hizmetlerinden yararlanamama.  Yine aynı davadan, 142/3 ten 3 yıl ağır hapis, 142 /6 dan 4 yıl 6 ay, 80 den 5 yıl yedi ay, 59/2 4 yıl sekiz ay.  

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kanun insanca yorumlanmalıdır.”    

    Hâkim Moknard; “İyi kurulmuş bir toplumda, kendi kusuru olmaksızın, insanın yaşama olanağını kaybetmesi, teessüf edici bir haldir.” 

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf. 124) kitabından birebir alınmıştır.

  • Oligarşik yönetim; en iriler’in yönetimidir.

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf. 124) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Feodalizm kapitalizme dönüşürken, siyasi planda ulus ve ulusçuluğu yaratması çok normal bir olaydır. 

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf.118) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türklerin uluslaşması, kapitalist dönüşümler sonucu meydana gelmemiş, tepeden inme ideolojilerle gelişmiş.

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1891 yılında Sultan Abdülhamit tarafından 36 adet Hamidiye Alayı kurulmuş. Kürtlerin Ermenilerle çarpıştırılması sonucunu doğuruyor.

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.

  • Altyapı aslında üst yapıyı belirleyen faktör olarak şekilleniyor. Fakat üstyapı meydana geldiği zaman, üstyapı ortaya çıktığı zaman altyapıdaki çekişmeleri de alt yapının ileriye doğru aşamalar yapmasını da önlüyor. 

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hilafet, Osmanlı merkezi otoritesinin kendisi, yani siyasi otoritesi anlamında yani hem dini fonksiyonu var hem de siyasi. Hilafetin bu durumu, Osmanlı toplum yapısı ile son derece uyuyor. Son derece tutarlı. 

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1997): İsmail Beşikçi’nin aleyhine yalancı şahitlik yapanlardan biri de Yılma Durak, 1970’li yıllarda Erzurum’un Başbuğu dedikleri kişi!.  

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf. 95) kitabından not alınmıştır.

  • Kürt halkı ile birlikte yaşamanın yolu asimilasyon değildir. Modern devletin birkaç ulustan meydana geldiği gerçeğini hiçbir zaman unutmayınız. 

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi- (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf. 87) kitabından birebir alınmıştır.

  • .. Toplumsal kanunlar parlamentolarda yapılanlardan daha ağır basar ve önemli olan bu kanunları saptayabilmektir.  Bu sosyal anlaşmazlıklar yani toplumsal kanunların parlamentolarda yapılan kanunlardan daha ağır basması, toplumsal yapının parlamentolarda yapılan kanunlarla bütünleşmesine kadar devam eder. 

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi İsmail Beşikçi’yi 25.6.1971’de tevkif etti, karar tarihi 14.08.1972

    Alıntı: Bilimsel Yöntem Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum Açısından İsmail Beşikçi Davası III – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1992 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  •   Ben emniyette, sorguda, işkencede hep Kürt görevlilerle karşılaştım. İşkence yapanların büyük bir çoğunluğu Kürt idi.

    Alıntı: Bilim, Resmi İdeoloji, Devlet, Demokrasi ve Kürt Sorunu – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1991 – Sf. 260) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ermeniler sanayi ve ticareti ellerinde tuttukları için tehcir edildiler. Yollarda soyuldular, Kürtler ve Türkler tarafından. 1918 Mondros Antlaşmasından sonra dönenler oldu. Dönüp de mallarına sahip çıkmamaları için Kuvayı Milliye kuruldu.  Kuvayı Milliye’nin esas sınıfsal amacı budur.

    Alıntı: Bilim, Resmi İdeoloji, Devlet, Demokrasi ve Kürt Sorunu – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1991 – Sf. 33 ile 235 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1919 yılında Heyeti Temsiliye döneminde 20-22 Ekim tarihleri arasında Amasya’da Osmanlı Harbiye Nazırı Salih Paşa ile Heyeti Temsiliye üyeleri Mustafa Kemal Paşa, Rauf ve Bekir Sami Bey aralarında bir protokol imzalanmıştır.  Türk Tarih Kurumu bu belgeyi yayınlıyor ancak 3 sayfası kopuk diyor. Yalan! Kopuk dediği sayfada şunlar varmış;

    “..Kürtler, Türkler ortak mücadele yapmalıdır. Savaştan sonra yeni zafer kazanılınca Kürtlere de milli hakları verilecektir. Bu durum Kürtlere iyice anlatılmalıdır. Böylece onların İngiliz emperyalizminin kışkırtmalarına alet olmaları engellenmektedir.” denilmektedir.

    Alıntı: Bilim, Resmi İdeoloji, Devlet, Demokrasi ve Kürt Sorunu – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1991 – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

  • Saddam’ın kimyasal silahından kaçan Kürtler, Türkiye’ye zorla alındılar.  Türkiye’deki Kürtler yardım topladılar, devlet müsaade etmedi, ben dağıtırım, dedi. Uluslararası kuruluşlar bunların mülteci olmasını istiyordu. Çünkü rahatlıkla yardım edebilirlerdi. TC bu hakkı da tanımadı. 

    Alıntı: Bilim, Resmi İdeoloji, Devlet, Demokrasi ve Kürt Sorunu – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1991 – Sf. 196) kitabından birebir alınmıştır.