“Budyenni; “Acaba General Hazretleri, Anadolu’da kurulacak hükûmet için nasıl bir rejim düşünüyor?” diyor. Mustafa Kemal; “Belki de Sovyetlerin Şuralar Cumhuriyetine benzer bir hükûmet tarzı.” diyor. Budyenni; “Yani, Bolşevikliğin prensipleri üzerine kurulmuş bir Cumhuriyet, değil mi General’im?” Mustafa Kemal; “Devlet Sosyalizmi dersek daha doğru söylemiş oluruz.” diyor. … Budyenni; “Rusya’nın, bütün ihtiyaçlarınızı tamamlamaya hazır bulunduğunu size arz etmek (sunmak) vazifesini üzerime almış bulunuyorum. Yeter ki, siz de bizim arzularımızı yapınız. Padişahlığı ve Hilafeti lağvediniz (ortadan kaldırınız). Komünistliği ilan ediniz.” diyor. Mustafa Kemal; “Aziz Miralayım, söylediğiniz işler tasavvur eylediğiniz (düşündüğünüz) kadar kolay değildir. Padişahlık müessesesi (kurumu) esasen zayıflamıştır, yıkılmak üzeredir. Hilafet için biraz daha sabırlı hatta biraz daha dikkatli olmak lâzımdır; Arkamızda bir de İslam âlemi vardır. Bunu da hesaba katacağız. Onların müzahereti (yardımı, İslam âleminin yardımı) bugün için elzemdir (lüzumludur). İngilizleri ancak bu sayede yerlerinde tutacağız. Komünistliği ilan etmek te bugün için imkânsızdır. … Zaferi kazandığımız zaman, şartlarımızı daha sakin ve rahat bir ruh haleti (halleri) içinde düşüneceğiz.” diyor.”
Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 383, 384) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (2007): Havza’da Bu görüşme yapıldığı zaman, Mustafa Kemal Paşa henüz Samsun’a çıkalı bir-iki ay olmuştu ama ihtilale karar vermiş olduğu görülüyor, üstelik bunu Sovyet Rusya biliyor olmalı ki diplomatı bu tür soruları soruyor. Padişah ve Sadrazam, onu, iç direnişi örgütlemek için görevlendirdi ama o, ta işin başından beri darbeyi düşünüyordu! Osmanlı Padişahı bu memurunun ihtilal yapmak istediğini Ekim 1919’daki Erzurum Kongresine kadar anlayamadı. İngiltere, Osmanlının, çok partili ve demokratikleşen yapısından ve Müslüman sömürgelerinden dolayı da Hilafetinden rahatsızdı, Ruslar da aynı şeylerden rahatsız. Bu Havza görüşmesi Sovyet Rusya’yı da rahatlatıyor ve yardımlar da başlıyor. Ankara’da düzmece bir komünist partisi kurduruluyor, Meclis’te Bolşevik nutuklar atılıyor, Çerkez Ethem’in birliklerinin kolektivist yapısı kızıla boyanarak Sovyetlerin gözü boyanıyor. Daha sonra Rusya, Mustafa Kemal Paşa’nın ihtilâline sırt çevirecektir. Mustafa Kemal’in dediği gibi yeni sistem devlet sosyalizmi de denilebilecek bir garip ve nev-i şahsına münhasır (cinsi şahsına özel, sadece kendisine benzeyen) sistem oluyor. Kemal Paşa’nın İngilizlere yönelik olarak söylediği söz genellikle diplomatik bir ifadedir.
Yorum bırakın