“25-26 Temmuz 1919’da Bekir Sami Bey’in Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Orbay Paşa’ya yazdığı mektup;
“İstiklâl şayan-ı arzu ve tercihtir. (Bağımsızlık arzulanan bir tercihimizdir.) Ancak İstiklâl-i tam (tam bağımsızlık) talep ettiğimiz halde, mülkün menatık-ı müteaddideye taksimi (mülkümüzün, ülkemizin, çeşitli mıntıkalara, bölümlere ayrılması) kati (kesin) ve şüphesizdir. Şu halde iki üç vilâyete münhasır (sınırlanmış, özgü) kalacak istiklâle, tamamiyet-i milliyemizi (tüm milletimizi) temin edecek mandaterlik elbette müreccahtır (üstün tutulmalıdır). Memalik-i Osmaniye’nin (Osmanlı mülkünün, ülkesinin) tamamına şamil (kapsayan) meşrutiyetimiz (Padişah ve parlamentonun birlikte yürüdüğü sistem) ve hariçte (dışarıda) hakk-ı temsilimiz (temsil edilme hakkımız) baki kalmak şartı ile geçici bir zaman için Amerikan Mandaterliğini talep etmeyi milletimiz için en nafi (faydalı) bir çözüm şekli kabul ediyorum. Bu konuda Amerikan mümessili (temsilcisi) ile görüştüm. ABD mümessili, Kongrenin seçeceği bir heyeti ABD’ye bir zırhlı ile götürmeyi kabullenmiştir. Paşa aynı gün kongrede manda mevzusunu görüşmeye arz etmiştir. Kongrede bütün açıklığı ile Amerikan mandasından bahsetmek ebetteki doğru olmazdı. Kongrenin genel havasına kayıtsız şartsız istiklâl isteğini hâkim kılmak esastı, bu, temin edilmişti.””
Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 178 ile 180 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (2007): ABD Mümessilinin Bekir Sami Bey’e önerdiği hususlar; 1-Adil bir Hükûmetin kurulması. 2- Maarif-i Umumiye’nin (Genel öğretim sisteminin) yazılması. 3- Din hürriyetinin temini. 4- Gizli antlaşmaların ilgası (ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya arasındaki anlaşmanın ortadan kaldırılması) 5- Genel Osmanlı mülkünü kapsamak üzere ABD mandaterliğinin kabul edilmesi. Erzurum Kongresinde ciddi tartışmalara neden olan Mandacılık, Sivas Kongresinde karara bağlanıyor ve Mandacılık, Mustafa Kemal Paşa ve Heyetinin siyasi tavrı oluyor. Mustafa Kemal, o zamanın şartlarında en akılcı ve doğru çözüm olan ABD mandasını ister gibi görünüyor, çünkü bu konuda büyük bir kamuoyu baskısı söz konusu. Ancak daha sonra, iç savaşın kızışması, İstanbul’un işgali gibi kriz ve kaos ortamından sonra iktidar ışığı görünce mandacılığın önünü kesiyor. İngiltere’nin bu ABD mandacılığına karşı her türlü engelleme ve operasyonu yaptığı görülüyor. Zaten Sivas kongresinden sonra içeride meydana gelen isyanlar ile İstanbul’un işgali sonucunda ABD’nin manda görüşmeleri için muhatabının belirsiz hale gelmesi, ABD’yi bu fikirden uzaklaştırmıştır. ABD Osmanlı ülkesine mandaterlik yapmak için Saray ve Sultan’la mı görüşecek yoksa Saray’ın eşkıya veya ihtilalci olarak nitelediği Mustafa Kemal Paşa ile mi görüşecek?
Yorum bırakın