(21 Ağustos 1922 tarihli gizli celsede jandarma görüşülüyor:)
Mazhar Müfit Efendi (Kırşehir): “Karahisar Mebusu Ali Bey kardeşimiz.. Eşkıyalığı ilmi bir şekilde bölümlere ayırarak.. Dediler ki. Şekavet (eşkıyalık, suç işlemek) üç türlüdür: birisi adi suçlar, bir de şekavet-i müstemirre (örgütlü suçlar), birisi de şekavet-i siyasiye. Bendeniz bir şey daha ilave edeceğim ki onun adına maalesef şekavet-i resmiye (hükümet terörü) diyeceğim. Asıl milletin bugün kurtulmak istediği mesele o resmi eşkıyalık meselesidir.”
Mazhar Müfit Efendi (Kırşehir): “.. Eşkıya bir tarafa gidiyor jandarma öbür tarafa gidiyor. Jandarma bu işi halledemez. Halkı tamamen silahlandırıp ta bu işi gördürmek imkânı yoktur. .. Halk ile iş gördürecek dereceye kadar inmiş isek o zaman Hükümete gerek yoktur. .. Suçlu ile suç söndürülmez efendi.”
Mustafa Durak Bey (Erzurum): “Efendiler buradan kalkıyorum Memalik-i Osmaniye’nin yani bugün işgalimizde olan memleketimizin yarısını geçerek ta öbür tarafa gidiyorum. Halk bizden zarar görmüştür. Bir saat önce ölüp gitmemizi istiyor. Çünkü işe sahip değiliz..”
Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları III – (İş Bankası Yayını No:267 – Sf. 684 ile 689 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın