Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

“Mustafa Celalettin Paşa 1869’da “Eski ve Yeni Türkler” adlı kitabı yayınladı. Türkçülük akımının ilk büyük isimlerindendir.  Mustafa Kemal, O’nu Türk Dilini Tetkik Cemiyetinin başına getirdi. Nazım Hikmet’in annesinin dedesidir.   

Bu Mustafa Celalettin Paşa’nın asıl adı, Konstantin Borjenski (Konstantin Polkonic Borjenski) olduğu biliniyor. Polonyalıdır ve asil bir aileden geliyor. Konstantin Borjenski 1848 yılında Polonya İhtilaline katılıyor, payına yenilgi düşüyor. Konstantin Müslüman oluyor, Türkçeyi öğreniyor, kurmay oluyor, Ömer Paşa’nın kızıyla evleniyor. Her dönme türünden, Ortodoks bir Türkçü kesiliyor. Sf. 129, 130     

Süleyman Sami: Yusuf Akçura, Sami için “Bence Faraşerli Şemsettin Sami Bey, Üçüncü devre Türkçülüğün önemli simalarındandır.” diye yazdı. Türk Meşhurları Ansiklopedisinde, Ana dili Rumca olduğundan o zamanki yazılarında Türkçesi pek şivesizdir der. Agâh Sırrı “Sami’de asıl zayıf olan Türkçedir.” der. Süleyman Sami “İstanbul Türkçesini, Türkçenin kreması ve çiçeği olarak kabul etmemizi gerektiren şey, onun yapısı, telaffuzu, inceliği ve deyimlerinin zarafetidir.” der. Güzel Türkçe militanı olan Sami Bey’in Türkçeyi iyi bilmemesi, Türk olarak doğmamış olmasından doğuyor.   Grand Larouse Encyclopedique, “Frasheri” maddesinde, Şemsettin Sami’nin Arnavut olmakla kalmayıp, aynı zamanda bir Arnavut Milliyetçisi olduğu yazılıyor.   

 1879’da “Cemiyet-i İlmiyye-i Arnavvudiyye” adlı bir dernek kuruluyor. Şemsettin Sami bunun üyesi ve yaşı 29 dur.   

 Agâh Sırrı “O önce Arnavutçanın alfabesini, sonradan da Arnavutçanın gramerini meydana getirmekle bu dernekte kendi payına düşeni yaparak Arnavutlara da büyük hizmetlerde bulunmuştur.” diyor.

Necip Asım da Türkçülüğün sınır bölgelerinden geliyor. Anadolu’nun Arap nüfusa en yakın olan kasabalarından Kilis’te dünyaya gelmiştir. Ziya Gökalp’in Kürtçe bildiği ve Kürtler üzerinde araştırmalar yapmış olduğu kesin gözüküyor.”

Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 129 ile 141 arası) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN YORUMU (2008): Yalçın Küçük daha sonraki yıllarda, Ziya Gökalp’in Kürdo-Judaik olduğunu da ifade ediyor. Hoca 2007 yılında; “Türk-İslam Sentezi bir İsrail projesidir.” diyor. Bu tespit çok önemli ve bence de doğrudur. Türkleri Araplara düşman ederek İsrail ile daha çok yakınlaşma sağlamak ve Arapları izole etmek için ideal bir projedir. 1800’lü yılların ortalarından itibaren, Yahudilerin Filistin’e yerleşmek için büyük mücadeleler verdikleri ve II. Abdülhamit tarafından püskürtüldükleri biliniyordu, onlara arazi sattığı da yeni bilgiler arasındadır. İşte bu Yahudi etkinliklerine paralel olarak Osmanlı’da Türkçülük akımı başlıyor, öncülerinden Mustafa Celalettin Paşa Polonya, Şemsettin Sami Arnavut, Ziya Gökalp ise Kürt milliyetçileri olarak başladıkları hayatlarında birden bire Türkçülüğün önderleri oluyorlar. Ve Osmanlı’da etnik bilinçlenmenin ateşi yakılıyor. Zaten Osmanlı Devletini bir an önce parçalamak için böyle bir akıma ihtiyaç vardı, tam da bu sırada ortaya çıktılar. Bu, normal bir çıkış değil.

Posted in , , , , , , , , ,

Yorum bırakın