(Ethem Bey’in subaylarına son konuşması:)(1)
“-Kuvayı Seyyareyi bu elim duruma, benim temiz kalbim ve samimi düşüncelerimle ben düşürdüm. Olağanüstü durumlar içerisinde herkesi göründüğü gibi kabul etmek hiçte doğru değilmiş. Lakin bunu, ben, pek acı bir şekilde, çok geç anladım.”
“-Halil Bey! Sen sabah şafakla beraber Yunan savaş hattına, ben de yeni iç cepheye hareket etmeliyiz. Bunları söylerken, adeta dilim dönmüyor, gözlerimden yaşlar boşalıyordu. Halil Bey de ağlıyordu. Cephelerde, karşımızdakiler sebebiyet vermedikçe, çarpışmalardan çekinmeliyiz.”
Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1)(1996): Ethem Bey kendisine bağlı ihtiyatların (yedek birliklerin) subaylarını toplayıp son konuşmayı yapıyor; Yunanistan ve Yunan birliklerinin durumunun tam olarak lehimize olduğu bir ortamda, Anadolu’nun iki askeri kuvvetinin birbiriyle çatışmasını talihsizlik olarak yorumluyor. Yunanistan’ın barış isteklerini Ankara’ya ileten İzzet ve Salih Paşaların tutuklanmalarına ve dinlenilmemelerine üzüldüğünü anlatıyor. Sonra;
BAKKAL’IN NOTU (1996): Ethem Bey son konuşmasında: İsteyen kalsın, isteyen silahlarını bırakıp gidebilir, serbesttir, diyor. Zor yok! Diyor. Ve Ethem Bey cepheden Kurmay Subayı Halil Bey’i çağırtıp, durum değerlendirmesi yapıyorlar.
Yorum bırakın