“Mahkeme salonu… Muazzam bir kalabalıkla hınca hınç dolmuştu. Saat 14’e doğru süngüler arasında getirilen Cavit Bey bir süre arkasını dönerek dinleyicilere uzun uzun baktı. Gözüne ilişen tanıdık çehrelere acı acı gülümseyerek baktı. Fakat her göz göze gelen bir an şaşkınlık geçirerek görmemezlikten gelmeyi unutmuyordu. (1)
Reis, 1. Maddeyi okuyor; “İttihat ve Terakki bütün hürriyetlere taraftar radikal bir siyasi partidir. Anayasanın kişilere yönelik kanunları, hükümleri bu amaca göre ıslah ve tadil olacaktır.” ve sordu; “Bu madde çoğunlukla mı kabul edildi?”
“Tabii öyle olması gerekir.”
“Ya bu madde? “Egemenlik ve saltanat (hâkimiyet ve saltanat) münhasıran (devredilmeyecek şekilde) milletindir.” Bu formülü kim yaptı?”
“Hepimiz!”
Reis; “Münhasıran dan amacınız?”
Cavit Bey; “Hiçbir amacımız yoktu. (Millete) Daha fazla mutlakıyet vermek istiyorduk.”
Reis; “Yok! … Hükümdarlık ve Riyaseticumhuru milletin manevi kişiliğine vermek istiyordunuz!”
“Hayır! Milletinkini millete, hükümdarlığınkini hükümdara vermek idi…..”
Reis; “Beşinci maddede” Hükûmet merkezi İstanbul’da olmalıdır.” diyorsunuz, bunun sebebi nedir?”
Cavit Bey; “… Çünkü İstanbul eskiden beri hükûmet merkezidir. Bütün aydınlar orada toplanmıştır.”
…Reis; “Ya emniyet bakımından? Deniz kenarı, her taarruza uygun bir şehirdir. Belki de bir tehlike anında kolaylıkla kaçmayı düşünüyordunuz?”
(Rezil Mahkemenin şerefsiz reisi Cavit Bey’e yakışacak bir suç bulamayınca iyice kuduruyor. 1995)
Reis; “Cavit Bey, şunu iyi bilin ki; İstiklâl Mahkemesi şahsi kanaatine göre hüküm verir! Sizin bu ifadeleriniz bizi ikna etmemiştir. Kara Kemal gibi bir şahısla her gün görüşürsünüz de, neler yaptığından nasıl haberdar olmazsınız?”
Reis tekrar sorar; “Şükrü’nün suikast girişimini nasıl karşıladınız.?”
Cavit Bey; “Kesinlikle fena, meş’um.”
“Pekâlâ, Şükrü Bey böyle bir teşebbüse (girişime) tek başına nasıl atılabilir?”
Cavit Bey; “Ben ne bileyim. Böyle şeylere aklım ermez. Belki arkadaşları vardı.” “…Mahkeme Reisi Ali Bey’in, daha tevkifler başlarken boş bulunup; “Cavit’i, Dr. Nazım’ı mutlaka asacağız!” dediği kişilerden çoğu hala aramızda sağdırlar.”
Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 44 ile 46 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1995). Cavit Bey’in arkadaşlarının korkusunun boyutu çok büyük. Reis, Cavit Beye İttihat ve Terakki dönemi ile ilgili sorular soruyor. Cavit Bey 5 Mart 1919’da kurulan Damat Ferit Paşa kabinesinden dört gün sonra İttihat ve Terakki ileri gelenlerinin tutuklanmaları başlayınca, Hürriyet ve İtilaf Partisi Başkanı Nuri Paşa’nın evinde 75 gün saklandığını söylüyor. Daha sonra Eylül 1919’da İsviçre’ye gidiyor. Reis, Anadolu’da milli mücadele varken neden yurtdışında kaldın diye itham ediyor. Ve vatanına ne zaman döndün diye sorunca 1921 Temmuzunun ikinci günü diye cevaplıyor. Bu zaman içerisinde okuyup-yazmak ve Duyun-u Umumiye ile ilgilendiğini söylüyor. Cavit Bey, Kara Kemal ile Mustafa Kemal’in görüşmesinden sonra, kendi evinde toplanarak bir parti programı hazırladıklarını da belirtiyor. İstiklâl Mahkemesi, bu cemiyet programı taslağı dedikleri çalışmayla ilgili olarak kendilerini suçluyor.
Yorum bırakın