Atatürk bir akşam misafirleriyle poker oynarken, İzmir’in tanınmış tütüncülerinden birinin şikayeti üzerine, pokeri bırakıp yanındakilerle beraber geç vakit İsmet Paşa’nın evine gitmiş ve;
“-İsmet! Bak! İzmir’de biri, kanunsuz bir takım tagallüpler (galip gelmeler, zorla galip gelmeler) tahakkümler (baskılar) yaparak tüccarlara zarar veriyor, piyasayı ürkütüyor ve yaptığı baskı ile kimseye iş gördürmüyormuş. Kimdir bu adam, araştır ve bu iş ile bizzat ilgilen!” diye meseleyi açtıktan sonra, adını da söyleyerek; “-Bu adam seni de beni de zor duruma sokuyor. Bu işi düzeltmeyi bana bırakma. Sen hallet! Yoksa bana bırakırsan çok kötü yaparım!“
… bir gece de, yine böyle duyduğu bir olaya fena halde sinirlenmiş bir vaziyette evine gittiği İsmet Paşa’yı uyandırarak;
“-Baksana! Meclis Muhtelit (karma) Komisyonunda soruşturması yapılan Ali Cenani’nin Adapazarı Araba Fabrikası meselesinde de kardeşinin adı geçmiş. Komisyon Başkanı Yunus Nadi; artık bu adamdan bıktık, bir zaman önce Yüce Divan’a verilen Bahriye Bakanı Topçu İhsan’ın Yavuz- Havuz meselesinde de ismi geçmişti. Hangi taşı kaldırsak altından çıkıyor. Ne yapmalı?” diye şikâyet ediyor. Nedir bu, neler yapıyor? Deyince, İsmet Paşa da;
“-Merak etmeyin, bu sefer belini kıracağım!” cevabını vermiş. Atatürk de;
“-Vallahi İsmet eğer sen onun belini kırmazsan, ben senin belini kırmağa mecbur kalacağım!” diyor.
Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Atatürk – İnönü, İnönü – Mareşal Dargınlığı) VI – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 52, 53) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın