31 Temmuz 1924 tarihli İleri gazetesi;
“-Dün akşam Gaziantep Mebusu Kılıç Ali Bey idarehanemizde Celal Nuri (İleri) Bey’i yaralamıştır.”
(Kılıç Ali Telefonla Celal Nuri Bey’i arıyor;)
“-Ben Kılıç Ali! Dâhiliye Vekilinin açıklamasını okudun mu? Okudunsa bu konudaki fikrini söyle!“
“-Ne yapacaksınız?”
“-Ben ne yapacağımı bilirim! Şimdi geliyorum!”
.. Kılıç Ali Bey yanında mebuslardan Rauf Bey bulunduğu halde matbaamıza gelmiş ve Celal Nuri Bey’le Dersim Mebusu Feridun Fikri ve Suphi Nuri Beylerin bulundukları odaya birden bire girerek, tabancasını teşhir etmiş ve ağzına gelen şetum (küfür) ve hakaretlerde bulunduktan sonra, masanın üzerinde bulunan fincan, sigara tablası, sürahi, bardak gibi şeyleri Celal Nuri Bey’in kafasına atmaya başlamıştır…. Feridun Fikri Bey .. Kılıç Ali Bey’in ellerini tutarak olayın büsbütün faciaya dönüşmesine engel olabilmiş ise de saldırgan elindeki tabancasının dipçiği ile Celal Nuri’yi başından yaralamıştır.
.. dün Dâhiliye Vekili Recep Bey’in açıklaması Kılıç Ali Bey’i kızdırmış, her nedense Celal Nuri Bey’e saldırarak teskin olmak istemiştir.
Saldırgan dün avaz avaz;
“-Ben hepinize göstereceğim, gazetelere, teftiş heyetine, Dâhiliye Vekili’ne, hepinize göstereceğim!”
Gazete devam ediyor; “Kılıç Ali Bey geçenlerde yine bir gün matbaamıza gelerek saldırıda bulunmuştur. Savcılık o günkü olay hakkında da gereken bilgiyi almıştı. Ya! Artık bu devirde böyle saldırılarla hiçbir yazarın kalemi kırılamaz, basının şeref ve haysiyeti ihlal edilemez, hak kazanılamaz.”
Dersim Mebusu Feridun Fikri Bey şunları söylüyor; “-Kılıç Ali Bey’i Celal Nuri Bey’e vurmaması için bütün kuvvetimle engel olmaya çalıştığım zaman hiddetinden köpürerek dişlerinin arasından çıkan boğuk bir sayha ile bana; “Seni de öldüreceğim! Seni de!” demiştir.”
Alıntı: Cumhuriyet Devrinde Suiistimaller – Cemal Kutay (Ercan Matbaası 1956 Baskısı – Sf. 31 ile 39 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (1995): Bütün bu şiddetli tavırlar, Ermenilerin geri dönen varlıklı ailelerinden büyü çapta rüşvet alınmasının dava konusu olmasından kaynaklanıyor. 23 Nisan 1924’de Meclis tatil olunca bu kötülüğün de üstü kapanmış oldu. Birkaç Genel Müdür, yüze yakın memur mağdur oldu o kadar!
Yorum bırakın