Mustafa Kemal Vahdettin’in “fahri”, bugünkü dille “onursal” yaveridir.
Kemal daha sonraki tarihçilerin yazdıklarının aksine bir mücadeleci değil, bürokratik manevralarla yükselmeyi seven, sayısız Osmanlı subayından birisidir.
Hep şikayetçi, hep hırçın ve son derece kıskançtır; Jön Türk döneminde sivil aydınlar İngiliz yanlısı ve subaylar ise çok büyük ölçüde Alman taraftarı olarak görünüyorlar. Kemal çok küçük istisnadan birisidir ve ordu içinde İngiliz politikasını temsil ediyor. Bu o kadar öyle ki, Yakup Cemil, idamından önce eğer 2. Babıali baskınını başarabilseydi Harbiye Nazırlığına Mustafa Kemal’i getireceklerini açıklıyor.
Yakup Cemil’inki İngilizci bir darbe girişimidir.
Kemal’e Vahdettin’in başvurusuyla, daha sonra hain sayılan Başbakan Damat Ferit’in zamanında madalya gönderilmiştir.
Vahdettin’in Meclis’i fesih etmeden önce de Kemal ile görüştüğü biliniyor; Halide Edip, Vahdettin’in Meclis’i feshederken Kemal’den destek aldığını yazıyor. Vahdettin’in Kemal’i bir kaç kez bakan yapmak istediği ancak Sadrazamların Kemal’i geçimsiz buldukları için kabul ettiremediği kesin’e yakındır.
Teşkilatı Mahsusa’nın son başkanı Hüsamettin Ertürk, Kemal’in Samsun’a Vahdettin’den para alarak gittiğini kaydediyor.
Kemal’in doğu görevlendirmesinde üç unsur bulunuyor. Birincisi; Doğu’da şura hükümetleri kurulduğu haberleri geliyor ve bastırması isteniyor. İkincisi Enver ve diğer ittihatçıların doğudan ülkeye girmesinin önlenmesi isteniyor. Üçüncüsü; başta Kürtler olmak üzere Çerkezlerin Ermeni köylerine saldırdıkları haber veriliyor ve düzen altına alınması isteniyor. Vahdettin, bunların sağlanmasıyla, Osmanlı hükümetinin en azından doğuda duruma hâkim olabileceğini Londra’ya kanıtlayabileceğine inanıyor. Dolayısıyla bunlar Vahdettin ve Damat Ferit’in politikasıdır.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 455) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın