29 Eylül 1920 tarihinde 75. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.
(Mahkeme Usul Kanunu Teklifi Görüşmeleri;) (1) Sf. 438,439
Rasih Efendi (Antalya); “-..Bizim tarihi adlimizde (adalet tarihimizde) müstantik (sorgu savcılığı) zannederim zihnimizde bir çok şeyler doğurur. Kazalarda (kasabalarda) müstantiklerin (sorgu hâkimlerinin) maaşları iki yüz kuruştur. İki yüz kuruşluk memuriyeti kabul etmek demek zannederim ki ya tagallüp (zorbalık) esası üzerine veyahut başka bir esasa, başka bir fikre müstenittir (dayalıdır).” Sf. 439
(Meclis kanun teklifindeki avukat bulundurma mecburiyetini kaldırıyor, bunun yerine Mehmet Şükrü Bey başka bir madde teklif ediyor. Bu madde de ısrarlı.)
Mehmet Şükrü Bey; “-Bendeniz avukatlık yaptım müddeiumumilik de (savcılık ta) yaptım, reislik de (mahkeme başkanlığı da) yaptım. … O da kabul edilmedikten sonra, Heyeti Aliye’niz (yüce heyetiniz) adliyemizin daha ziyade suiistimale (yolsuzluğa) doğru gitmesini kabul edecektir. Bununla, bu cinayeti yapacağız efendiler.” (doğru sesleri) Sf.442
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 4 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 75, Celse: 1, – Sf. 438 ile 442 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Mehmet Şükrü Bey, sanığın sorgu savcılığında avukat bulundurma hakkını kanuna koyduruyor. Hatta bütün kötülükler polis ve jandarmada olduğu için karakollarda bile avukat bulundurulması mecburiyetinden söz ediyor. Ancak kabul edilmedi. Bu haklar bizde 70 yıl sonra verildi.
Yorum bırakın