21 Aralık (Kanunuevvel) 1920 tarihinde 118. İçtima 2. Celse: İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey.
Seyahat Vesikası (Belgesi) Hakkında Görüşme. Kanun Kabul Edildi;
(Konya Mebusu Vehbi Efendi, seyahat edenlerden vesika sorulması ticareti baltalıyor diyor.)
Dâhiliye Vekâleti Vekili Dr. Adnan Bey; “-.. Kendileri de pekâlâ itiraf buyuruyorlar ki, şu bulunduğumuz zamanda lalettayin (rastgele) herkesin her tarafa serbestçe gidip gelmesine müsaade etmek imkânı yoktur.”
Mustafa Kemal Paşa; (Vesika uygulamasının yararlarına bir örnek veriyor; Benim bir akrabamın kocası eline bir kâğıt alarak Anadolu’ya geçmek istemiş. Oysa bu casustur. Adı Kapiten Bent’tir. Bu adamın elinde İngiliz Yüzbaşı’sı Benet imzalı bir belge varmış. Tevkif ettirdim diyor.) Sf.471
(Canik Mebusu Nafiz Bey, hukukçu Samsun Savcısı; İdarenin vatandaşı potansiyel suçlu farz etmesi bir vehimden (kuruntudan) ibarettir diyor. Samsun’dan İstanbul’a gelecek vatandaşa izini Samsun Valisi versin diyor.)
Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-Ya Samsun Mutasarrıfı müşterek olursa (suça ortak olursa) faraza (meselâ, diyelim ki). ..”
Nafiz Bey (Devamla); “-.. O vakit hiçbir şey demeye lüzum yoktur.”
Mustafa Kemal Paşa; “-Fakat bu gibi hakayıkı (hakikatleri, gerçekleri) meydana çıkarabilmek için bu takyidata (sınırlamaya) lüzum vardır.”
Nafiz Bey; “-Bendenizce bu tevehhümden (vehmetmekten, kuruntudan) ibarettir.”
Mustafa Kemal Paşa; “-Tevehhüm değil, Samsun mutasarrıfının ne olduğunu sorunuz. Hakikatten bahsediyoruz, vehimden bahsetmiyoruz.”
Nafiz Bey; “-Yine o da Hükümetin kabahatidir. Samsun Mutasarrıfını daha evvelce takdir etmeden oraya, Samsun’a göndermek ve koca bir memleketin hayatını ona tevdi etmek (vermek) Hükümetin basiretsizliğinden (ileriyi görememesinden) başka bir şey değildir. …. Her şahıs adam öldürür diye eli bağlanmaz. … Polis her hareketi pek yakından tetkik eder (inceler). Fakat polis hiç kimsenin hürriyeti şahsiyesine (kişisel hürriyetine) taarruz edemez (saldıramaz). Polis tecavüz etmez.”
Mazhar Müfit Bey (Hakkâri); “-Memleketin vaziyeti bununla kabili kıyas değildir (kıyaslanmaz, mukayese edilmez).
Nafiz Bey; “-…..bu dereceyi geçtikten sonra, ne hürriyeti şahsiye kalır ne de hareket kalır ne de hürriyeti mesâkin (mesken hürriyeti) kalır. Bu hürriyeti şahsiyeye tecavüzdür. … memleketin iktisadiyatını günden güne daraltmak meselesidir.” Sf.471-472
Tunalı Hilmi Bey; “-Meselâ ben kaymakamım. Çok sevdiğim bir adam geliyor izin veriyorum. İyi niyetle.”
Süleyman Sırrı Bey (Yozgat); “-Şu halde sen kaza reisi değil, eyyam (vaziyeti idare etme, günün adamı) reisisin orada.”
Vehbi Efendi (Konya); “-…Bu memleketi berbat eden memurlardır. … bu vesika (belge) meselesi suiistimale (kötü kullanma) sebep oluyor. …. Mahalline terk etmek şartıyla kabul edelim.”
Takrir olduğu gibi kabul ediliyor. Sf.477
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 06 (23.11.1920 / 23.12.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 118, Celse: 1, – Sf. 477) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın