18 Mayıs 1338 (1922) tarihinde İçtima: 45, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi
2. ve 3. Celseler Hafidir:
Aşağıdaki Notlar internetten alındı sayfa numaraları yok.
Pontus Meselesi Gizli Celsede Görüşülüyor:
Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey ve Rüfekasının (arkadaşlarının) Pontus meselesi ve Trabzon Müdafai Hukuk Cemiyetine Dair Dâhiliye Vekili Fethi Okyar Beyden İstizah Takriri (Soru Önergesi);
Ali Şükrü Bey, Trabzon ve civarının askeri yetkilisinin, keyfi icraat yaptığı, tutuklamalar, hapis, evlere saldırma, halkı tehdit, yolları kapatmak gibi işler yaptığını söylüyor.
Trabzon’da sahildeki Hristiyanların iç kesimlere tehcirinden bahsediyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celile’sine
Dâhiliye Vekili Fethi Beyefendinin, kanaati âcizanemce (acizane düşünceme göre) memleketi maatteessüf (üzülerek söyleyeyim ki) lâyıkıyla tanıyamaması ve halkın ahvali ruhiyesine (ruhsal durumuna) vakıf bulunmaması ve hatta uzun müddet memleketten uzakta bulunması dolayısıyla da teşkilâtı hazırai umumiyemizin (mevcut genel örgütlenmemizin) teferruatını (ayrıntısını) kavrayamamış bulunması yüzünden, bugüne kadar nazarı müsamahası (hoşgörülü bakışları) önünde cereyanına müsaade ettiği (oluşmasına izin verdiği) kanunsuz, yolsuz ve istiklâl mücadelemizin ruhiyle gayri kabili telif (açıklaması mümkün olmayan) icraatın (çalışmasının) bir müddet daha devamını menafii milliyemize (milli yayarlarımıza) bilkülliye mugayir (tamamen aykırı) gördüğümden, atideki (gelecek olan, aşağıdaki) on bir maddenin miri mumaileyhten (ilgili devletliden) müstacelen (acilen) istizahını (cevaplanmasın) teklif ederim.
1. Dairei intihabiyem (seçim bölgemin) merkezi olan Trabzon şehri ile havalisi askeri kumandanının icraatı keyfiyesi (keyfi icraatı) neticesi (sonucu) olarak gayri kanunî tevkifat (yasa dışı tutuklamalar), hapis, mesakine taarruz (evlere saldırmak), halkı müsellehan tehdit (silahlı biçimde tehdit) ve muayyen (belirli) zamanlarda umumî ve hususî tarikleri set (genel ve özel yolları kesmek) suretiyle de gerek şehir dâhilinde ve gerek şehir ile mülhakat (bağlı birimleri) arasındaki müruru uburun (gidiş gelişin, trafiğin) tevkif (tutulmak) ve muamelatı nasıl tatil edilmesi. Bu maddeye müteferri vekayiin (ayrıntılı olayların) birer misali berveçhiati (aşağıda) tespit edilmiştir.
2. Yumra nahiyesinin Şane karyesi (köyü) muhtarı Aziz Çavuşun gayrı kanuni (yasadışı) olarak tevkif ve kalede hapsi, bilâhare tarafı acizanemden (daha sonra benim tarafımdan) vuku bulan (gerçekleştirilen) teşebbüs (girişimim) üzerine ciheti mülkiyeye (sivil idareye) teslimi ve müddeiumumiliğin (savcılığın) meni muhakeme ve tahliye (mahkeme edilmemesi ve serbest bırakılması) kararına rağmen tekrar kumandanlık tarafından tevkif (tutukluluk) ve kalede hapsi.
3. Mesakine taarruza (meskene tecavüze) misal olmak üzere rüfekamızdan (arkadaşlarımızdan) Trabzon Mebusu Celâlettin Bey’in hanesine zabitlerin (subayların) girmesini ve mahdumu (oğlu) Bedri Efendiyi tehdidini ve Yumra Nahiyesi karyelerinden(köylerinden) birçoğunda girilmedik hane kalmadığını zikr ile iktifa ederim(söylemekle yetinirim).
4. Değirmendere’de bir bakkaldan piyasanın dununda (altında) bir fiyatla şeker almak isteyen bir zabitin (subayın) bakkalın muvafakat etmemesi (uygun görmemesi) üzerine bakkalı tehdidi ve tahaddüs eden (meydana gelen) münakaşai lisanîye (sözlü münakaşa ile) üzerine istishap ettiği (birlikte olduğu) dört müsellah (silahlı) neferi (erleri) siperlere yatırmak suretiyle tehdidatı müsellehada (silahlı tehditlerde) bulunması.
5. Şehir dâhilinde vesika yoklamak (kimlik kontrolü) bahanesiyle hem de alaturka saat on bir, on bir buçukta bütün müruru ubur (geliş – gidişin, trafiğin) ve münakalatın (nakliyelerin) tatil edilmesi.
6. Değirmendere yolu gibi Trabzon’dan Erzurum’a giden bir şehrahı kat’ etmek (ana yolu kesmek) suretiyle şehirle mülhakat (bağlantıları) arasındaki muvasalanın (ulaşımın) uzun müddet tevkif ve tatil edilmesi.
Madde 2. Bütün bu yolsuz ve halkı ezici muamelât (işlemler) neticesi olarak merkeze vuku bulan şikâyet üzerine Trabzon’a izam edilen (gönderilen) tahkik (araştırma) heyetinin tahkikatından (araştırmasından) henüz bir netice çıkmaması.
Madde 3. Erzurum, Sivas Kongreleri mukarreratına tevfikan (kararlarına dayanarak) intihap edilmiş (seçilmiş) ve memlekete ifa ettikleri hidematı mebrure (yararlı hizmetler) herkesçe malum ve müsellem (açık) olan Trabzon Heyeti Merkeziyesi muamelâtının (işlemlerinin) sarahati kanuniye hilâfında (açık kanun hükümlerine rağmen) Hükümet tarafından tetkik ettirilmesi (incelettirilmesi).
Madde 5. Trabzon Müdafai Hukuk Cemiyeti Heyeti Merkeziyesi’nin muamelât ve hesabatını (işlemlerini ve hesaplarını) tetkike memur edilen heyetin tetkikatını garazkârane bir mecrada sevk etmek istediğini (heyetin incelemesini kötü niyetli bir yolda götürmek istediğini) fark ve derk eden (fark ederek anlayan) Heyeti Merkeziye Reisi ve azaları pek buhranlı geçen şu son seneler zarfında (içerisinde) ifa edegeldikleri (yürüte geldikleri) hidematı vatanperveranenin (vatanseverce hizmetlerin) makûs (kötü) bir tecellisi (görüntüsü) olarak telâkki ettikleri (algıladıkları) bu nalâyık (lâyık olunmayan) ve haysiyetşikenane muamele (onur kırıcı işlem) üzerine derhal istifa ettikleri halde istifaları kabul edilmeyerek birçok aylar sonra ortada mevcut nizamnamenin (yönetmeliğin) sarahati katiyesine (açık kesinliğine) rağmen Vali; Vekili tarafından teşkil edilen bir heyeti müteşebbiseye (girişimci bir heyete) devri muameleye icbar edilmeleri (devir işlemine zorlanmaları) ve hatta Müdafaai Hukuk Heyeti Merkeziyesi’nin hiç bir sıfat ve salâhiyeti (yetkisi) kalmadığı yolunda karakollara kadar emirler vermek, ilânlar yapılmak suretiyle memleketin bu güzide, vatanperver ve hamiyetli evlatlarını tezlil (aşağılama) ve tahkire kıyam edilmesi (hakarete kalkışılması)
Madde 6. Alelhusus (özellikle, hele) Trabzon meselesi namı (adı) altında hiç yoktan ihdas edilen (yaratılan) meselede şahsen alâkadar olan (şahsi olarak ilgilenen) Fırka Kumandanı, epey zaman evvel merciince (yetkililerince) başka bir mahalle tayin edildiği ve yerine diğer bir kumandan gitmiş bulunduğu halde Vali vekili sıfatıyla hâlâ Trabzon’da bırakılarak kendi hakkında belki de pek muhik (haklı) bir surette şikâyet etmiş olan Müdafaai Hukuk Heyeti Merkeziyesi azalarının yine bir kumandan vasıtasıyla manen (manevi olarak) ezdirilmek istenilmesi.
Madde 7. Bir lüzumu siyasî (siyasi lüzum) üzerine merkezce sahilden dâhile (iç kesimlere) nakilleri emredilen Hıristiyanlardan asıl tehlikeli olan bazı münevver (aydın) kimselerin Trabzon’da alıkonulmaları ve bazılarının da İstanbul’a gitmelerine müsaade edilmesi.
1. Merkezden verilen emre tebaan (tabi olarak, uyularak) Akçaabat Kazasının Trabzon tarikiyle (yoluyla) dâhile sevk etmek istediği ve biraderi Amasya İstiklâl mahkemesince idama mahkûm edilmiş bulunan Enfiyecioğlu, Vali tarafından kafileden alınmak suretiyle ve Akçaabat kazasının itirazlarına rağmen Trabzon’da alıkonulmuştur.
2. Mondros mütarekesinden (ateşkes antlaşmasından) sonra Trabzon’da cereyan eden bir muhakeme esnasında «Şimdiden sonra Türklerin buralarda hakkı hayatı yoktur, buraları Pontus Hükümetine aittir» diyen ve bu ifadesi mahkeme kuyudatında (kayıtlarında) bulunan genç bir komitacı (Dava Vekili Afrididi) nin İstanbul’a gitmesine müsaade edilmiştir.
Madde 8. Hükümet, yine bir lüzumu siyasî (siyasi gereklilik) üzerine bu güne kadar Rumların harice gitmelerine müsaade etmediği halde son zamanlarda Samsun’a giden Dâhiliye Vekili Beyin bir hayli Rum ailelerinin İstanbul’a gitmelerine müsaade itmesi ve mazharı müsaade (izin lütfuna eren) olan ailelerin Yelkenci oğulları, Andavallı oğulları ve Enfiyeci oğulları gibi hem pek zengin, hem de Pontusculuğun pişvalarından (liderlerinden, önderlerinden) olan ve erkânından bir kısmının Amasya İstiklâl Mahkemesinde ihanetleri tahakkuk edip (karara bağlanmış) cezalarını gören ailelerden olması.
Madde 9. Trabzon’da hadis olan mesaili (yaşanan meseleyi) yakından tetkik etmek üzere Trabzon’a giden Dâhiliye Vekili Beyefendi’nin halk ile zerre kadar temasa lüzum görmeksizin yalnız Vali vekili olan Fırka Kumandanı beyle görüşmekle iktifa etmesi (yetinmesi).
Madde 10. Bilhassa (özellikle) Pontuscu Rum eşkıyasının defi mazarratı (zararlarını ortadan kaldırmak) maksadıyla Canik (Samsun) havalisine azimet etmiş (yönelmiş) olan Dâhiliye Vekili Beyefendi avdetinde (dönüşünde) o havali mebuslarına ancak sekiz yüz kadar ve müteferrik (çeşitli) mahallere dağılmış Rum eşkıyası mevcut olduğunu söylemesine rağmen Tokat havalisinde ve hatta Tokat şehrine iki üç saat mesafede bulunan çok İslam köylerinin ve bu eşkıya tarafından yakılması ve el’an (hâlen) bu şakilerin (eşkıyaların) Erbaa ve Samsun havalisinde – hatta Samsun’a girmeği göze aldıracak derecede cüretkârane bir şekilde – icrayı şekavet (eşkıyalık yapmaları) ve melanet etmeleri (lânetlenecek işler yapmaları).
Madde 11. Sureti mahsusada (özel surette) Canik havalisindeki şekaveti men maksadıyla (eşkıyalığı yasaklamak amacıyla) o havaliye seyahat etmiş olan Dâhiliye Vekili Beyefendinin icraatı hakkında şimdiye kadar Meclisi Âliye izahat (açıklama) vermemesi ve bu sükûta (suskunluğa) son Ilgaz hadisesinin delâlet (şahitlik) ettiği manayı müessife (üzücü anlam) de inzimam edince (eklenince) vuku bulan seyahatin boş ve sırf zait bir kalem masraf (boş bir harcama kalemi), menzilesinde (aşağı durumunda) kaldığının tahakkuk etmesi (gerçekleşmesi) ve maatteessüf o civar Müslümanlarının el’an (hâlen) daha ziyade zulüm ve itisafa (yolsuzluğa) maruz kalmaları.
Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey ve arkadaşları
4. Celse. Reisisani Hüseyin Rauf Beyefendi
Ali Şükrü Bey ve Arkadaşlarının Trabzon’daki askeri erkânın tutumundan şikâyetlerini ihtiva eden takriri görüşülüyor. Sf. 78
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 20 (9.05.1922 / 22.06.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 45, Celse: 1, (2. ve 3. Celseler Hafidir.) – Sf. 78) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın