Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  27 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 146, Celse:1, Birinci Reisvekili Dr. Adnan Beyefendi.

3. Celse Hafidir: Birinci Reisvekili Hüseyin Avni Bey

İstanbul’un Durumu ve Refet Paşa’nın Hareketleri Hakkında Bir Soru Önergesi;

Gizli Celse.

(Bu gizli Celsenin bilgileri TBMM e-Arşivinden alınmıştır)

Erzincan Mebusu Hüseyin Bey ve Rüfekası (Arkadaşları) İle Bursa Mebusu Hacı Şükrü Beyin; İstanbul Ahvaline (durumuna) ve Refet Paşa’nın Harekâtına Dair İcra Vekilleri Heyeti (hükümet) Reisi İle Hariciye, Dâhiliye ve Maliye Vekillerinden İstizah Takriri (Soru Önergesi) Görüşülüyor;

Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “.. Efendiler; işte… İşte Refet Paşanın matbuata (basına) olan ve imzaları altında bulunan tebligatı (açıklaması)... Müsaadenizle okuyayım. 12.11.1338

“İstanbul’daki muhtelif dairelerin ve şuabatının (şubelerinin) İstanbul veya Ankara’daki mercileri taayyün ettiğinden (belirlendiğinden) bundan böyle her türlü evâmir (emirler) ve talimat için doğrudan doğruya işbu mercilere müracaat (yetkililere başvurmak) lâzımdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi İstanbul Fevkalâde Mümessili (olağanüstü temsilcisi) Refet “

“Evet, Gümrük Resmi hakkındaki Kanunu tadil etmiş (değiştirmiş) ve tarifede pek fazla tenzilât (indirim) yapmıştır. Ne kadar gariptir ki, yaptığı tadilâtı, bilâkaydüşart (kayıtsız şartsız) yaptığı tadilâtın Hükümetçe de kabul edileceğini beyan ve ilân eylemiştir. Yine Meclisi Âli’nin hukuk ve salâhiyetinden (yetkisinden) bahsetmiş, onu unutmuş, o hususta gaflet etmiştir. O beyanatıyla şunları yazıyor, arz edeyim:

“(Muhtekirler (karaborsacılar), gümrük tarifesinin tebeddülünden istifadeye (değiştirilmesinden yararlanmaya) kalkıştılar. Geçen gece hep bu mesele ile meşgul oldum. İstanbul’da bir aylık ihtiyaca kâfi un bulunduğunu anladım. Ancak hadisatı iktisadiye (ekonomik olaylar) irademiz vefkinde (üzerinde) kuvvetlerle cereyan etmekte olduğundan buna karşı tedabiri mânia ittihaz etmeyip (engelleyici önlem yapmaksızın), tedibin iktisadiye ile (terbiye edici ekonomik yöntemle) mukabeleye (karşılık vermeye) karar verdim. Kendi mesuliyetim sorumluluğum) altında olmak üzere şeker, un, margarin, pirinç gibi ihtiyacatı zaruriyenin (zorunlu ihtiyaç maddelerinin) gümrük tarifelerini tadil ettim (değiştirdim). Şimdiki tarife, Hükümeti Milliyettin teessüsünden (kurulmasından) evvel cari (geçerli) olan tarifeden dûndur (aşağıdadır). Eminim ki, Hükümetim Ankara’da tatbik edilen ve bundan beş defa fazla olan tarife üzerinde yaptığım bu tadilâtı kabul edecektir.)

Ziya Hurşit Bey (Lazistan) “Acaba, bunları Heyeti Vekile dinliyor mu?”

Hüseyin Rauf Bey (Heyeti Vekile Reisi) (Sivas) “Hiç merak buyurmayın not da alıyorum.

Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “… Efendiler, yetişir bu talih oyunu. Milletler talih ile idare edilmez, milletler kaide ile (kurallarla) idare edilir. (Bravo sesleri) Eğer Refet Paşa atıldığı oyundan zarar etseydi, mağlup olsaydı bugün ne vaziyetle idarei lisan (idari laflar) edecekti? Efendiler herkese talih yar ve yaver olmaz. Milletin mukadderatını talihe terk ederseniz ve bunu imza ile geçecek olursanız yarın Hasan Paşa da bundan cesaret alır, aynı oyuna girişir. Bunun için berikinin talihsizliği sonra bir felâket getirir. Bunun içindir ki beşeriyetin (insanlığın) harekâtını takyit (sınırlandırmak) içindir ki, cihanda beşeriyet; kanun vazetmiştir. Eğer mütalaa (görüş)gelişi güzel terk edilirse, müsaadenizle arz edeceğim, ona anarşi denilir.

Ziya Hurşit Bey (Lazistan) “..   Türkiye Büyük Millet Meclisinin kadrü kıymeti bu meseleden dolayı ne hale gelmiştir? Bir paşa kendi başına kanunları keyfemayeşa (keyfi gibi) ben böyle kanunları tadil edeceğim (değiştireceğim), işte tadil ediyorum ve kabul ettireceğim, işte tadil ettim derse bunu okuyacak olan cihan matbuatına (dünya basınına) biz ne yüzle çıkacağız? Yusuf Ziya Bey biraderimizin buyurdukları gibi, milli mesail (görevler, meseleler) bir şahsın boyunlarına ve omuzlarına verilmez, milli mesailde âmil (milletin işlerinde belirleyici) olan şey iradei milliyedir (milletin iradesidir). İradei Milliye ise Meclisi Âli’nizin çıkartacağı kanunlardır. Memleket onlarla idare olunur. Her tarafta, Yusuf Ziya Beyin pek güzel söylediği gibi, kanunları kendi kendine tadil etmek isteyen adamlar çıkarsa, memleketin her tarafında ihtilâller ve inkılâplara meydan verilmiş olur. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkumandanlık mümessili. (temsilcisi). Burada askerlik etmiş mütemayiz (sivrilmiş) kumandanlarımız vardır. Bana misal göstersinler ki Başkumandanlık mümessili diye bir yerde bir makam var mıdır? Başkumandanlık Hükümetin içine dâhil midir? Evet, Rusya imparatoru, Almanya imparatoru karargâhında bir mümessil bulundururdu. Fakat onlar Alman ve Rus İmparatorları idi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin Başkumandanlık tevcihine (verilmesine, yönlendirilmesine) dair kanunu, zannederim ki Rauf Beyefendi okumamışlardır. O kanunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, şahsiyetinde mündemiç (içeriğinde, içinde) olan Başkumandanlığını Mustafa Kemal Paşa’ya veriyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkumandanlık unvanını Refet Paşa kendisi mi kullanıyor, yoksa Heyeti Vekile mi vermiştir? Eğer Heyeti Vekile vermiş ise Efendiler, pekâlâ biliniz ki dünyada en müthiş istibdat saltanatı kuruyoruz.”

Hüseyin Rauf Bey (İcra Vekilleri Reisi) (Sivas) “…  Bize müsaade buyurursanız tekrar rica ediyorum, bu istizah yarın yine devam etmelidir.

  Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 146, Celse: 3 Hafidir, bu Celsenin Notları TBMM e-arşivinden alınmıştır., – Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , ,

Yorum bırakın