18 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 158, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa
Firarların Cezalandırılan Ailelerinin Affı Hakkında Kanun Teklifi:
Abdülkadir Kemali Bey; “-Kimse akrabasının suçundan dolayı cezalandırılamaz. Bu nasıl iştir? Kim yapmış?”
Hüseyin Avni Bey; “- .. Bunların affı değil, bu biçâre mazlum insanları sürüp nefyeden (sürgüne gönderen) canavar elleri kırmak BMM’nin bir vazifesidir. (bravo sadaları) .. ukubatta niyabet (cezalandırmada vekillik) gayrimeşru bir haldir. Hürriyet-i şahsiye (kişisel hürriyet) her şeyin fevkindedir (üstündedir).”
Lütfü Bey (Malatya); “-Diktatör eller yaptı!”
Hüseyin Avni; “-Hayır! Evvelki engizisyon mezâliminden (zulümlerinden) bir parça.” …
Durak Bey (Erzurum); “-Hükûmet firarilerin ailelerini cezalandırmak hakkında bir kanun teklifi yapmıştı. Meclis onu reddetmişti. Meclis-i Âli bunun aleyhinde bir karar tesis ettiği halde, bunun hilafına (aksine) olarak hangi el ve hangi şahıstır ki hareket edebilir?”
Nusret Efendi (Erzurum); “- İsmet Paşa, Kâzım Paşa!”
Hüseyin Avni Bey; “-Bu hükümet nâmına (adına) cinâyet ve vahşettir!”
Hakkı Hâmi Bey (Sinop); “- ..bence dünyada en bedbaht millet; kanununa hürmet olunmayan, en mesut millet de kanununa itaat olunandır. Kanunun muta’ (geçerli) olmadığı bir memlekette hükümetten, hâkimiyet-i milliyeden bahsetmek kadar dünyada abes, gülünç birey tasavvur edemiyorum (hayal edemiyorum, düşünemiyorum). .. Bunu yapanları mesul (sorumlu) etmelidir.”
Yahya Galip Bey (Kırşehir); “- .. geçmiş onlar. Bunun şimdi sırası mı?”
Hüseyin Avni Bey; “-.. Osmanlı İmparatorluğu, aman efendim bu mesele geçmiştir diyerek yıkıldı!”
Necati Efendi (Lazistan); “-Bu aileleri sürgün edenleri hıyanet-i vataniye mucibince (gereğince) idam etmek lâzımdır.”
Abdülkadir Kemâlî Bey (Kastamonu); “-.. ya bu tarz-ı idareyi kabul ve bunun icabâtı (gereği) üzerinde yürüyeceğiz veyahut ta şahsi idarelere milletin iradesini terk edecek namussuzlara bu Meclis’i terk edeceğiz. (alkışlar) .. şahsi kuvvetler karşısında artık eğilmekten bıktık. Kâfidir! .. Efendiler! Koçgiri Hadisesinde hapishaneye girdiğimiz vakit altmış yaşından yukarı bir ihtiyar ayaklarımıza kapanarak, oğlum yüzünden vusk (vasi olan ?? babası olduğu için) sıfatıyla yattığını söyledi. Dökülen gözyaşları, çıkan âhlar hep kanuna riayetsizliğimizdendir (uymayışımızdandır). Kanunlara riayetsizliğimiz de, kanun denilen şeyle idare etmenin, emirlerle idareden çok zor olmasından ileri geliyor. Kanun zordur, kanun bilgiye mütevakkıftır. Yalan söylemeyelim Efendiler; Memleketin her tarafında Millet Meclisinin kuvvetini şahıslarında gören şahsiyetler, kanunla değil emirle memleketi idare ediyorlar ve sürükleniyoruz Efendiler! .. Faillerinin (suçluların) yine kavanin-i devlet dâhilinde (devletin kanunları çerçevesinde) tecziye edilmelerini (cezalandırılmalarını) talep ediyorum..” Sf. 432-433
Necip Bey (Ertuğrul); “-Halk Hükümeti, halkçılık bunlar laf! Halkın vekilleri, halkın efradı hürmet görmez, vekillerinden mürekkep (oluşmuş) heyet hürmet görmez!”
Ali Şükrü Bey; “- .. burada sulh müzakeresi (barış görüşmeleri) zamanında, yani bu sırada kirli çamaşırları ortaya atmak da doğru değildir. Mamafih (bununla birlikte) hiç kimsenin kirli çamaşırları ortaya atmaktan korkusu yoktur. Fakat herkes zamanını beklemektedir.”
Tunalı Hilmi; “-Açık söyle daha iyi!”
Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Sen açmak arzu ediyorsan açalım.”
Lütfü Bey (Malatya); “-.. jandarma efradı (personeli) âdeta köyleri vergi-i şahsiyeye raptetmiştir (kişisel vergiye bağlamıştır). Suret-i hususiyede (özel olarak) vergi alıyorlar.”
Pozan Bey (Urfa); “-Haraç alıyorlar, ben de bizzat müşahede ettim (gördüm, şahit oldum). .. Karakol Kumandanları üç nefer, beş nefer alıp firari efrat (kişiler) aramaya köylere gidiyorlar. Köylüler kıyam ediyorlar (ayaklanıyorlar), aman diyorlar, o zaman jandarmalar şu halde ne vereceksiniz diyorlar. Bir pazarlık yapılıyor. Efrat (asker) getirmek yoktur. Alesseviye (seviyesine göre) o köy ahalisine istitaat-ı maliyesine (mali gücüne) göre birşey tensip ediliyor (münasip, uygun görülüyor) . Sonra her ay jandarmalar giderek bu parayı alıyor. Bu millet böyle soyuluyor…. Bunlar kisve-i hükümete (hükümet kıyafetine) bürünmüş bir kütle-i şekavettir (bir eşkıya kütlesidir)”
Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karasi); “-.. Sakarya Muharebesi esnasında Başkumandanlığa verilen salahiyete binaen Başkumandanlık firarilerin ailelerini teb’id (sürgün) için emir vermişti.”
…. Hüseyin Avni; “-Vurun abalıya! Şahsın kuvvetinden istifade etmek için kendinizi saklayın. Paşa’nın üzerine atın!” (gürültüler)
Abdülkadir Kemalî Bey; “-Meclis o salahiyeti kendisinde görmüyor, nasıl olurda başkasına verebilir.”
Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karesi); “-Mamafih (öyle olmakla beraber) gerek Başkumandan Paşa Hazretleri tarafından verilen emirle olsun ve gerekse o zaman vekâletçe ittihaz edilmiş (alınmış) olsun bu muamele (işlem) vâkidir (olmuştur). Aileler tehcir edilmiştir (zorla göçürülmüştür). Bu muameleler yapılmıştır.”
Abdülkadir Kemali Bey; “İtiraf ediyor!”
Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karesi); “-Evet! İtiraf ediyorum, bu yapılmıştır… Sakarya Muharebesinden sonra ve ben Müdafa-i Miliye Vekâletine geldikten sonra böyle bir emir verilmemiştir.”
Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-Zulümden menfaat (fayda) doğmaz!”
Salih Efendi (Erzurum); “-Kâzım Paşa, Sakarya Harbi esnasında Başkumandanın emri ile tehcir yaptığınızı söylüyorsunuz. Ama Canik Mebusu Hamdi Bey tarafından Başkumandan Paşa Hazretlerine bir ailenin teb’id (terbiye edildiği, yerinin değiştirildiği) edildiği yazılmış ve sorulmuş idi ve Başkumandan cevaben böyle bir tehcirden haberdar olmadığını, bunları kim teb’id ettiğini de sual etmiştir ki ifadelerinizle tezat teşkil ediyor (zıtlık oluşturuyor).“
… İsmail Şükrü Efendi; “-.. Müdafa-i Milliye Vekili Paşa Hazretlerinin beyanatından anladığım, kanunsuzluğa Müdafa-i Milliye vekili bizzat teşebbüs etmesidir. Meclis’e geliyor ve diyor ki; ben böyle bir cinâyet (kötülük) yaptım.” Sf.454
İhsan Bey (Cebelibereket): “-.. Afyon Eskişehir Kütahya sükût edip de (düşman eline düşüp de) ordumuz Sakarya’ya doğru çekildiği zaman Heyet-i Âliye’niz kağnı arabasıyla meşgul, tedabir-i kati’ye (kesin tedbir) olmak üzere. (Kayseri’ye kaçmak için kağnı ayarlamalarını ima ediyor) (şiddetli patırtılar, gürültüler) Sus Ulan!”
Selahattin Bey; “-Hayasız!! Edepsiz!!”
İhsan Bey; “-Evet hepiniz bir kağnı arabasıyla meşgul oldunuz.”
Selahattin Bey; “-Sizdiniz gidenler!”
Hakkı Hâmi Bey; “-Vaziyeti bu Meclis kurtardı, kaçanlar sizlerdiniz!”
Ragıp Bey (Amasya);” Kayseri’ye ilk defa otuz muhafızla kaçan, sen idin!”
Osman Bey (Kayseri); “-Sakarya harbinde kaçan hükümettir.”
Hüseyin Avni Bey; “-Sakarya harbini BMM yapmıştır.”
Reis Ali Fuat Paşa Kürsüyü Terk Ediyor. Sf. 461
20 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 159, Celse:1 Reisisani Ali Fuat Paşa
Sürgün Edilen Firari Aileler Hakkındaki Kanun Kabul Edildi. Bu Konunun Tahkiki İçin Beş Kişilik Heyet Seçilecek.
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 158 ve 159 Celse: 1, – Sf. 432 ile 461 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın