18 Ekim 1340 (1924) tarihinde İçtima: 45, Celse:1 ve 2, Reis Ali Fethi Bey
Başvekil İsmet Paşa Hazretlerinin Musul Meselesi Hakkında Beyanatı
Başvekil İsmet Paşa (Malatya); (Lozan’ı anlatıyor) “… Büyük Britanya murahhası (delegesi) Musul Vilâyetinin mukadderatı (geleceği) üzerinde müzakere etmek (görüşme yapmak) esasına girmeksizin, Musul’un haricinde (dışında) Hakkâri Vilâyetine ait bazı arazi üzerinde talep dermeyan etti (açıkladı) . … Bize İngiltere, başka bir teklifimiz varsa, dermeyan etmekliğimizi (açıklama yapmamızı), ayrıca bir müzakere açmaya imkân olmadığını yani Cemiyeti Akvama (milletler cemiyetine, birleşmiş milletlere) gitmekten başka çare kalmadığını cevaben bildirdi…. 20 Eylül Celsesi İngiltere Murahhasını (delegesini) evvelemirde (öncelikle) Cemiyeti Akvam’a (Birleşmiş Milletlere) havale edilmiş olan meselede ihtilâfın mahiyeti (anlaşmazlığın içeriği), neden ibaret olduğu sualini mevzuu bahis (söz konusu) etti. Haliç Konferansında olduğu gibi Cemiyeti Akvam’da da İngiltere’nin tezi şu idi: Musul Vilâyetinin mukadderatı (geleceği) mevzuu bahis (söz konusu) değildir. Mevzuu bahis olan Türkiye ile Irak arasındaki hudut meselesidir. Şimdiye kadar arz ettiğim safahat (süreç) Muahedenin (antlaşmanın) derpiş ettiği (göz önünde tuttuğu) safahattır ve bu safahatı tabiiyedir (doğal süreçtir). Bu suretle (şekilde) Türkiye ile Irak arasındaki hudut yani Musul Vilayetinin tayini mukadderatı (kaderinin, geleceğinin belirleneceği) meselenin ne suretle hal olunacağı bu komisyonun tetkikine hasrolunmuştur (bırakılmıştır). Bu Komisyona aza (üye) intihap olunur olunmaz (seçilir seçilmez) teşekkül ederek (kurularak) faaliyette bulunacaktır ve buna kuvvetle eminiz ki bu komisyonun hissiyatı adilânesi (adalet duygusu) tetebbu ve tetkikte (düşünme ve incelemede) edinecekleri netice (sonuç) ve vesaikle (belgelerle) kati bir neticeye vararak Musul Vilâyetinin anavatana iltihak etmesi (katılması) hususunda emniyet ve memnuniyetbahş (memnuniyet verici) bir netice temin edecektir. … Hakkâri Vilâyeti dâhilinde Ağustos iptidalarında (başlarında) Hakkâri Valisi yanında jandarma kumandanı ve jandarmalarıyla devri teftiş esnasında (denetleme görevi sırasında) iken bazı eşkıya tarafından tecavüze maruz kaldı, kendisi esir oldu. Yanındaki jandarma kumandanı ve bazı jandarmalar şehit düştüler. Anlaşıldı ki: O havalide (bölgede) yerleşmiş olan ve teslih edilmiş (silahlandırılmış) olan, vukuat (olay) çıkarmak için intizarda (beklemede) bulunan, bazı Nasturî eşkıyası bu ağır cürmü (suçu) irtikâp etmişlerdir (işlemişlerdir). Kanuna karşı bundan daha ağır bir cürüm tasavvur olunamazdı (düşünülemezdi). Bunun üzerine Dâhiliye Vekâleti ahkâmı kanuniyeyi (yasa hükümlerini) yerine getirmek için icabeden muamelâta (gereken işlemlere) ve tedabiri cebriyeye (zor kullanma önlemlerine) tevessül etti (yeltendi, yöneldi). Jandarma ve ciheti askeriyeden (askeri kesimden) temin ettiği muavenet (yardımlar) ile kanunun temin ettiği bütün vesaiti (vasıtaları, araçları) kullanmaya başladı. Nazarı dikkatimizi celp etti ki, bu eşkıya ile olan müsademe (çatışma) esnasında ecnebi tayyareleri (uçakları) bunların üzerinde dolaşıyorlardı. Bu hadise Musul Vilâyeti ile hiç alâkası olmayan Hakkâri Vilâyeti dâhilinde cereyan etmektedir. … 16 Eylülde ilk tecavüzat (saldırı) ki; bu tecavüzattan (saldırıdan) ağır zayiat verdik, bir zayiatı da bildirerek gerek İngiltere Hükümeti nezdinde ve gerek Cemiyeti Akvam (Birleşmiş Milletler) nezdinde (huzurunda, önünde) protesto ettik. (Sf;6) Buna emin olduklarını ifade ederek bazı kıtaatın (birliklerin) tecavüz ettiklerinden bahs olunuyordu. Bundan sonra bu tecavüzat durmadı fasıla (aralıklarla) ile yine arada tecavüzat (saldırılar) oldu. Tayyare tecavüzatı (uçak saldırıları) oluyordu bomba ile makineli tüfek ile. Yine zayiata duçar olduk (kayıplar verdik). Zayiatı tekrar kendilerine bildirerek nazarı dikkatlerini celp ettik (dikkatlerini çektik) ve suitefehhüme (kötü anlamaya, yanlış anlamaya) mani olacak tedabir (tedbirler, önlemler) ittihazını (çıkartılmasını) talep ettik. . İngiliz tezini tekrar ediyorum muahede (antlaşma) imza olunup bittikten sonra biz iki vesile (sebep) ile Musul Vilâyetini fiilen tahtı işgalimizde addediyoruz (işgalimiz altında kabul ediyoruz) diye, bize söylemişlerdir. Musul Vilâyeti haricinde bulunan Hakkâri Vilâyeti arazisinden (Beytüşşebap) ve (Çölemerik) Cenubunda (güneyinde) bulunan bu mıntıkaya (bölgeye) gelince, bu mıntıka Lozan muahedesi imza olunduğu vakit, İngiliz tahtı işgalinde (işgali altında) değildi, fakat Türk tahtı işgalinde de değildi diyorlar. … Lozan Muahedesini imza etmezden biraz evvel Statükonun (mevcut durumun) muhafaza olunacağı (korunacağı) hususundaki terakkiyat kemale geldiği (anlayışın olgunlaştığı) ve zapta (tutanağa) geçileceği günlerde İngilizler Rovandoz’u (Revandiz’i) işgal etmişlerdi ki, Rovandoz’da bizim askerimiz vardı, idaremiz vardı, orada muharebe (savaş, harp) oldu ve Rovandoz’u işgal ettiler. Efendiler! Nazarı dikkatinizi celp etmek (çekmek) isterim «Çölemerik’in Cenubunda (Hakkâri şehir merkezinin güneyinde) Zab’ın (Zap nehrinin) iki sahilindeki arazii Cebeliye (dağlık arazi) bu havaliye dahil bulunuyor ki bu havalinin hudutları berveçhibâlâ (önceden) tarif edilen huduttan hareketle” hududu mezkûrenin (zikredilen, söylenen hududun) Haîamon, Ceramuş üzerindeki tepeler üzerine Cenubu Şarkiye döndüğü noktaya.. İlâhir» bir hat ile temdit edilmiştir (sınırlanmıştır). «Bu Havali âlâ (çok iyi) ve süfla (alçak), yesarî (zengin) ve Trahoma Hıristiyan Asuri kabailinin (kabilelerinin) müddeti medideden (uzun zamandan) beri meksü aram ettikleri (birlikte oturdukları) memleket aksamından madud (memleket kesiminden sayılmış) olup Türk memurini (memurları) tarafından ahalisinin tart edildikleri (halkının sürüldüğü) 1916 senesinde İngiliz memurinin kendilerini mevayı aslilerine (esas sığınma yerlerine) yeniden yerleştirdikleri ve 1921 senesine kadar hemen ahaliden hali (halktan arınmış) bulunuyordu. Bütün bu müddet zarfında Asurîler Irak mültecileri karargâhında İngiltere Hükümeti Kraliyesi hesabına iaşe (yedirilip – içirilmişlerdir) edilmişlerdir.”
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 39 (18.10.1924 / 30.10.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 45, Celse: 1, – Sf. 1 ile 26 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın