21 Nisan 1341 (1925) tarihinde İçtima: 108, Celse:1, Reis Kâzım Paşa
Darülfünun Yani İstanbul Üniversitesi Bütçesi;
Ağaoğlu Ahmet Bey (Kars); “Darülfünun (İstanbul Üniversitesi) meselesi, bir memleket bir millet meselesi. Efendiler! Türkün lisanı tetkik edilmemiştir (araştırılmamıştır), çünkü darülfünunu yoktur. Türkün içtimaiyatı (sosyal hayatı) tetkik edilmemiştir. Çünkü Darülfünunu yoktur. Türkün tarihi yazılmamıştır, çünkü Darülfünunu yoktur, Türk halkının içtimaiyatı ve ruhiyatı tetkik edilmemiştir, çünkü Darülfünunu yoktur. Darülfünunun olmadığı bir yerde bu mevad (maddeler) ve bu arz ettiğim mevzular taayyün ve tenevvür etmedikçe (belirlenip, aydınlanmamışsa), vicdanı millî (milli vicdan), şuuru millî (milli şuur) teşekkül edemez (şekillenemez, oluşamaz), teessüs edemez (kurulamaz), millet kendi şahsiyeti milliyesini idrak edemez (milli kişiliğini algılayamaz). Almanya mesahai sathiyesi (yüzey büyüklüğü) itibariyle memleketimizin yarısı, hatta üçte biri kadardır. Mekâtibi Âliyeden (yüce okuldan, bürokrat okulu olabilir) başka bütün fakülteleri ihtiva etmek (içermek, bulundurmak) şartıyla otuz Darülfünunu (üniversitesi) vardır. Berlin ile Lâyıpzik arasında üç saatlik mesafede üç Darülfünun vardır. Alman milletinin Alman Darülfünunlarında okuyan, tahsil eden gençlerinin miktarı yetmiş beş bindir. Orada tedris eden (ders veren) mütehassısların (uzmanların), âlimlerin miktarı on iki bindir. Fransa’da 26 darülfünun bulunuyor, İsviçre bizim memleketimizin tek bir vilâyeti kadar olup, nüfusu da 3,5 milyondan ziyade (fazla) değildir. Yedi Darülfünunu var. Efendiler! Asri (medeni) bir millet olmak için, kendini bilmek için Darülfünun şarttır. Oksford bir darülfünun şehri olmuştur 12 bin talebeyi havidir (bulundurur), 4.000 muallimi vardır. Binaenaleyh efendiler! Darülfünunu bir kül (bütün) olarak kabul etmelidir. Zaten efendiler! ‘Üniversite’ kelimesi kül demektir ve Araplar bu kelimeyi bizden daha evvel tercüme etmişlerdi. Onlar ‘külliye’ demişlerdir. Bendeniz efendiler! Bu darülfünun muallimlerinden (hocalarından) birisiyim. Ali Kemal’in Maarif Vekâletinde ilk işi beni ve merhum Ziya Gökalp Beyi alıp oradan atmak oldu. Efendiler! Bendeniz muallim idim, müderris (profesör) unvanını haiz değildim. Fakat Heyeti Âliye’nizi temin öderim ki bir darülfünunda muallimlik unvanını dahi ihraz etmek (bulundurmak) liyakatini (yeterliliğine) haiz (sahip) değildim. Bizim Deli Petro dediğimiz ve Rusların hakikaten ve bihakkın (hakkını vererek) Büyük Petro dedikleri insan, Çar, Petersburg şehrini 1705 senesinde malûmu âlileri (bilgileriniz) olduğu üzere tesis etti (kurdu). 1727 senesinde yani yirmi iki sene sonra darülfünunu yani Petersburg Darülfünunu ile Petersburg Akademisini tesis etti (kurdu). Petersburg Darülfünunu ile Petersburg Akademisinin bütün azaları (üyeleri) Almanya’dan celp edilmiştir (getirilmiştir). Evet, Almanya’dan celp edilmiştir. Bunlar, orada bir ilim, bugün Rus ilmi denilecek, Rus harsı (kültürü) denilecek kadar kuvvetli bir ilim ve kuvvetli bir müessesei irfaniye (bilim ve kültür müessesesi) tesis ettiler (kurdular). Sf. 309, 310 Japonya’da Japon Revalüasyonunun (yenilenmesinin), teceddüt (yenilik) devrinin başlangıcı malûmu âliniz 1858’dir. Yani 70-80 senelik kadar bir şeydir. Fakat bunlar, bu vaziyeti derhal idrak ederek İngilizlere müracaat ettiler (başvurdular) ve İngilizlerden bir heyeti talimiye (eğitim heyeti) davet ederek bugün Tokyo Darülfünunu vücuda (meydana) getirdiler… Fakat maatteessüf harbi umumî neticesinde Ali Kemal gibi bir adam bu müesseselerin başına geçti ve her şeyi alt üst etti.” Sf. 312
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 48 (14.04.1925 / 22.04.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 3, İçtima; 108, Celse: 1, – Sf. 296 ile 354 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın