Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

    30 Kasım 1341 (1925) tarihinde İçtima: 17, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

Ceza Kanununun 131’nci Maddesini Muaddel (Tadil Eden, Değiştiren) Kanun; (Üniforma inkılabı)

Madde 1; Kanunu Ceza’nın (Ceza Kanununun) 131. Maddesi berveçhizir  (aşağıdaki gibi) tadil edilmiştir (değiştirilmiştir).  Türkiye Devleti tarafından nail ve mezun olmadığı nişanı takan (hak etmediği halde ve izin olmadan madalya takan) ve kendi rütbesinin mafevkinde (üzerinde) elbisei resmiye (resmi kıyafet)  veyahut hiçbir rütbe ve memuriyeti olmadığı halde üniforma telebbüs eyleyen (giyinen) ve Diyanet İşleri Riyasetine merbut (bağlı) dinî memurlara Hükümetçe tespit edilen kıyafeti hilafı salâhiyet (yetkisi dışında) ve mezuniyet iktisa eden (giyinen) eşhas (şahıslar, kişiler) üç aydan bir seneye hapsolunur.”

Tartışmasız kabul edildi. Sf. 280

Bir İnkılâp; Tekke, Zaviye (Küçük Tekke), Türbe Yasağı;

Konya Mebusu Refik Bey ve Rüfekasının (arkadaşlarının), Tekke, Zaviye (küçük teke) ve Türbeler Hakkında Numaralı Teklifi Kanunisi ve Adliye, Dâhiliye ve Muvazenei Maliye Encümenleri Mazbataları (Komisyonları Tutanakları);

Refik Bey (Konya); “Kanun okunurken merakla dinledim. Kürsüi milleti (milletin kürsüsünü, milletin konuşma platformunu) suiistimal (kötüye kullanarak) ile kendisine siper ittihaz ederek (korunak yaparak) buradan milletin arasına nifak (ayrılık tohumları) ve şikak saçmak (bölücülük şeklinde düşmanlık saçmak)  isteyen ve geçenki kanun münasebetiyle (sebebiyle) milleti izlâle saî (milleti alçaltmaya çalışan) fikirleri kürsüi milletten neşretmek (milletin kürsüsünden yaymak)  isteyen Nurettin Paşa kendisi için müsait olan bu kanundan; istifade ederek (yararlanarak) yine kürsüi millete sığınarak yine milletin arasına bomba atacak mıdır? Fakat baktım Paşa yapacağını yapmış, maksadını istihsal etmiş (amacını gerçekleştirmiş), milletin kabul ettiği, hırzıcan ederek (sığınarak) giydiği şapkayı bahane ederek milletin arasındaki bir takım gafil ve masumları ifsat ve ızlâl edilmek (fesada vermek ve alçaltmak) için yapacağını yapmıştır. Bugünkü hâkimiyeti milliye gazetesinin neşrettiği gibi Sivas’ta ve Erzurum’da şurada burada bazı masumlar, sırf burada yapılan tahrik âmiz (tahrik edici) irticakâr (gerici) fikirlerin tesiriyle ızlâl edilerek (yoldan çıkartılarak) ahkâmı kanuniyeye (yasa hükümlerine) karşı hareket ederek mücrim vaziyetine (suçlu durumuna) düşmüşler, mahkûm olmuşlar, bunlardan bazıları idam bile edilmişlerdir. Nurettin Paşa da maksadını bu suretle istihsal etmiştir (elde etmiştir). İşte buradan soruyorum Paşa, tekkelerin, zaviyelerin, türbelerin şedidini teklif ettiğim kanunda bu maksadı irticakâraneniz (irtica işleriniz) için çok müsait bir zemini tahriktir (çok uygun bir tahrik ortamıdır). Niçin çıkıp da kendinizi burada bu vesileden bilistifade (yararlanarak) bir daha göstermiyorsunuz? ..Bu kürsüde kastı irtica (gericilik kastı) ile söylenen sözler muhakemesi noksan vatandaşları izlâl ve iğfal etmiştir (yoldan çıkartmış ve aldatmıştır).. Ne günahı vardır Sivas’ta asılan Necati’nin, ne günahı vardır Erzurum’da asılan bir kaç masumun? Geliniz Paşa, sizden sual ediyorum, sizinle konuşacak, milletlin dökülecek kanlarını soracak zamandayız. Geliniz, cevap veriniz.”  Sf.282

  İlyas Sami Bey (Muş); ” … Burada Meclisin sıyanet ve himayelerine (koruma ve kollamasına) bürünen ifsatkârlar (fesatlık çıkartanlar) kalıyor, millet onun kanını ödüyor. İçinizde oturan ve hıyanet ile fesat saçan bu adamlardır.” 

  Refik Bey (Konya); Arkadaşlar, o cinayeti, irtikâp eden adam buradan aldığı ilham ile Nurettin Paşanın takririnden aldığı cesaretle o cürmü (suçu) İrtikâp etmiştir (işlemiştir). Şu halde doğrudan doğruya o cürümün faili Nurettin Paşadır. Memleketin huzur ve sükûnuna kasteden takrir (önerge) sahibi Nurettin Paşadır. Eğer Nurettin Paşa’da zerre kadar vicdan, zerre kadar insaf, zerre kadar memleket duygusu, zerre kadar hayâ (utanma duygusu) olsaydı şimdi çıkar kendisini müdafaa ederdi (savunurdu). Bunun yeri burası değildir. İstiklâl Mahkemesidir, Zindandır. Necati’nin (Necati: Sivas’ta şapka isyanından asılan kişi) yanıdır. Açık Söylüyorum Sivas’ta, Erzurum’da dökülen kan Türk kanıdır; O Türk kanının akması doğrudan doğruya Nurettin Paşanın verdiği takrirden (önergeden) olmuştur “  Sf. 282

İlyas Sami Bey (Muş); “Bir arkadaş ne olursa olsun itham edilmiştir (suçlanmıştır) ve en azamî bir cürmü vatanî ile (en büyük bir vatan suçu ile) itham edilmiştir. Çok rica ederim Meclisin nezahetini (temizliğini) muhafaza edelim (koruyalım). Kendisine müdafaa (savunma) vaziyetini verdik, söylemiyor. Binaenaleyh (bunun içindir ki) kendisinin sükûtu (susması, suskunluğu) Meclisi Âli’ye yalnız bir yol bırakmıştır, o da kendisini kolundan tutup kapı dışarı etmektir. Ya kendisini müdafaa etmelidir yahut başka yolu yoktur.  Dürüst, mertçe hareket budur.”

2. Celse: Kâzım Paşa; Sf. 287  

Tekke, Zaviye (Küçük Tekke) ve Türbeler Hakkında Numaralı Teklifi Kanunisi:

Madde 1. Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde, gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhinin tahtı tasarrufunda (kullanımı altında) gerek suveri âharla (üçüncü kişiler tarafından) tesis edilmiş (kurulmuş) bulunan bilumum (bütün) tekkeler ve zaviyeler (küçük tekkeler), sahiplerinin diğer şekilde hakkı temellük (mülk edinme hakkı) ve tasarrufları baki kalmak üzere, kamilen (tamamen) sedd edilmiştir (kapatılmıştır).. Bunlardan usulü mevzuası dairesinde (usulüne uygun olarak) filhal (halen) cami veya mescit olarak istimal edilenler (kullanılanlar) ipka edilir (yerinde bırakılır). Alelumum (genel olarak) tarikatlarla şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, Babailik, emirlik, nakiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve kayıptan haber vermek ve murada kavuşturmak maksadıyla nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimaliyle (kullanımıyla)  bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ve kisve iktisâsı (kıyafet giyilmesi) memnudur (yasaktır). Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde selâtine ait veyahut bir tarikata veyahut cerri (kuran okutulması) menfaate müstenit (dayalı) olanlarla bilumum sair türbeler mescit ve türbedarlıklar mülgadır (kapatılmıştır). Sedd edilmiş (kapatılmış) olan tekke ve zaviyeleri (küçük tekke) veya türbeleri açanlar veyahut bunları yeniden ihdas edenler (yeniden yapanlar) veya ayini tarikat icrasına mahsus olarak (tarikat ayini yapılmasına özel olarak) velev muvakkaten (geçici olsa bile) olsa bile yer verenler, şeyh, derviş, mürit, tübedâr (türbe bakıcısı) unvanını taşıyanlar veya bunlara mahsus (özel)  hidamatı ifa (hizmetleri yapan) veya kıyafet iktisas eyleyen (kıyafet, üniforma giyen) kimseler üç aydan eksik olmamak üzere hapis ve elli liradan aşağı olmamak üzere cezayı nakdî (para cezası) ile cezalandırılır.” Sf. 291 

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 49 (1.11.1925 / 30.11.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 3, İçtima; 17, Celse: 1, – Sf. 281 ile 291 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , , , ,

Yorum bırakın