2 Ocak 1341 (1926) tarihinde İçtima: 38, Celse:1, Reis Kâzım Paşa
Musul Meselesi Hakkında Beyanat ve Görüşme;
Hariciye Vekili Doktor Tevfik Rüştü Bey (İzmir); “… Bu çok mühim (önemli) meselemizin halli hususunun Lozan Muahedenamesi (anlaşması) üçüncü Maddesiyle Lozan Muahedesinden sonraya kalmış olduğu ve şayet (eğer) muayyen (belirli) bir müddet zarfında (zaman içinde) Büyük Britanya Hükümeti ile aramızda Doğrudan doğruya bu bapta (konuda) itilâf (uzlaşma) olunamadığı halde ihtilâfın (anlaşmazlığın) Milletler Cemiyeti Meclisine arz edileceği malumunuz idi (biliyordunuz). Filhakika (hakikatte, gerçekte) bu büyük meselemiz son iki sene zarfında Milletler Cemiyeti Meclisince dört defa müzakereye (görüşmelere) kondu. Ve Hükümeti Cumhuriye (Cumhuriyet Hükümetimiz) Haliç Konferansının mevzuuna (konusuna) temas etmeksizin (değinmeksizin) dağıldığını ve Büyük Britanya Hükümetinin her ne suretle olursa olsun bu ihtilâfı (anlaşmazlığı) mutlaka ve bir an evvel Milletler Cemiyeti Meclisine götürmek istediğini de görmüyor değildi. Ancak Büyük Britanya Hükümeti ile aramızda mevcut kalan bu yegâne (tek) ihtilâfın (anlaşmazlığın) tercihan iki hükümet arasında veya Milletler Cemiyeti Meclisinin tavassutuyla (destekleri, tavsiyeleriyle) hüsnü suretle hallini (güzellikle hallolmasını) istediğimiz cihetledir ki mutadımız veçhile (alışkanlığımız üzere) azamî (en çok) hüsnüniyet ibrazında (iyi niyet göstermeye) devam edildi. Uysallık gösterildi. Esasça Musul meselesinin müzakeresinde manda mefhumunun asla varit olamayacağını heyeti murahhasa (özel temsilciler heyeti) Milletler Cemiyeti Meclisinde müdellelen (kanıtlı) serdü beyan etti (açıklama yaptı). Zati mesele Musul Vilâyetinin hukuku hükümranisinin yekdiğerine (bir diğerine) temas etmeğe başladığı noktada muvafık (uygun) bir hudut bulmaktan ibaretti. Yahut Musul Vilâyeti halkının reylerine (oylarına) müracaat ederek ekseriyeti ârâsı (çoğunluğun oyu) ile izhar edecekleri (açıklayacakları) arzuya göre münazâunfih (tartışma konusu) arazinin ciheti aidiyeti (nereye ait olduğu) dahi müzakereye vazedilerek (tartışılarak) iki tarafın yekdiğerine emniyeti mucip (güveni oluşacak) olabilecek şekil ve şerait altında bir hudut bulmaya çalışmaktı. Çünkü Türkiye Devleti hukuku hükümranisinden (egemenlik hukukundan) ancak ve ancak alâkadar (ilgili) halkın reylerine (oylarına) tevdi suretiyle (verilmek sureti ile) feragat edebileceğini (vaz geçebileceğini) beyan etmişti. Bu arada Hükümeti Cumhuriye’ce, İngiltere Hükümeti ile bu meselenin resmî alâkadarları (ilgilileri) arasında hal (çözüm) için fırsat aramaktan ve bu gayretin daima ret gördüğünden bahsetmeye mecburum. Sf. 90 -91 Bu bapta (konuda) temas devam ettiği ve vaziyet henüz tamamıyla tebellür etmemiş (billurlaşmamış, açıklık kazanmamış) bulunduğu cihetle şimdilik daha fazla izahatta (açıklamada) bulunamayacağım. Yalnız şu kadar söyleyebilirim ki meselenin esasını teşkil eden münazaanfih (tartışmalı) arazide tarafeyn (taraflar) için kabili kabul (kabul edilebilir) bir hudut etrafında itilâfa (anlaşmaya) vasıl olmak (ulaşmak) başlıca emelimizdir. Binaenaleyh arz ettiğim temas neticesinde bir müzakere açılırsa müzakerenin neticesini ancak Büyük Britanya Hükümetinin hini müzakerede (görüşmeler sırasında) beyan edeceği teklifleriyle kabul edeceği tarzı müzakere (görüşme biçimi) tahmine medar olacaktır…”
Musul Görüşmelerine Devam; Büyük Tepki Var, Durumu Anlayanlar Var;
Ekrem Bey (Rize); “Erbil’de Belediye Reisinin evinde yemek yemiştim. Kendimi Yeniçeri zamanındayım zannettim. Hatta o zaman o mıntıkada bulunan Avusturya ve Almanlar eski bir Türk Vilâyetini görmek için Musul Vilâyetine gitmek lâzım geldiğini bana çok defa söylemiştiler. Şimdi görüyoruz ki arkadaşlar, İngiltere Hükümeti öz bir Türk vilâyeti olan Musul Vilâyetini zapt etmek istiyor. İngiliz Hükümetinin bir yeri zapt etmek istemesi garip bir şey değildir. Çünkü o her zaman ve her yeri zapt etmek ister. Tarihin gösterdiği vukuata nazaran (olaylara göre) o, haktan ziyade (çok) kuvvet önünde eğilir ve onunla ekseriya (genellikle) siyasî temaslar, ziyaretler beyhude (boşuna) yorgunluğu mucip olur (getirir). Cemiyeti Akvam Meclisi nihayet hakikaten mühim ve ciddî bir rol ifa eder gibi şu kararı verdi: İngiltere lütfen 25 sene Irak’ı idare etmeli; zahmetine katlanırsa hukuken Türklere ait olan Musul’un Irak’a yani İngilizlere verilmesi muvafıkmış (uygunmuş). Eğer İngiltere bu zahmete katlanmazsa o zaman Musul Türklere verilebilirmiş; (Handeler) Bir milleti ve cihan efkârı umumiyesini (dünya kamuoyunu) aldatmak için hu kadar basit yapılan bir muameleye (işleme) karşı insan gülmekten ve asabileşmekten kendini alamıyor. Cemiyeti Akvamı (Birleşmiş Milletleri) teşkil eden (oluşturan) devletler kendi menfaatlerini onun delaletiyle (yol göstericiliği ile) temin edeceklerini zannederek İngiltere’nin arzularını yapmak için tehalük gösteriyorlar (can atıyorlar). Fransa politikası müstakil imiş (bağımsızmış). Buna benim inanmaklığım müşküldür (zordur). Filhakika bir müstakil kralın idaresindeki millet efradı kendi evinde ve aile hususatında (özelinde) hürdür. Fakat o krala karşı esirdir. Fransız milleti Fransa dâhilinde hürdür. Fakat Fransa politikası İngiltere’ye karşı tamamıyla esir bir vaziyettedir. 130 Sene evvel Fransız Meclisinden «İngilizlere karşı kanun» unvanlı bir kanun çıktı. O zamanki hükümet Fransa Meclisine bu kanunu teklif ederken şu suretle hitap ediyordu: “Vaktiyle Romalılar Kartacalılara karşı nasıl kin taşıyorlarsa bugünün bir Kartacası olan Londra Hükümetine karşı ilelebet kin taşımayı çocuklarınıza öğretiniz.” Sulhu daimiden bahsedebilmek için behemehâl İngiliz ihtirasının İngiliz emperyalizminin nihayet bulması lâzım gelir.”
(Şeyh Sait isyanı ile ilgili hiç bir ima yok, Musul’un kaybedilmesinde Sait İsyanının etkisi çok sonradan konuşulmuş.)
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 51 (2.01.1926 / 31.01.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 3, İçtima; 38, Celse: 1, – Sf. 93 ile 97 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın