“Türkiye’nin geriliğinin asıl nedeni Avrupa sermayesi tarafından sömürü alanı haline gelmiş olmasıdır: Türkiye’nin tarım, ticaret, doğal kaynaklar, demiryolları, bayındırlık tesisleri, gümrük ve maliye gelirleri Avrupalı mali karar vericilerinin kontrolü altındadır. Bu böyle oldukça Türkiye’nin kalkınması için bir çare bulunamaz. Türk köylüsünün ve esnafının iktisadi durumu bu koşullar altında gelişemez, dış borçlanma yoluyla kalkınma gerçekleştirilemez. Aksine, yabancı devletlerden, özellikle Avrupalı devletlerden, sağlanabilecek herhangi bir yardım, devletin çöküşünü daha da hızlandıracaktır. Türk aydınları, Avrupalı devletlerden alınacak yardımlarla Türk toplumunun Batı uygarlığına katılabileceğini sanmaktadırlar. Ancak Türk toplumu, Batı uygarlığının dışındadır. Batı ile Türk toplumu arasındaki ilişki sadece sömürenle sömürülen arasındaki ilişki ile sınırlı kalmaktadır. Dışarıdan yardım sağlamak ancak öncelikle daha yeğin koşullarda olabilir. Bu koşullar ise çöküntüyü hızlandırmaktadır. Türk aydınları halktan kopmuş olduklarından toplumlarının büyük çoğunluğu olan köylü halkın yoksulluğunu bilmiyorlar. Avrupa’dan alınacak yardımlarla Türk toplumunun batı uygarlığına katılabileceğini sanıyorlar. Türk toplumu batı uygarlığının dışındadır. Batı ile onun arasındaki ilişki, salt sömürenle sömürülen ilişkisidir. Türkiye bir Avrupa sömürgesi olma durumundadır. “
“Türkiye için bir kurtuluş yolu varsa o da demokrasidir. Bu yolu ise gösterecek yine Avrupa’dır. Ancak; Diplomatlar, bankerler ve fabrikacılar Avrupası değil, kendi ihtikârcı (karaborsacı) ve despotları ile mücadele etmekte olan Avrupa’dır. Sf. 497
Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu’nun İktisadi Tarihi – M. Belin, (Gündoğdu Yayıncılık – Sf. 497) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın