Birinci Selim, İdris-i Bitlisi’nin de yardımıyla Kürt iklimini zapt ettiği zaman, buraları yönetmemeyi tercih etmişti. Kürt feodalleriyle bir üst egemenlik üzerinden anlaşıyordu. Anlaşma yazılıdır ve feodal devlette, Lordun vasalları ile yaptıklarından çok daha ayrıntılı olduğunu tespit edebiliyoruz. Hükümdar ya da Hükkâm denilen Kürt prensleri, ayrı ayrı, askerlik ve vergi meselelerinde ve kuşkusuz yargıda egemen oluyorlardı ve bu durumun Fatih unvanını alan İkinci Mehmet’e kadar sürdüğü kesindir. Bunun bir Bunun, burada yapmakta olduğumuz tartışma bakımından önemi; Kürtlerde ve Ermenilerde feodalitenin var olduğudur. Buna mukabil Türklerde ve Moğollarda olmadığına inanılıyor. Sf. 159
Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın