İstanbul Hükümeti, Türk tarafında bulunan esir bir İngiliz generali aracılığıyla teslim olduğunu, Büyük Britanya tarafına bildirdiğinde, müttefiklerin Türkiye’yi teslim almak için hiç de acele etmediğini biliyoruz; daha sonra 30 Ekim 1918 tarihinde Türkiye’yle silah bırakma anlaşması imzalanmıştır.
Teslimiyet anlaşması imzalandığı zaman bile, Musul’un çok az bir bölümü İngiliz kuvvetlerinin eline geçmiş bulunuyordu; imzalanmasından sonra da, Altıncı Ordu Komutanı Ali İhsan Paşa’nın, silah bırakma koşullarına aykırı olduğu gerekçesiyle, Musul’u Büyük Britanya kuvvetlerine teslim etmediği ve direndiği kesindir. Sf. 64
Ali İhsan Paşa, Mustafa Kemal Paşa’nın sınıf arkadaşıdır ve Kemal Paşa’nın yaptığı gibi, silah bırakma anlaşması imzalanır imzalanmaz birliklerin bırakılarak İstanbul’a gidilmesinin çok karşısında olmuştur. Ancak, Kemal Paşa’nın ölümünden çok sonra ve İsmet Paşa’nın 1950 seçimlerinde iktidardan düşmesinin ardından yayımlayabildiği anılarında; Musul’u, Kemal Paşa’nın mensubu olmak için mektup yazdığı Ahmet İzzet Paşa hükümetinin yazılı emriyle, işgal kuvvetlerine verdiğine işaretle, o zamana kadar, “Musul’daki her nevi silah, cephane vesaireyi, daha evvel, geceleri Şimale, Cizre’ye göndermiştim” demektedir. Sf. 65
Büyük Britanya ise, yakalanacak savaş suçluları listesinin başına Ali İhsan’ı almakla, Paşa’nın, Büyük Britanya çıkarlarını ne ölçüde tehdit ettiğini belirtmiş olmaktadır. Gerçekten de Ali Ihsan, öncelikle yakalanarak, Malta’ya sürgün ediliyor ve Malta’da İngiliz hapsinden kurtulduktan sonra döndüğü Anadolu’da da, silah arkadaştan tarafından, İstiklal Mahkemesi’ne sanık olarak gönderiliyorsa da hayatını kurtarabiliyor. Büyük Britanya kuvvetleri, bu tarihten sonra Musul’a veya bugünkü coğrafik sözcükle, Kuzey Irak’a egemen olabilmiştir. Sf. 65
Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 64, 65) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın