Lâyık Cumhuriyetçi İşçi ve Çiftçi Fırkası (LCİÇF) ise, o sıralarda 35 yaşında olan gözü kara gazeteci Arif Oruç’un girişimiydi. Arif Oruç, Milli Mücadele sırasında Eskişehir’de, ‘Çerkes’ Ethem’in desteğiyle Yeni Dünya adlı ‘komünist’ gazeteyi yayımladığı için mimlenmiş, Haziran 1926’da Mustafa Kemal’e İzmir’de yapılan suikast girişiminden dolayı yargılanmış ama beraat etmişti. 1930’da Serbest Fırka’ya girip, gazetesi Yarın ile partiye destek verdiğinde, Ali Naci (Karacan) ın gazetesi İnkılap, Arif Oruç’u “Vatan haini” ilan etmişti. Serbest Fırka kapatıldıktan sonra Arif Oruç hapse mahkûm oldu, gazetesi kapatıldı. Hayatını kazanmak için kundura boyası dükkânı açtı. Ama devlet peşini bırakmadı. 1933’te bir gece yarısı evinden apar topar alınarak Bulgaristan’ın Şumnu şehrine postalandı.
Bulgaristan’da medrese hocalığı yapan ve Yarın’ı yayımlamaya devam eden Arif Oruç 1934’te Türkiye’nin isteği üzerine Bulgaristan tarafından Yugoslavya’ya sürüldü, 1937 yılında Türkiye’ye döndü ve idam talebiyle yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi’nde beraat etti. Kendisi hakkında bir zamanlar ‘vatan haini’ başlığını atan Ali Naci Karacan, 1950 yılında Milliyet gazetesini çıkardığında, muhtemelen vicdan azabından dolayı, Arif Oruç’u “Ayhan” takma imzasıyla kadrosuna almıştı. Bir gün bu esrarlı ‘Ayhan’ın yazıları çıkmaz oldu. 10 Ekim 1950’de Milliyet’te çıkan, Ali Naci Karacan imzalı yazı fazlasıyla ironikti: “Fikir ve siyasî hayatımızda yeni merhaleler açmış olan kıymetli mütefekkir ve muharrirlerimizden Arif Oruç’u kaybettik…” Sf. 55
Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın