(Moltke’nin Mektubundan; 9 Şubat 1836, Arnavutköy, İstanbul)
Kadınlar gayet sıkı gözaltındadırlar ve kadınlardan başka hiç kimseyle temas edemezler. Bu noktada bütün Müslümanlar aynı fikirdedir ve reform muhakkak ki en son olarak haremlere girebilecektir. Sf. 38
Gezintilerde kadınlar kayığa ya da arabaya daima yalnız kadınlarla birlikte binerler. Koca, karısına sokakta rastlarsa onu selâmlaması, hatta sadece tanıdığını göstermesi büyük bir terbiyesizlik sayılır. Bu sebeple kadının evdeki kıyafeti ne kadar mübalağalı bir tarzda açık saçıksa, sokaktaki kıyafeti de o kadar mübalağalı bir şekilde kapalıdır. Beyaz bir peçe saçları ve kaşlara kadar alın kapatır. İkinci bir peçe de çene, ağız ve burnu örter. Kadınların hayatında en büyük reform, padişahın kadınlarındaki gibi, burun uçlarının ve yanlardan birer tutam saçın görünmesi olmuştur. Vücudun geri kalan kısmını siyah, açık mavi ya da kahverengi hafif bir kumaştan geniş bir ferace örter. Meşin mest ve terliklerden ibaret olan ayakkabıları da böyle çirkindir. Bunlar Türk kadınlarında sarı, Ermenilerde kırmızı, Rumlarda siyah, Yahudilerde mavidir. Böylece ağır ağır, salına salına, hayaletler gibi süzülüp gitmeleri pek sevimsiz bir manzara arz eder.
Muhakkak ki Türk kadınlarının hemen hepsinin yüzleri pek güzeldir.. Doğuda hemen hemen bütün kadınların mükemmel tenleri, harikulade gözleri, geniş, kemerli kaşları vardır. Eğer kaşlar burun üzerinde birleşirse bu bir güzelliktir. Sf. 38
Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın