(Moltke’nin Mektubundan; 3 Kasım 1838, Malatya)
Türk şehirlerinin genel olarak harap bir görünüşleri vardır, fakat hiç biri Konya kadar harap değildir. Konya’yı zamandan çok insan eli harap etmiş. Her yüzyıl kendinden öncekinin yıkıntılarından anıtlar meydana getirmiş: Hıristiyan Roma çağında kiliseler yapmak için eski tapınaklar yıkılmış. Müslüman]ar kiliseleri cami haline koymuşlar, bugün camiler de harabe halinde. Yüzlerle burçlu yüksek ve uzun bir sur, içinde sadece birkaç harabe bulunan bomboş bir alanı çevreliyor. Sf. 221
Birkaç gün Konya’da kalmaya mecbur oldum. Veda sırasında ihtiyar Paşa bana Ermeni sarrafı vasıtasıyla dört kese gönderdi. Para hediyesi almadığımız için, sarrafa, Paşa’ya teşekkürlerimi bildirmesini ve paraları geri götürmesini rica ettim; o da bu hareketi pek güzel buldu, fakat bu vazife ile başkasını şereflendirmemi rica etti, çünkü tabanlarını Paşa’ya böyle bir şey teklif edemeyecek kadar çok seviyordu. Paşa böyle bir durumda paranın az görüldüğünden başka bir şey düşünemezdi; onunla kendim konuşsam bir Frengin 200 Guldenlik bir kutu ya da saati kabul edip de, 200 Guldeni neden alamayacağını anlatmak benim için de güç olacaktı. Eğer konuşmasam sarraf parayı rahat rahat cebine atacak ve paşanın hesabına kaydedecekti. Bu durum karşısında hediyeyi aldım, teşekkür ettim ve hemen tercümanım, çavuş ve tatarlar arasında taksim ettim. Etrafımdakiler bunun büyük bir yüce gönüllülük, özellikle pek delice buldular, fakat biliyorlardı ki bütün Frenkler biraz «deli» idiler. Sf. 222
Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın