Babası Ahmet idi, annesini, ikinci eş almıştı ve çocuklarına esir terbiyesi uyguluyordu. Sanki elinde bir kırbacı vardı, sallıyordu ve çocuklarına, bu arada Tayyip’e, otoriteye tapınmayı öğretiyordu. Tayip Bey de yıllar sonra “otoriteye saygılıydık” diyerek kabul etmektedir; aslında tapmaktadır. Sf. 168
Çakır-Çalmuk, kitaplarında, (1) “Reis Kaptan çok otoriter bir adamdı, denizciliğin kendine has kurallarını evinde de yaşardı” diyorlar ve yine anlıyoruz, herhalde evde bir korsan terörü uyguluyordu; çünkü “kapıdan içeri girdiğinde otorite ilan edilmiş olurdu”. Burada korsan terörü hatırlatması yerindedir; çünkü günlük terörün bir ayin şekline dönüştüğünü çıkarabiliyoruz. Bu günlük ayinin sonuna doğru, küçük Tayyip’in, babasının ayakkabısını öpmesi var ve bunu hep birden ağlama izlemektedir. Bütün aile bir süre birlikte ağlıyorlar. Sf. 169
Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 168, 169) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1)(2007); Ruşen Çakır, Fehmi Çalmuk birlikte yazdıkları kitap Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul, 2001, s.16
Yorum bırakın