Esasen, tekelci kapitalizmin egemen olduğu bir dünyada onun koşulları içinde, DP iktidarının uzun süreli şansı yoktu (şimdi de AP’nin olmadığı gibi). DP’yi iktidardan sanıldığı gibi aslında CHP’nin muhalefeti düşürmemişti. DP, başlangıcı kendisinden önce CHP iktidarında açılan yolda gelişen iç üretim güçlerine dayanarak ve onların daha da gelişmesi için izlenen ve kaçınılmaz gözüken politikadan dolayı düşmüş; ya da düşürülebilir hale gelmişti. Fiilen ise, bürokratik Batılılaşma akımının şartlandırıldığı, fakat izlenen politikanın fakirleştirdiği bürokratların subay kanadından bir grup tarafından düşürülmüştü.
27 Mayıs’ı yapanlar da ülkenin ikiye bölünmesi tehlikesi karşısında “Devleti Kurtarmak” isteyenlerdi. Kurulan komite adını birlik kelimesinden aldı. Millî Birlik Komitesi Batı değerler sistemini benimsemek isteyen tarihî bürokrasinin bir devamı idi. Bürokratlar gelişen yerli güçler karşısında kendi varlığını savunmak istemişti. Demokrat Parti döneminde mutlak fakirleşmeye uğramışlardı. Dış ve iç ekonomik çıkmaz Demokrat Parti’yi mağlup etmişti. Bundan yararlanıldı. Dengeci bir Batı anayasası lazımdı. Sağlam kazık anayasa idi. Hukukçu profesörlere anayasa ısmarlandı. s. 124
Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 124) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın