Baran: (Ermenice baran, ip) Dizi, sıra, sıra halindeki asmalar (yere çekilen bir ip hiza alınarak dikim yapıldığı için bu adla anılır) Sf. 291
Baclimac: (Yazarın anlatımına göre, hamur, yağ ve yumurtayla yapılan bir yiyecek) Şekerli ekmek. Hamur açılıp yağda kızartılır, üzerine şeker ekilip veya bala bandırılıp yenir, [bazlımaç: Mısır, arpa, darı ve buğday unlarından yapılan mayalı, mayasız, yağlı, yağsız, şekerli, şekersiz, ince ve kaim pişirilen sac ekmeği)
Bılig: (Ermenice ağızlarda bilig, bebe(k), kaz yavrusu, tavuk, hindi) Yazarın anlatımına göre, “bebe(k), yavru, sevimli, tatlı” anlamında, “baliğ”in şekil değiştirmiş hali (baliğ: Türkçe “bala” + Ermenice “ig” küçültme eki) Sf. 292
Çortan: (Ermenice çor, kurut + tan, ayran) Kışın suda karıştırıp erite erite pişirmek üzere, topaklar halinde kurutulmuş ayran, kurut. Sf. 294
Der: (Ermenice, “efendi, sahip”) Genellikle papaz adından önce kullanılan hitap. Sf.294
Dil saklamak: Gelinlik tutmak da denir. Köy yerinde yeni gelinler, kocaları dışında aile büyükleriyle, bir saygı ifadesi olarak konuşmaz, çok gerektiğinde aracı kullanır veya elle, başla işaret ederek cevap verir, bazen pek hafiften tek kelime söylerdi. Bu suskunluk uzun yıllar sürebilir, büyükler bir hediye ile gelinin konuşmasına izin verirlerdi. Sf. 294
Eğiş: (Ermenice agiş) Düz olanı tekneden hamur kazımaya, ateşi karıştırıp çekmeye, çengel gibi olanı tandırdan ekmek çıkarmaya, çömlek indirip çıkarmaya yarayan demir alet; kimi zaman iki ucu bu işleri görecek şekilde yapılmış tek bir alettir. [Tandırlarda veya ocaklarda kullanılan, bir ucu çengel şeklinde sivri, diğer ucu yassı, demirden araç. -DS] Sf. 295
Goğig: Ermenice kaynaklardan saptanamadı. Ses benzerliği taşıyan gollig (kısa boylu, şişman) sözcüğüyle anlamdaş olabilir. (Ayrıca, Ermenice kitapta, “z” yerine, çok benzer bir harf olan “ğ” dizilmiş olabilir. Bu durumda sözcük “zozig” olur ki, Mıntzuri, “Zozig Ohan” öyküsünde Aşharova, Alamonig (Yağlıçayır) yöresi Ermenilerine zozig dendiğini anlatır. Sf. 296, 297
Hekürge: (heküke) (Ermenicede ve orijinal metinde, ahuka) Toprak veya kilden yapılmış suyolu; bahçe duvarlarındaki ark suyunun geçmesini sağlayan göz, akuka, hakuka. [Taştan yapılmış üstü kapalı suyolu. -DS] Sf. 298
Jur: Bir tür sos. Sarımsak, dövülmüş ceviz, bulgur ve kırmızıbiber ile hazırlanıp, kaygana, doğranmış ekmek veya kavrulmuş sebzenin üstüne gezdirilir.
Kalacoş: (Kellecoş) (Yazarın anlatımına göre, eritilen çortana -kurut- yağ, ceviz, sarmısak, biber ve kavurma ilave edilerek pişirilen bir yemek) Kellecoş. Genellikle doğranmış yufka üzerine kavurma, ezilmiş kurut veya çökelek dökülüp, hafif ateşte ısıttıktan sonra üzerine kavrulmuş soğan dökülerek hazırlanan bir yemek. Sf. 301
Maşıra: (Mişare) (Ermenice maşara) Bahçelerde sebze türlerine göre ayrılmış, çevresi hafif toprak tümsekli ekim yeri, ocak, [maşala: Bağ, bahçe ve bostanlarda ekilmek için ayrılmış küçük toprak parçası, evlek, karık. -DS] Sf. 305
Poşa: Çingenelerin bir kolu; Kuzey Anadolu’da Çingenelere verilen ad; özelde Kuzey Anadolu’da göçebe yaşayan, Ermenice konuşan topluluk. [Kalbur, elek yapan ve satan; Çingene (kadını); kalbur, elek vb. ni satan Çingene kadın. -DS]
Sohras: (soğaraç) (Ermenice sokhrats) Genellikle nane, kırmızıbiber de katılarak sos olarak kullanılmak üzere, yağda kavrulan ince doğranmış soğan, [soğraç/sohanç/suhanç: İnce doğranmış soğanı yağda kavurarak yapılan yemek; sohanç: Yemeğe konulan, doğranarak yağda kavrulmuş soğan, nane, biber vb. karışımı. -DS]
Tump: (Ermenice) Topraktan alçak set, yığın; tarlaları birbirinden ayıran toprak set; suya yön vermek veya engel olmak amaçlı toprak set. [Erm. Toprak parçası, toprak seti, yığını. -Güncel Türkçe özlük] [Toprak yığını, tümsek; iki tarlayı ya da evlekleri birbirinden ayırmaya yarayan toprak set; tarla kıyılarında ekilmeyerek bırakılan dar yer. -DS]
Usgura (tas): Su, ayran içmekte kullanılan, on beş santim kadar yükseklikte toprak veya bakır tas. [Topraktan yapılmış, çorba tası, çukur çanak. -DS; üsküre: Topraktan veya madenden yapılmış çorba tası, çukur çanak. -Güncel Türkçe Sözlük] Sf. 313
Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 291, 313) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın