David Owen bunun “Hubris sendromu” olduğunu hatırlatır ve bir iktidar bozulması olduğunu düşünür. Liderleri on yıllarca uluslararası siyasetin en yüksek saflarında gözlemlemiştir ve uzun süre iktidara maruz kalmanın bu insanların çoğunun eleştiriyi kabul etme ya da kendi inançlarına ters düşen olayları doğru biçimde yorumlama konusunda isteksiz olduklarına, hatta bunu yapamadıklarına inanır. Hubris Sendromu, yönetimde kalma süresine ve yönetimin mutlaklığına göre ağırlaşır. Owen, depresyon, mani ya da anormal kişilikten tamamen bağımsız olan bu sendromun özgül niteliklerini de saptamıştır. Owen’e göre bu türden liderler karşıt görüşlere tepkisiz olurlar, sadakat gösteren “biz”le konuşurlar, tarihin ya da Tanrı’nın doğru bir yargıda bulunacağını farz ederler, kamuoyunu göz ardı ederler, muhalifleri aşağılarlar ve aksini gösteren bulgulara rağmen kendi inançlarını katı biçimde savunurlar. Sf. 299
Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi, Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 299) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın