O yıl odun ve kömür meselesi bizi çok zor durumlara soktu. Vali Bey, okulu odunla ısıtmamızı istiyor, kömür istihkakımızın yarısını ailelere dağıtacağını söylüyor; bense koca taş atölyelerin taş kömürü sobasında yanacak odunlarla ısınamayacağını, yatılı çocuklarımızı soğuktan koruyamayacağımızı belirterek kömürün bütününü ısrarla rica ediyordum, Vekâleti durumdan haberledim, bir sonuç çıkmadan bir vagon kömür istihkakımız istasyona geliverdi. Aksam üstü ilk kamyon Vali Konağı önünden okulumuza geçince çilingir sofrasındaki Vali Bey görmüş, emir polisiyle “iki kamyondan fazla almasınlar” diye haber göndermişti.
Serdengeçti bir şoför daha bulduk. Arka yoldan kömürümüzü Vali Bey’den maskeleyerek kaçırmayı tasarladık.
Sevilmeyen Vali Bey’e oynanacak bu oyun şoförleri çok heyecanlandırdı. Kamyonun birine ben, birine Kâtip bindik. Sabaha kadar vagonumuzu okul kömürlüğüne boşalttık ve kapıyı mühürledik.
Ertesi gün bütün vagonu naklettiğimizi duyan Vali Bey, başta ben olmak üzere hepimizi hem azarladı hem tahkikattan geçirdi. Sf. 86
Alıntı; Dağ Çiçeklerim – Sıdıka Avar, (Öğretmen Yayınları, İnternetten PDF, Ekim 2011 – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın