Şiddetin hastalık belirtisi olduğunu söylemek, önemli ölçüde doğru olsa da, kolay bir cevaptır. Şiddet eylemde sınır tanımamanın en çarpıcı görünümüdür. Korkunun, bencilliğin, gururun endirekt tepkisidir. Etik cehaletin belirtisi olarak da düşünülebilir.
Şiddet ancak insanlarda görülür. “Şiddet hayvansal yanımızla ilgilidir” deniyor. Ama hayvanların yaptıkları şiddet değildir. Onlar belirli uyarıcılara cevap veriyorlar. Şiddet dediğimiz şey insanlara özgüdür. Yaramazlık yapan çocuğunu kızgın maşayla yakmak da şiddettir. Bir esiri ortalıkta çıplak durmaya mecbur etmek de şiddettir. Ne var ki, dar bir yolda hızlı yürümesini engellediği için yaşlı bir insana çarpmak ve onu itip düşürmek de şiddettir, ama kimse şiddet saymıyor bunu. Sf. 162, 163
Bu eylemleri genellikle kişiler karşı oldukları bir şeye tepki olarak gerçekleştirirler. Ne olursa olsun ulaşmak istedikleri bir şeye engel oluşturduğunu düşündükleri insanlara karşı böyle eylemler yaparlar veya boyun eğmek istemeyen ya da boyun eğmediği farz edilen, o anda istediklerini elde etmeye engel oluşturan kişilere istediklerini yaptırmak için gerçekleştirirler. Sf. 163
Şiddet, kişilerin duydukları sayısız değişik ve değişken ihtiyaçlarla ve insan olan engelleri elimine etme yoluyla ilgilidir. Böyle bir psişik ihtiyaç karşı konulmaz bir şekilde (şiddetli bir şekilde) ya da soğukkanlı bir şekilde kişileri kuşatır, kararlarının ve eylemlerinin de tek belirleyicisi olur. Sf. 163
Alıntı; Ahlak, Etik ve Etikler – İoanna Kuçuradi, (TFK Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, 1. Baskı 2019 – Sf. 162, 163) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın