Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

“Vali Pizarro, Cajamarcalı yerlilerden bilgi almak istedi, bu yüzden de onlara işkence yaptırdı. Yerliler, Atahualpa’nın, Vali’yi Cajamarca’da beklediğini duyduklarını itiraf ettiler. Sf.73

“Ne yapalım diye aramızda uzun uzun konuştuk. Hepimiz çok korkuyorduk çünkü sayımız çok azdı ve onların topraklarının öylesine içlerine kadar sokulmuştuk ki bize takviye gönderilmesine olanak yoktu.”

“Vali’nin kardeşi Hernando Pizarro orada bulunan yerli askerlerin sayısını 40.000 olarak hesapladı ama bizi korkutmamak için yalan söylemişti, çünkü 80.000’den fazla asker vardı.” Sf. 73

“Ertesi sabah Atahualpa’dan bir haberci geldi, Vali ona, ‘Hükümdarınıza söyle,’ dedi, ‘buraya ne zaman isterse, nasıl, ne şekilde isterse gelsin, onu bir dost ve kardeş olarak karşılayacağım. Çabuk gelmesi için dua ediyorum çünkü onu görmek istiyorum. Hiçbir zarar ya da hakarete uğramayacak.” Sf. 74

“Rahip bir elinde haç, bir elinde Kitabı Mukaddes’le yerli birliklerinin arasından ilerleyerek Atahualpa’nın bulunduğu yere geldi ve şöyle dedi: ‘Ben Tanrı’nın bir rahibiyim ve Hıristiyanlara Tanrı’nın işlerini öğretirim, bunları aynı şekilde size de öğretmeye geliyorum.” Sf. 75

“Atahualpa kitabı nasıl açacağını bilmiyordu, rahip açmak üzere kolunu uzatıyordu ki Atahualpa büyük bir öfkeyle koluna vurdu, kitabın açılmasını istemiyordu. Daha sonra kitabı kendisi açtı, harflere, kâğıda hiç şaşırmadı ve beş altı adım öteye fırlatıp attı, yüzü kıpkırmızı kesilmişti.”

“Rahip, Pizarro’nun yanına koştu, ‘Koşun, koşun, Hıristiyanlar!’ diye bağırıyordu. ‘Tanrı’nın işlerini kabul etmeyen bu düşman köpeklere haddini bildirin. O zorba benim kutsal yasa kitabımı yere attı! Ne oldu görmediniz mi? Ova yerlilerle doluyken azametinden yanına yaklaşılmayan bu köpeğe neden insan gibi davranalım, aşağıdan alalım? Yürüyün üzerine, size ben izin veriyorum!’

“Bunun üzerine Vali, Candia’ya işaret etti, onlar ateşe başladılar. Aynı zamanda borular çaldı, zırhlı İspanyol birlikleri, hem süvariler hem piyadeler saklandıkları yerlerden dışarı fırlayıp meydana doluşmuş olan silahsız yerlilerin üzerine saldırdılar, İspanyol savaş narasını atarak ‘Santiago!’ diye bağırıyorlardı.” Sf. 76

“Meydanda kalan ve -şimdiye kadar hiç görmedikleri- ateşli silahlar ile atlardan ödü kopmuş olan yerliler bir duvar uzantısını yıkıp duvarın dışındaki ovaya kaçarak kurtulmaya çalıştılar.”

“Cajamarca’dan bir iki kilometre ötede, savaşmaya hazır halde bekliyorlardı ama bir teki bile yerinden kımıldayamadı, bütün bunlar olurken tek bir yerli tek bir İspanyol’a silahla saldırmadı. Kasabanın dışındaki ovada bekleyen yerlilerin çoğu, öteki yerlilerin bağırarak kaçıştığını görünce korkuya kapılıp kaçtı.” Sf. 77

“Atahualpa’nın kendisi bu savaşta 7000 adamını öldürdüğümüzü kabul etti.” Sf. 77

“Gerçekten de kendi asker gücümüzle başarmamıştık bunu çünkü sayımız çok azdı. Bunu yüce Tanrı’nın inayeti sayesinde başardık.” Sf. 78

Yukarıda anlatılan Cajamarca çarpışmasında 168 İspanyol, sayıları kendilerininkinin 500 katını bulan Amerikan yerlilerini yere sermiş, binlerce yerliyi öldürürken tek bir kayıp bile vermemişti. Sf. 80

İspanyolların İnkalara karşı kazandıkları zaferlerde tüfeklerin rolü çok azdı. O günlerin çakmaklı tüfeklerinin doldurulması ve ateşlenmesi güçtü, Pizarro’da bunlardan ancak bir düzine vardı. Ateşlenebildikleri zaman psikolojik etkileri gerçekten de büyük oluyordu.

Atların İspanyollara kazandırdığı büyük üstünlük görgü tanıklarının öykülerinde apaçık görülüyor. Sf. 81

Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 73 ile 81 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , ,

Yorum bırakın