Ekonomik etkilere yol açan bir başka Çin türü ise, giderek daha fazla ithal edilen Homo sapiens. Örneğin bugün Avustralya’daki yasal göç kaynaklarından biri olarak Çin üçüncü sıraya yükseldi. Pasifik Okyanusu’nu geçerek ABD’ye kadar ulaşan yasal ve yasa dışı göçmenlerin sayısı da kayda değer miktardadır.
Bir yandan bilerek ya da bilmeyerek ihraç edilen Çin böcekleri, tatlı su balıkları ve insanları denizaşırı ülkelere gemi ya da uçaklarla ulaşırken, bir yandan da başka ürünler atmosfere salınıyor. Birinci Dünya ülkelerinin 1995’te koyduğu yasakların ardından, Çin kloroflorokarbon gibi ozon delici gazların en büyük üreticisi ve tüketicisi konumuna yükseldi. Çin bugün dünya karbondioksit emisyonunun %12’sinden sorumlu ve bu küresel ısınmada başlıca bir rol oynuyor. Mevcut trendin devam etmesi halinde emisyonlar Çin’de yükseliyor, ABD’de sabit durumda, diğer yerlerde düşüyor. Çin karbondioksit emisyonlarında dünya lideri olarak 2050 itibarıyla dünya toplamının %40’ından sorumlu hale gelecek. Çin hâlihazırda sülfür oksit üretiminde dünya lideri ve ABD’deki üretimi ikiye katlamış durumdadır. Sf. 468
Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri; Barış Baysal, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Şubat 2019 – Sf. 468) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın