Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Glutatyon, beyninizin sağlığı için hayati önem taşıyan, vücut tarafından üretilen bir antioksidandır ve aynı zamanda düzgün karaciğer fonksiyonu için de önemlidir. Karaciğer fonksiyonu Parkinson hastalarında son derece yetersizdir ve bu gerçek, neredeyse sadece dopamin düzeyini artırmaya odaklanan bu hastalığın geleneksel tedavisinde dikkate alınmamaktadır. 1996’da Parkinson hastalığı için daha etkili bir tedavi araştırırken, İtalya’da Parkinson hastalarına otuz gün boyunca günde iki kez intravenöz glutatyon verilen bir çalışmayla karşılaştım. Katılımcılar bir ay arayla toplam altı ay boyunca değerlendirildi. Yazarların belirttiğine göre: “Tüm hastalar glutatyon tedavisinden sonra engelliliklerinde %42 oranında azalmayla önemli ölçüde iyileşme kaydetti. Glutatyon tedavisi durdurulduktan sonra terapötik etki iki ila dört ay sürdü.” Araştırmacılar tedaviyle ilgili neredeyse hiçbir yan etki bildirmedi.

Glutatyonun güvenli ve mevcut tedavilerden daha etkili olduğu bilgisine güvenerek, onu kendi hastalarım üzerinde denemek istedim. 1998’de Perlmutter Sağlık Merkezi, hastalara intravenöz glutatyon vermeye başladı. Gerçekten mucizevi bir “ilaç”tır. Tek bir doz glutatyonun ardından hastalar çoğunlukla semptomlarında, genellikle de on beş dakika kadar kısa bir sürede hızlı bir iyileşme görürler. Parkinson hastalarımız artık kas sertleşmesinde azalma, hareket kabiliyetinde artış, konuşmada iyileşme, daha iyi ruh hali ve azalmış titremeyle ilgili önemli iyileşmeler kaydetmektedir. Tekerlekli sandalyeye bağlı hastaların birkaç tedaviden sonra tekrar yürüdüğünü, yüzlerinde boş bir ifade olan hastaların yeniden tebessüm ettiğini ve güldüğünü gördüm. Kelimenin tam anlamıyla insanların hayata döndüğüne şahit oldum.

En güçlü beyin antioksidanı olan glutatyon, belki de beyni serbest radikal hasarına karşı korumanın ek faydasını sunarak altta yatan hastalığın ilerleyişini yavaşlatır. Bunun aksine altta yatan hastalığı kötüleştirirken yalnızca semptomları tedavi eden geleneksel tıp, “geçici tedavi” sunar. Glutatyon beyni serbest radikal hasarından korumanın yanı sıra hücreleri dopamine karşı daha duyarlı hale getirir, böylece beyin tarafından üretilen dopaminin etkinliğini artırır. Glutatyon tedavisinin, L-dopa’yla kombinasyon halinde çok iyi çalıştığını ve hastaların ilacı daha düşük dozlarda kullanmalarını sağladığını da gördüm.

Bu mucizevi tedavinin bir başka faydası da glutatyon tedavisinin, beyni Parkinson hastalığıyla bağlantılı toksinlere karşı koruyan karaciğerin detoksifİkasyon yetisini önemli ölçüde geliştirmesidir.

İntravenöz glutatyon tedavisinin tek dezavantajı, basit bir hap almaktan daha karmaşık olmasıdır. Glutatyon ağız yoluyla alınamaz çünkü kan dolaşımına ulaşmadan önce midede parçalanır. Glutatyon düzeylerini mütevazı bir şekilde artıran NAC ve alfa lipoik asit gibi takviyeler vardır ancak gerçek bir glutatyon artışı görmek istiyorsanız doğrudan kan dolaşımına uygulamanız gerekir. Dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar glutatyonu yükseltmek için tasarlanmış oral ürünler geliştirmektedir, bu yüzden yakında böyle bir ürüne sahip olacağımızı umuyorum. O zamana kadar intravenöz glutatyon tedavisi en iyi seçenektir. Sf. 261, 262

Alıntı; Daha İyi Bir Beyin – Dr. David Perlmutter ve Carol Colman, Çeviri; E. Meriç ve Selvi Hoşafçı, (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Haziran 2019 – Sf. 261, 262) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , ,

Yorum bırakın