(5.03.1950 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)
Kemal, kardeşim,
Şimdi Emine Alev geldi. Senin açlık grevi yapmaya karar verdiğini söyledi. Çok üzüldüm, üzülmekten fazla bir şey, tepem attı, hatta fena halde öfkelendim sana. Çok rica ederim, eğer bana karşı ufak bir sevgin varsa bu yersiz teşebbüsten vazgeç. Böyle bir işe girişmen herhangi bir suretle faydalı da değildir, müspet de değildir, menfi bir harekettir. Her şeye rağmen ve gazetelerde, şurda burda, bundan sonra da okuyacağın haberlere, havadislere rağmen sabırla, ümitle bekle. Bir daha rica ediyorum, senden ve belki de senin gibi aynı işi yapmak isteyenler varsa onlardan, derhal bu işten vazgeçin. Bunu, açlık grevi yapacağını, resmen bildirdin diye de bu işten caymayı bir izzetinefis meselesi yapma. Çok rica ederim temkinli ol, sabırlı ol, lüzumsuz hareketler yapma. Gözlerinden hasretle öperim, kardeşim. Sf. 366
Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları, 2. Baskı 1975 – Sf. 366) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (2024); 1950 yılında DP’nin iktidara geleceği belirince Nazım Hikmet ve arkadaşları özgürlük umudunu iyice kaybettiler. Nazım 2 Mayıs 1950’de açlık grevine başladı. 14 Mayıs 1950’de DP simi kazandı. Nazım’ın sağlık durumu iyice bozulunca açlık grevinin 17. gününde 19 Mayıs 1950’de Abidin Dino Nazım’ı açlık grevini bırakmaya ikna etti. Aydınlar bir dilekçe ile Nazım’a af kampanyası başlattılar. Halide Edip ilk akla gelen isim oldu onun imzasının yanına eşi Adnan Adıvar, Sait Faik, Cahit Sıtkı Tarancı, Cevdet Kudret gibi isimler eklendi, otuz etkili isim listesi tamamlandı… Nazım Hikmet yeni hükümetin tavrı belli oluncaya kadar 19 Mayıs 1950 günü açlık grevine son verdi. 13 Temmuz 1950’de TBMM Genel Kurulu Af Kanunu’nu görüşmeye başladı. Bazı Milletvekilleri şiddetli bir direnişle Nazım Hikmet’in af edilmesine karşı çıktı, basından başta Bedii Faik, Bahadır Dülger ve Necip Fazıl gibi etkili yazarlar da onlara destek verdiler. MTTB ve diğer milliyetçi gençlik örgütleri “Komünist Nazım Hikmet”in af edilmemesi için Başvekil Adnan Menderes’i telgraf yağmuruna tuttu. MTTB Başkanı Bedri Baykam’ın babası Suphi Baykam, affa karşı çıkan 5 bin imzalı bir dilekçeyi alıp Ankara’ya götürdü. Meclis af yerine “ceza indirimi” çözümünü buldu, 15 Temmuz 1950’de af kanunu Resmi Gazetede yayınlandı. Nazım Hikmet Cerrahpaşa Hastanesi’nde saat 14.15’te on üç yıllık bir hapislikten sonra serbest kaldı. Avukatı İrfan Emin ile eşi Münevver Andaç da hastane kapısında onu bekliyordu. “Heyecanlıyım. Bu gece sırtüstü yatıp gökyüzüne bakacağım. (…) Yıldızları, uçsuz bucaksız ufukları seyredeceğim. Çünkü hapishanede yattığım yerden tavandan başka bir şey görmüyordum.” Diyordu.
Bir Cevap Yazın