Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ekonomi, Tekeller

  • Tarih, 16 Ağustos 1838.      Sadrazam Reşid Paşa, samimi dostu İngiliz elçisi Lord Stratford Canning’le Osmanlı – İngiltere ticaret antlaşmasını imzaladı. Antlaşma aynı yıl Avrupa’nın öteki devletleriyle de yapıldı. Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti, dış ticaretteki tekel düzenini, savaş dönemlerinde mâliyeye gelir getirmesi için koyduğu ek vergileri ve darlığı çekilen hammaddelerin ihracatına izin vermeyen “devletçi ekonomiyi” rafa…

  • Belediye,  Osmanlı kentleri için 19. yy. ikinci yarısında ortaya çıkmış yeni bir kurumdur. Başta İngilizler olmak üzere yabancı ticaret şirketlerinin baskısıyla kurulmuştu. Bu şirketlerin belediyelerden bekledikleri, ticaret akışını kolaylaştıracak altyapı hizmetlerini yapmasıydı. Örneğin, 1867’de İzmir’de belediyenin kurulmasına Liman’ın büyütülmesi sebep olmuştu. Sf. 12 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88.…

  • Fransız sarraf­ları Lozan’da: “Alacaklarımızı kabul edip ödemezseniz, biz bu barış masasını derhal terk ederiz!” diye, sakallarını hiddetle titretiyorlardı. Evet, ödeniyordu. Öyle oluyordu ki, mesela 1930 yılı bütün gelir bütçemiz iki yüz küsur milyon lirayken, yabancı alacaklılar için bütçeye 49.000.000 lira konmuştu. Hâlbuki o yıl, bütün Maarif bütçemiz 3.500.000, bütün Bayındırlık bütçemiz 17.000.000 ve bütün Millî…

  • Yeniçeriliğin kaldırılmasından (1826) sonra ise, 1274 (1858) Arazi Kanunu ile toprakta şahsi mülkiyet sistemi kabul edilerek, ona göre bir tapu tesciline başlandı. Sf. 55 Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  •  Sosyalizm, eşitçiliği ve ortak çalışma ve tüketmeyi ön plana çıkarmak olarak anlaşılıyor. Böyle anlamak istiyorum. Eşitliği sadece mülkiyette veya mülkiyetsizlikte görmüyorum. Ücretlerde bir eşitleyici süreci sosyalizmin kuruluşunun vazgeçil­mez koşullarından birisi sayıyorum. 1920 yıllarında Ekim Devrim­cileri ücret eşitliğine son derece önem verdiler ve bunu gerçek­leştirmeyi çok doğal bir gerek saydılar. Ancak; 1930 yıllarının sanayileşme sorun ve…

  • Sosyalizmde insanlar giderek daha az çalışmalıdır. İnsanlar daha çok çalışacaksa, kapitalizmin ne kusuru var? Sosyalizmin amacı kapitalizmde çalışmayanları da çalıştırmak değil, tüm in­sanların çalışma süresini azaltmak ve sonunda insanların çalış­tıkları süreyi duymadıkları bir toplum düzeni kurmaktır, zorunlu çalışmaktan uzaklaşma ve kurtulma insanın tarihinde ve doğa­sında var. Sf. 233 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve…

  • Cennette insanlar çalışmıyorlar. Cennette insanların gelecek kaygıları bulunmuyor. Dinler, insanları cennet düşüncesiyle avutarak cenneti gerçekleştirme projelerinden uzaklaştırıyor. İnsanlar, yaşadıkları dünyada bir cennet yaratmak zorundadırlar. Asillerin angaryasından kaçıp surların dışında bir küçük tezgâh kurarak geçimini sağlayan yeni “kentli” için, bunlara daha son­ra burjuva deniliyor, feodalin kırbacının uzanamadığı evi ve tezgâhı bir tür cennet oluyor. Sf. 231…

  • Ayrıca kişilerin olduğu kadar toplumların yaşamında da, tüketim furyası, bir yandan bekleyen sorunlara uzak kalma alışkanlığını ve diğer yandan da çalışma hızının ve isteğinin yavaşlaması sonucunu da beraberinde getiriyor. Bu dönemde üretimin artış hızında önemli düşüşler kaydediliyor. Sf. 244 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf.…

  • Eski Amerikalılar çalışmazlar; çünkü çalışmak, bayağı ve banal bir iş oluyor. Eski Atinalılar için yaşam, felsefe ve politika yapmak, sohbet etmek, dolaşmak, sevişmek, yemek ve şarap içmektir; iş yapmak, kentli olmayanlara ve kölelere düşüyor. İş yapmanın aşağılık bir uğraş olmaktan çıkışı kapitalizmin doğuşu ile başlıyor. Emek harcamanın ve emeğin kutsallaştırılması, burjuvazinin Calvin’den aldığı bir örtüdür;…

  • Türkiye’de, dün ve bugün, Kapital’i, başından sonuna kadar değil okuyanların, okumaya teşebbüs edenlerin sayısının bile beşi bul­madığına inanıyorum; hâlâ, Kapital’in henüz aşılmamış üstün aydın yeteneğini, becerisini, ustalığını, Türkiye araştırmalarına katma sorunuyla karşı karşıya bulunduğumuzu düşünüyorum. Sf. 148 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 148) kitabından…

  • Machiavelli’nin teoremini hatırlamak durumundayız; baronlar varsa fetih kolaydır, diyordu. Osmanlı’da yoktur; dolayısıyla Levant Kampanyası Osmanlı ekonomi politikasını paralize edebilmiş fakat Doğu Hindistan Kumpanyası misali, despotik bir imparatorluğa dönüştürememiştir. Sf. 187 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şimdi korsan ambasadör’u (elçi) düşünebiliriz, sanıyorum fazladır ve tüccar= ambasadör uygundur. Bunun, tüccar ambasadörün belki de ilk işaretini Adam Smith’te buluyoruz; Ekonomi Politik’in kurucusu sayılan Smith namdar (namlı, ünlü) kitabında .. Levant Kumpanyasına, Turkey Kumpanyası da demektedir ve demek ki tarihte ilk ambasadörlerden bir tanesinin ya da netlikle bilinen ilk devamlı elçiliğin İngiltere tarafından İstanbul’da…

  • Tekelokraside ekonomi ile politikanın füzyon hâlinde olduklarının tespiti önemlidir. Bu özgürlüksüzlük düzeni anlamındadır. Ayrıca, kapitalist devlet aşamasında da egemenlik parlamentolardan kayarken, dışına çıkarken, bürolara geçmeye başlıyor; bu, en önemli politik kararların bir takım bürolarda kararlaştırılması demektir. Sf. 53 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük – (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 53) kitabından birebir…

  • Büyük işletmelerin sahipliği kapitalistlerde olsa da, kontrolü menajerlere geçiyordu ki, bu kapitalizmi kapitalistlerden soyutlamak anlamına geliyordu. Burnham, bu tür görüşleri nahif bulmaktadır; mülkiyetin reel tanımını yapmayı deneyerek, kontrol kimde ise sahibi de o dur, demektedir. Sf. 45 Bir; demokrasi ile kapitalizm arasında ayrılmaz bir özdeşlik kurulamayacağını ifade ediyor; Burnham, kapitalizmin mutlaka demokrasiyi de beraberinde getireceği…

  • Ecevit, İsrail’in Filistinli Araplara mezalimini “jenosit” olarak niteleyebiliyordu; Yahudi komplosu bunu affetmemektedir. Derviş bir komplocu olarak ithâl edilmiştir. Dünya Bankası mensupları, uzun vadeli “kalkınma problemleri” üzerinde uzman sayılıyorlar; enflasyon ve devalüasyon türü sorunların yabancısıdırlar. Washington bunu bilecek durumdadır, nitekim Kemal Derviş, Ankara’ya geldikten sonra bu işler için ışık bildiği İsrail’den bir “hoca” sipariş ediyordu; Jakop…

  • Emperyalizm açısından Dünya Bankası Stratejik ve Para Fonu ise taktik bir kuruluştur. Sf. 372 Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 372) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yıllar Başbakan Hüküm Sonuç 1946 Recep Peker Düşürülmüş Silinmiştir 1958 Adnan Menderes Düşürülmüş İdam Edilmiştir. 1970 Süleyman Demirel Düşürülmüş İdam Edilmemiştir. 1980 Süleyman Demirel Düşürülmüş Enterne Edilmiştir. 1994 Tansu Çiller Düşürülmüş Silinmiştir. 2001 Bülent Ecevit Düşürülmüş Ölüye sayılmıştır. İlk resmi devalüasyon 7 Eylül 1946 tarihi taşıyor; son devalüasyon Şubat 2001 tarihlidir ve ikisinin bir ortak…

  • Kapitülasyonların motoru olmasalar bile en çok yararlananlar Yahudilerdir. Alıntı: Tekeliyet 1 (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 223) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özelleştirme veya bütçenin daraltılması yoluyla, devletin küçülmesinden söz etmek anlamını yitirmiş görünüyor; Devlet büyümektedir; Devletin fonksiyonlarından önemli bir kısmı tekellere aktarılmaktadır; tekeller de artık devlet’tir. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devletin küçülmesi yerine devletin dağıtılması, çok daha anlamlıdır. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.