Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: İnançlar, Mezhepler
-
Cengiz’den hemen sonra, iyi kalpti ancak hedonist ve sarhoş, dolayısıyla iradesiz Oktay’ın arkasından Turakina’nın “Büyük Han” olması, çok dikkate değer bir karaktere işaret olmalıdır; Vladimırtsov, pederşahi ancak maderşahi etkiler de taşıyorlardı, diyor, belki de böyle bir ikilemin dışına düşüyor.” Der. Kadının böylesine güçlü olması, cinsel tabuların zayıflığı ile paralel gitmektedir. Sf. 191 Alıntı; İsyan I…
-
Cengiz işgalinin getirdiği yoksulluk, dinsel mistik halk isyanlarını getiriyor. Yunus, Mevlana bu zamana denk geliyor. Sf. 105 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır.
-
Resmi tarih din’dir. Üniversite kürsülerinde ve cami minberlerinde okunuyor ve okutuluyor, hutbedir. Sf. 15 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.
-
Marx, din’i, tersine çevrili bir dünyanın, “popüler biçimde mantığı” olarak anlatıyor. Din’e maddi dünyanın vulgar mantığı gözüyle de bakmak mümkün; “din, kendisini henüz bulamamış veya yeniden kaybetmiş insanın kendi bilinci ve kendisine saygısıdır.” Diyor. Sf. 283, 284 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 283,…
-
İstanbul’a fethin öğleden sonrasında giriyor ve doğru Sen Sofiya’ya giriyor, .. Yeniçeri güruhundan birisinin güzel mermeri kırdığını görünce, “Burası devletindir, burası benimdir.” Diye bağırıyor, Yeniçeriyi hançeriyle öldürüyor. Sf. 180 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 180) kitabından birebir alınmıştır.
-
En güvendiği insanlardan birisi, sürekli zehirlenmekten korkmasına karşın özel doktoru; Maestro Jacobo, bir Yahudi’dir, dini, güven duygusunu zedeleyecek kadar önemli görmüyor. Fener’deki Patrikhane’ye, Cumhuriyet dönemine kadar gelen ayrıcalıklar veriyor. Sf. 177 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.
-
Osmanoğlu egemenliğinde hiçbir Hristiyan halkın, dinsel nedenlerle Osmanoğlu egemenliğine karşı isyan etmediği biliniyor. Sf. 172 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 172) kitabından birebir alınmıştır.
-
Cengiz, bir ciddi adamdır; zorunluluğun gereğini yerine getiriyor. Çeşitli ırkların, halkların topraklarında hareket edenler, hoşgörülü davranmayı öğreniyorlar. Sf. 159 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dinler, dağlara giremiyorlar, dağlarda bütün dinler ortodoksisini kaybetmiş, büyük ölçüde bozulmuş ve birbirine son derece yaklaşmış bir biçimde ve yan yana yaşıyorlar. Sf. 158 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.
-
Musa, Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman Türk’ten bir yeni halk yaratmak istedi… Uç’larda insanlar hoşgörülü oluyorlar, uç’larda ırklar ve dinler etkisini yitiriyor. Sf. 152 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 152) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yalnızca eylemciydiler; göçerler, adları üzerinde sürekli hareket ediyorlar. Yurt ve aile bağları, sürekli hareket eden göçerlerin dünyasının dışında kalıyor… Bağsızlık inançsızlıktır. Sf. 26 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 26) kitabından birebir alınmıştır.
-
Üç tür insan vardır; Tanrı’yı arayan ve bulduktan sonra ona hizmet edenler, Tanrı’yı arayan ama bulamayanlar ve ihtiyaç duymadıkları için onu aramayanlar. İlk gurup mutlu ama mantıksızdır. Son gurup belki mutlu değildir ama mantıklıdır. Durumu en kötü olanlar ise ortadakilerdir, çünkü hem mutsuz hem de mantıksızdırlar. Sf. 359 Alıntı; Alamut’a Dönüş (Güvercinin Gerdanlığı) – Ernst…
-
Allah, hiç kimsenin hatta kendisinin de kaldıramayacağı ağırlıkta bir taşı yaratabilir. Peki, kendisi de bu taşı kaldıramazsa, sonsuz kudreti nerede kaldı. Sf. 224 Alıntı; Alamut’a Dönüş (Güvercinin Gerdanlığı) – Ernst W. Heine, (Yurt Yayını, Sf. 224) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kendisinden ve tartışılmaz kanunlarından başka hiçbir kudretin varlığına müsaade etmeyen tek tanrı fikrinin ortaya çıkması için, başka hiçbir doğa çöl kadar uygun koşullara sahip değildir. Sf. 123 Alıntı; Alamut’a Dönüş (Güvercinin Gerdanlığı) – Ernst W. Heine, (Yurt Yayını, Sf. 123) kitabından not alınmıştır.
-
Halvetilik, Allah’a zikir yoluyla ulaşılacağına inanılan bir tarikattır. Buradaki zikirde ana ilke “zikrullah” yani Allah’ın adını anmaktır- Halvetiler yüz kez istiğfar ediyor, yüz kez de salavat getiriyorlar, sonra da esmayı seba (yedi ad) zikrine geçiyorlar. Ondan sonra mürit önce kafasını sağ omzuna (“la ilahe” diyerek) sonra sol omzuna doğru (“illallah” diyerek) kafasını sallayarak otuz üç…
-
Kadızâdelilerin, Halvetiye tekkelerine saldırmalarıyla başlayan ayaklanmayı, Köprülü Mehmed Paşa yeniçeriler sayesinde hemen bastırıverdi. Köprülü kısa sürede emirlerini yerine getirmeyenleri görevlerinden aldı ve yerine kendi adamlarını yerleştirdi. Osmanlı iç piyasasını güvenilir hale getirmek için, halktan ve esnaftan haraç toplayanları yakalatıp hemen idam ettirdi. Köprülü’nün 5.000 ile 40.000 arasında insanı idam ettirdiği yazılmaktadır. (1) Sf. 417 Alıntı;…
-
O tarihte ittihatçılara katılan bir isim daha vardı: Türkiye’nin ileri yıllarda “Said-i Nursi” olarak tanıyacağı Said-i Kürdi! Manyasizade Refik Efendi aracılığıyla İttihatçılarla tanışmıştı. Kıyafeti hayli ilginçti ve herkesin dikkatini çekiyordu; kaplan postuna benzeyen bir kürkü, başında Buhara kalpağı, göğsünden beline doğru inen gümüş savatlı kemerde süslü bir Diyarbakır kaması vardı. Sf. 89 Alıntı; Efendi (Beyaz…
-
“Yakubîler”, “Karakaş” ve “Kapancı” adlı bu üç Sabetayist gurubun toplumsal ve ekonomik konumları birbirlerinden farklıydı, Yakubileri, Selanik’teki üst sınıf Osmanlı memurları oluşturuyordu. En kalabalık grup olan Kapancılar, çoğunlukla İzmir’de oturuyorlardı; üst ve orta sınıfı oluşturan tüccarlardı. Muhafazakâr olmalarıyla bilinen Karakaşlar ise, zanaatkâr, esnaf ve işçilerden oluşuyordu, örneğin berberler, kasaplar, kunduracılar ve hamallar bu gruba dâhildi.…
-
Tartışmalar sürerken, Osman Baha’nın ölümü grupta ayrılığı kesinleştirdi. Çünkü İbrahim Ağa, “Mesih ölmez, bedeni çürür görüşünü ileri sürerek, mezarın açılmasını istedi. Mezar açılıp ve İbrahim Ağa başkanlığındaki grup Karakaşlardan koptu. Çoğunluğu İzmirli olan ve başım İbrahim Ağa’nın çektiği gruba “Kapancı” (Kapaniler) denildi. Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı…
-
Sabetay Sevi öldükten sonra Sabetaycılığın merkezi durumuna gelen kent Selanik’ti. Sabetay Sevi’nin son eşi Ayşe, Selanikliydi. Ayşe, kardeşi Yakov Kerido’nun (Abdullah Yakub), ölen eşinin ruhunu taşıdığını öne sürdü. Sabetay Sevi (Maşiah) ile cemaat arasındaki bağlantıyı ancak Yakov Kerido’nun sürdüreceğini söyledi. Böylece Kerido’ya inanan taraftarlar oluşmaya başladı. Yakov Kerido, yani Müslüman adıyla Abdullah Yakub, İslam’ın emirlerini…