Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Kültür

  • Al-lslakhri; “Hazarlar ve Hazarya’da yaşayan diğer toplumlar, ceketler ve entariler giyer” diye yazmıştır. Ruslar kısa ceketler giyerlerken, Hazarlar, Bulgarlar ve Peçeneklerin ceketleri uzundu. Bu, uzun ceketler, aslında Askenazik Yahudilerin on dokuzuncu yüzyılda giydikleri cüppelere benzeyen, kaftanlardı. Türk halkının erkekleri ve kadınları saçlarını örerlerdi. Yedinci, yüzyıla ait Çince bir kaynağa göre, yalnızca Türk Kağanı uzun saçlarını…

  • Göçebe topluluklar, bin yıl boyunca, Orta Asya ve Güney Rusya steplerinde yaşadılar. Günümüzde hala yaygın olan inancın aksine, bu insanlar bir kültüre ve uygar yaşam özelliklerine sahiplerdi. Sf. 21 Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kısaca “Alyans” olarak adlandırılan ve “Birleşme” anlamına gelen sözcük, Universal (Evrensel) ve “Israelite” ulusal kimlik genişliği ile Yahudi dünyasına beklenenden de hızlı girdi ve gelişti. Özellikle İzmir’de 1873 yılında açılan Alyans’ın sahip olduğu öğrenci sayısı 300 kişiden oluşurken, diğer bir kız Alyans okulu 250 öğrenciye sahipti. Alyans dışında, Sanayi Kız okulu 25, Sanayi Er­kek okulu…

  • 1900 yılında İzmir’i ziyaret eden Paul Lindau, Yahudi mahallesinin diğer mahallelere göre daha bakımsız ve düzensiz olduğunu ileri sürmektedir. Türk ve Yahudi mahallelerine göre Rum ve Ermeni mahallelerinin daha göze batıcı olduklarını ifade ederken, özellikle Yahudi mahallesiyle ilgili gözlemlerine geniş bir yer ayırır; Sf. 90           “Yahudi Mahallesi ise en pis ve en huzursuz olanı.…

  • Yahudi grupların eğlencelerde ve de dinlenme saatlerinde elle­rinden düşürmedikleri “Boyoz”, “Tuzlu Bakla” ve “Kavrulmuş karpuz çe­kirdeği” Türklerin de ilgi gösterdikleri yiyeceklerdi. Hatta bir Yahudi içe­ceği olan “Sübiye” daha sonraları Türklerin de vazgeçemediği bir içecek olup çıkacaktı. Sofra kültüründen yine bize kalan “Pandispanya”, “Sakız Macunu” ve “Piyaz”ı da anımsamak gerekir. Diğer bir kültürel miras da “Karambol”du.…

  • Bizde bir yasa vardır. Bunun Seferad cemaatine özgü olduğunu uzun süre düşünmüştüm ama bazı Aşkenaziler de uyguluyormuş. Halkımızın bütün yasaları gibi, soyu korumaya yönelik bir yasadır bu. Hayatta kalmak. 1492’de İspanya’dan ayrılmadan önce, atalarımız on iki yaşını aşkın bütün çocukları bir birleriyle evlendirmiş. Sadece kızları korumak için değil. Evlilik hiçbir zaman tecavüze engel olmamıştır. Gerçek…

  • Bizde bir şey yiyip içmek önce reddedilir, sonra kabul edilir. Sf. 151 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başka yerlerde olduğu gibi, hamamda da biz bize olurduk. Müslüman kadınlar perşembe yıkanırdı, Yahudiler cuma ve Hıristiyanlar cumartesi. Kuşkusuz Ortodokslar ve Katoliklerle karşılaşmaktan kaçınmak için saatleri de aralarında pay ediyorlardı. Orada da Ermeniler yalnız kalıyor olmalıydı. Sf. 81, 82 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005…

  • Anadolu Yahudilerinde sağlık saplantı halindedir. Eşlerin görevi kocalarının hasta olmalarını engellemektir. Onları tıka basa doyurarak. Kadınlar kimi zaman, kendi aralarında, boğazlarına düşkün olduklarını kabul etseler bile, erkekler yalnızca sağlık nedenleriyle yediklerini ileri sürer: Sf. 50 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 50) kitabından…

  • Yahudi’nin ilk sabah duası şöyle; “Sen kutsalsın. Tanrım, bizim Tanrımız, Dünyanın hâkimi,                                                                                           Beni esir olarak yaratmayan, Beni Yahudi olarak yaratan Beni kadın olarak yaratmayan?.” Sf. 49 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kızların yetiştirilmesi onun işi değildi. On üç yaşında yapılan dinsel erişkinlik töreni Bar Mitzva’ya kadar oğlanlarla da ilgilenmezdi. Ona göre kadınlar, yalnız cır cır ötmeye yarardı. Hepsinden çok da annem, Bir de yemek yapmaya. Yahudi takvimine saygı göstermeye. Eve dönüş anının kutsanmış bir an olmasını sağlamaya. Sf. 32 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken)…

  • Bu beyler tütün içer, tespih çeker, annemin yere bakarak getirdiği mezeleri tadar, rakı içerlerdi. Politika konuşurlardı, El Tiempo gazetesinin makalelerini yorumlar tutucu hahamlardan, Rumlardan ve Ermenilerden yakınalardı,, daha nadir olarak da Türklerden ticari bilgi alışverişinde bulunurlardı… Sf. 19 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 –…

  • Ben Doğulu olmaktan mutluyum. Doğulu olduğum için onur ve sevinç duyuyorum. Batılı olmak hiç istemiyorum ve çok korkuyorum. Avrupa Birliğine girmek, anlamımızı yitirmektir. Sf. 379 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 379) kitabından birebir alınmıştır.

  • Helenleşmiş Doğu’da, Latinleşmiş Batı’ya göre usul ve seremoniler daha önemli oluyor; Latinlerin kaba denecek kadar doğrudan anlatımları yerine Helenler, ikiyüzlü denebilecek kadar dolaylı anlatımı tercih edebiliyorlar. Sf. 226 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 226) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dünyanın tüm insanları domuza dönüştürülmektedir. Reklamlarla, her gün tıkınacağı bir çöplükten diğerine seğirten ve her çöplükte, kıskanmadan birbiriyle çiftleşen domuzlardan bir dünya kuruluyor. Tiksiniyoruz.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kültür bir yaşam biçimidir ve eninde sonunda bir bellek demektir. Türklüğün belleği siliniyor, kültürü kazınıyor, kimliği yırtılıyor. Türklük, belki dünyada hiçbir kavimde görülmeyecek kolaylıkta sömürgeleşiyor. Peki, buna kim itiraz ediyor? Peki, kaç aydın bunun farkında görünüyor? Sf. 274, 275 Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 274, 275)…

  • İngilizce konuşulmayan hangi ülkede bir televizyon kanalının adı “star” diğeri “Show” olabiliyor. Hangi millet böylesine kolaylıkla sömürge hâline gelebiliyor? Bugün Türkiye’de kök salanın sadece köksüzlük olduğunu görmeyen gözler kör değilse nedir? Bugün Türklükten geriye ne kalıyor? Bu millete sürü – maymun diyecekler olursa fazla haksızlık mı yapmış olurlar? Bu sürü gençliğin, bu sürünen yaşlılığın giyiminde…

  • (1) .. böylelikle lâik bir ahlâkın en önemli özelliklerinden biri cesaret normuna dayanmış olmasıdır. Bu cesaret normu yabancıya saygı, misafire hürmet ve mertlik, sözünde durma, sorumluluk ve yalan söylememek şeklinde görünüyor. Sf. 265  Alıntı: Doğu’da Değişim ve Yapısal Sorunlar (Göçebe Alikân Aşireti) – İsmail Beşikçi, (2. Baskı – Sf. 265) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU…

  • Kültür, bir toplumun yaşayış tarzının bütünüdür. Sf. 48 Alıntı: Doğu’da Değişim ve Yapısal Sorunlar (Göçebe Alikân Aşireti) – İsmail Beşikçi, (2. Baskı – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kültür Devrimi içinde Türkiye’nin bilim adamları bile bilimsel bir dille yazıp okumayı unuttular.  Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 485) kitabından birebir alınmıştır.