Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Şeyh Sait

  • “Mustafa Kemal’in amacı tamamıyla açık olarak görülüyordu, müthiş bir terör yapmak. Terörün planını yapmış, keseceği adamların listesini hazırlamış, fakat vesile lâzım… bu vesile de gecikmedi, Şeyh Sait’in Kürt İsyanı çıktı. İşte alâ vesile.. .. Kürdistan’a karşı büyük bir askeri sefer yapacak ve oraya İstiklâl Mahkemesi gönderecek. Onları kırıp geçirecek. Bu vesile ile yeni partiyi (Terakkiperver…

  • “1927 yılında Takrir-i Sükûn (Susturma kararı) Yasasının iki yıl daha uzatılması kararlaştırılırken, İsmet Paşa; “Gelecek yıllarda da Takrir-i Sükûn Kanunu’nun yararlarından yoksun kalınmaması düşüncesindeyiz. .. Böylece milletin gerçek isteğine, samimi sevgisine dayanarak egemenliğini yürüten BMM’nin yeni seçiminde, daha çok huzur ve sevgi ile milletin oyuna başvurulmasına da imkân vereceğini kabul ediyoruz. … İki yıl önce…

  • “İkinci isyan bölgesi Elâzığ ve havalisi. Şeyh Şerif yanına Yado ile Mısyan, Oxçiyan, Azen kabilelerini, Göktepe ve Palu Zazalarını alarak 21 Şubat günü Palu’yu işgal etti. Beritan Aşireti’ni de alarak 5 Mart günü Elâzığ’a geldiler, bazı yobaz eşraf (şerefliler, ileri gelenler) yüzünden şehre rahat girdiler ve talana başladılar. Hükûmet mensupları esir edildi ve cezaevi boşaltıldı.…

  • “Mart 1925’in sonunda isyan bastırılmıştı. 3 Nisan 1925 günü Şeyh Sait, Şeyh Abdullah, Şeyh Şemsettin, Kân Şeyhleri, Hini’li Salih, Çapakçur Beyleri, Cibran Ağaları, bütün elebaşılar, Solhan’ın Kirvaz köyünde toplanıp buradan Irak veya İran hududuna geçmeye çalışmışlardı. 27 Nisan’da Varto civarındaki Abdullah Paşa Köprüsünde Şeyh Sait ve arkadaşları bir tabur asker tarafından kuşatıldı. Cibranlı Kasım’ın ısrarı…

  • “5 Şubat 1925 günü Piran’da bir mülâzım (teğmen) ile on nefer (er) vardı, Bunlar Şeyh’in silahlı adamları arasında beş katil mahkûmu görünce yakalamak istemişler. Şeyh kendisine hürmeten (saygı göstererek) bu katillere dokunulmamasını rica etmiştir. Genç Mülâzım hatır dinlemeyeceğini ve katillerin teslimini isteyince Şeyh’in kardeşi Abdurrahman ileri atıldı ve yüz silahlı adamı ile karakolu ateşe tuttu…

  • “Şeyh Sait, Ali Rıza ve onlarla gelen iki kişi ile 6 Ocak 1925 günü Karlıova (Xanireş) ilçesine Cibranlı Kamil Bey’in evine gelmişlerdir. Buradaki toplantıda Şeyh Sait her aşiret ağasının aşiretinin başında kalıp, isyan patlayınca, bu kuvvetlerin Hormek Aşireti’ne saldırmasını tembih edip, 8 Ocak 1925 günü Solhan İlçesinin Melekân Köyüne gelmiştir. Burada Şeyh Sait dayısı Şeyh…

  • “Şeyh Sait evine dönerken, Cibranlı Halit’in yanına gönderdiği adamı Kerem, geri gelmiş ve Şeyh’e Cibranlı’nın şu haberini iletmiş: “Şeyh’in hemen isyan hareketinin başına geçerek Diyarbakır üzerinden Suriye ile temasa geçmesini ve her aşiretin kendi bölgesindeki Hükûmet merkezlerini işgal etmesini” bildirmiştir. Şeyh Sait bu haberi alınca, Hasananlı Halit’in, ilk fırsatta bütün kuvvetleri ile Malazgirt üzerinden Bitlis’e…

  • “Cumhuriyet’in ilanı, Hilafetin ve Saltanatın kaldırılması ve Hamidiye Alaylarının ilgası, irtica hareketlerinin iyice oturmasını sağlamıştır. Bu arada Cibranlı Halit, 15. Kolordu’da görev yapıyordu. Onun ve Kerküklü subayların yardımı ile Erzurum’dan bol miktarda silah ve cephane taşıyorlardı. Bu irtica hareketinden önce Varto’daki Hormek alevi aşiretinin aydınları Mustafa Kemal’e haber vermişlerdir. Mustafa Kemal, Ekim 1924’deki Pasin Depremi…

  • “Cibranlı Halit ile Şeyh Sait 1922 ilkbaharında Erzurum’da bu irtica hareketini konuşmuşlardır.” Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 165) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): 1922 yılının ilkbaharında irticai bir isyan hazırlığının hiçbir gereği yok ki. Halife duruyor, Cumhuriyet kurulmamış, Bu hazırlık Kürt İsyanı hazırlığı olmalı. BAKKAL’IN NOTU…

  • “Her Alay’ın başında tek bir harf okumasını dahi bilmeyen bir Kaymakam (Yarbay)dikilmiştir. Bu Kaymakamlar da o aşiretin eski ağası idi. Yine her Alay’da Aşiret Ağasının arkasından iki Binbaşı ve Aşiret ileri gelenlerinden dört Yüzbaşı, sekiz Mülâzım (Teğmen) vardı. Bunların hiç biri okuma yazma bilmezdi. 1893 yılında bu Hamidiye Alaylarının Kaymakamları, Padişah’ın huzuruna çıkmışlar, Abdülhamit bunlara…

  • “Lolan Aşireti, Türkmenistan’ın Lolan şehrinden gelme, Alevi bir Aşirettir. Şeyh Sait İsyanında Cumhuriyetten yana tavır koymuştur.” Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu

  • “XI. Asırda Şeyh Ali (Şeyh Sait’in büyük dedesi), Zazalara ve bazı Kurmancolara Nakşibendî Tarikatını kabul ettirdi.” Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “1925 yılında Şeyh Sait İsyanı çıkar. İngiltere Milletler Konseyinde Türkiye’yi, eskiden olduğu gibi Hıristiyanlara zulüm yapmakla suçlar ve konsey 16.12.1925’de Musul’u İngilizlere bırakır. 5 Haziran 1926 Antlaşmasıyla Musul İngiltere’ye bırakılır ve Ekim 1929’da İngiliz donanması İstanbul’a dostluk ziyareti yapar. 1890’lardan beri İngiliz emperyalizmine karşı savaştığımız ve 1914 ile 1918 yılları arasında topyekûn bir ölüm kalım…

  • “21 Mayıs 1925’de Şeyh Sait’in ilk sorgusu başlamadan önce, Savcı Süreyya Bey, onunla özel olarak görüşmüş. Şeyh Sait, bu isyanı planlamadığını, dini nedenlerle isyana katıldığını ve gayri ihtiyari lider olduğunu iddia ediyor. Sonra sorgulanmasında: “Beni ayaklanmaya iten iki sebep vardı, biri Şeriat, diğeri de, basın” dedi.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf.…

  • 16 Nisan’da yakalanan Şeyh Sait ve 38 arkadaşı, 6 Mayıs 1925’de Diyarbakır’a getirildiler. Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • “3 Haziran 1925’de Şeyh Sait duruşmalarının başlangıcına kadar, Şark İstiklâl Mahkeme’leri 389 kişiyi yargıladı, 49 idam, 47 beraat 47 kişi mahkûm olmuş diğerlerinin davası sürmekte idi. Kürt Teali Cemiyetinden, Seyit (Seyit, Peygamber soyundan olan kişi) Abdülkadir ve arkadaşları, İstanbul’dan Diyarbakır’a getirilip yargılanarak asıldılar.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 155) kitabından birebir…

  • “Şark İstiklâl Mahkemesi duruşmasında yargılanan Molla Süleyman Oğlu Mahmut, Cemil Paşazadelerin Şeyh Sait’in düşüncelerini kabul ettiklerini işittiğini söyleyince, Mahkeme, Cemil Paşazadegil’den Cevdet, Kadri, Memduh ve Muhittin Beyler tutuklandı ve Şeyh Sait ile birlikte yargılandılar.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 144) kitabından birebir alınmıştır.

  • “22.04.1925 Günü, Üçüncü Ordu Müfettişi Kâzım Diyarbakırlı Paşa Silvan’daki bazı asilerin ve Şeyh Şemsettin’in sığınmak istediğini, bu konuda Şark istiklâl Mahkemesi’nin görüşlerinin ne olduğunu Mahkeme’ye soruyor. Mahkeme ve Hükûmet bu olayların tüm ileri gelenlerinin ezilmesi, yok edilmesi görüşünde direniyor.  Üçüncü Ordu Müfettişi Kâzım Diyarbakırlı Paşa, ayaklanmanın af yoluyla daha kolay, daha çabuk sona erdirileceği görüşünde.…

  • “Şark istiklâl Mahkemesinin ele aldığı ilk önemli dava Siverekli Şeyh Eyüp ve Dr. Fuat Bey’in davası. Şeyh Eyüp, Şeyh Sait’i tanımıyor, sadece Terakkiperver Fırkayı seviyormuş ve Parti’nin Urfa Kâtibi Fethi Bey’in arkadaşı, idam edildi. Dr. Fuat Bey ise Osmanlının son Sadrazam’ı Damat Ferit Paşa’ya gönderdiği mektuptaki bilgilerle idama mahkûm oldu.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün…

  • “Abdurrahman Chassen’in (Kurdistan and The Kurds) adlı kitabında verdiği bilgiye göre: Bu olaylardan sonra, 206 köy ve 8.758 ev yıkılmış ve 15-20 bin kişi ölmüştür. O zamanki para ile maliyeti 20 milyon Paund’dur.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.