Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Siyaset
-
“… Halk Fırkası ile Fırkamız programları arasında bir fark yoktur, kişisel ihtiraslarımıza tabi bulunduğumuz iddiasındalar. Hâlbuki Halk Partisinin yazılmış bir programı bile yoktur. Onlar “Bizim programımız icraatımızdır, biz yazmayız, yaparız.” diyorlar. Dokuzuncu maddede, devlet görevlerini en az düzeye indireceğimizi söylüyoruz. Yani halka geniş ölçüde girişim imkânları bırakıyoruz. Memlekette adaletin istikrarı için hâkimlerin azledilemez olması gerekir.…
-
Bursa’daki seçimde Nurettin Paşa kazanmıştı. Ama bir müddet sonra Meclis’e gelen seçim mazbatası, Kanunun tayin ettiği belirli zamanda, askerlikten istifa ederek adaylığını koymadan, kanuna aykırı bir şekilde seçilmiş olduğu için, reddedilmiş ve böylece Nurettin Paşa’nın Mebusluğu da kabul edilmemişti. Alıntı: Siyasi Dargınlıklar III – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 55 ile 57…
-
“Gazi Hazretleri 26 Ocak 1925’te Konya’da; “Yeni partinin muhafazakâr olmasını isterdim ki, bizim için de düzenleyici olsun. O zaman onlara yardım borcumdu. Halbuki bizden daha gelişmeci olduğunu söylüyorlar .. Onun için de muarız (karşıt)durum almak zorundayım.” Zamanın Adliye Bakanı da, doğuda Kürt olayı vesilesiyle Bursa’da verdiği açıklamada; “Muhalifler gizli ve sinsi çalışmışlardır. Muhalefet suikast yapmıştır.…
-
BAKKAL’IN NOTU (1995): 1923’deki seçimlerde Edirne Mebusu oluyor. Sonra Diyarbakır Ordu Kumandanı olarak görevlendiriliyor. Mustafa Kemal Paşa bu görevlendirme sırasında, Musul meselesinden dolayı önem arz ediyor diyor. Cafer Tayyar Paşa, Mustafa Kemal’e soruyor, Mebusluğum baki kalacak mı? Mustafa Kemal, tabii, diyor. Cafer Tayyar, Mustafa Kemal’e; Şu anda ortada olan Musul Vilâyetini işgal edeyim, siz sorumluluğu…
-
“-Arkadaşlar, biz töhmet altına düşmüş adamlar durumundayız. Bize, mensuplar (bağlı olanlar) diyorlar. Hükûmet adamlarının, kişilerin müdafileri Arkadaşlar size bir namus sözü söylüyorum; ..başımıza bir cebir (zorlama) ve tahakküm kuvveti halinde geçsinler, eğer onların candan düşmanı olmazsak, biz milliyetçi, namussuz adamlarız.” (1) “-Kendisi paçavra gibi İstanbul’dan atılmıştır. Azim ve iman ile çalışan yalnız Mustafa Kemal Paşa…
-
(On bir kişinin istifası Halk Partisi içinde 10 Kasım 1924’te bazı kararların alınmasına neden oldu: ) Gensoru ancak Parti kararıyla, partide görüşülür. Gensorunun Meclis’e intikali ancak parti kararıyla olur. Parti kararı olmadan bakanlara sorulan soru, gensoruya çevrilemez. Partinin esasları ve kararları aleyhinde, parti siyasi açıklama yapamaz ve yayında bulunamaz. Ayrılmaların devamına engel olmak için ise,…
-
“Türkiye Devleti, halkın hâkimiyetine dayalı bir cumhuriyettir. Hürriyetperverlik yani liberalizm, halkın hâkimiyeti yani demokrasi, partinin esas mesleğidir (Siyasetidir, ideolojisidir). Teşkilatı Esasiye Kanunu (anayasa) milletten açık vekâlet almadıkça tadil edilemez (değiştirilemez). Parti, fikir ve dini inançlara saygılıdır. İç siyasette, devletin denetimi baki (daimi) kalmak şartıyla, idari âdemi merkeziyet esası (yerinden yönetim esası) desteklenecektir. İşçilerin yönetime katılmasına…
-
(1 Kasım 1924 tarihinde, Kâzım Karabekir Paşa Genelkurmay’a bir mektup yazarak, gönderdiği raporların hiç dikkate alınmamasını sebep göstererek, ordudaki görevinden istifa ediyor. 5 Kasımda Ali Fuat Cebesoy ve Refet Paşa da askerlikten istifa ediyorlar:) Bu durumdan şüphelenen Mustafa Kemal Paşa, ilk tedbir olarak, üzerlerinde mebuslukta bulunan bütün kumandanların bu sıfatlarından tecrit ederek sadece asker kalmasını…
-
(Lütfü Fikri Bey, İstanbul Baro Başkanı, 10 Kasım 1923’de Tanin Gazetesinde yazıyor; Hilafetin kaldırılacağı veya halifenin istifa edeceği dedikodusu ortaya yayılınca, Hilafet’in elimizde bir hazine olduğunu söyleyerek, kaldırılmasına karşı çıkıyor. 11 Kasım’da da Hüseyin Cahit yazıyor;) “-Hilafet elimizden giderse, beş on milyonluk Türkiye Devletinin, İslam Alemi içerisinde hiç bir önemi kalmayacağını, Avrupa siyaseti gözünde de…
-
Rauf Bey; (1) “..Parti kararından bahsediyorlar. Hangi kararlar bu, bilmiyorum. Esasen henüz partinin tespit ve tayin edilmiş bir programı yoktur ki, ben o program haricinde hareket etmiş olmakla muaheze edileyim…. herkesin isteğine göre hareket etmek kabiliyetini bende görmek isteyenler , fikirlerini tashih etsinler …. Ben bunu yapamam.” İsmet Paşa’nın Rauf Bey’e cevabı; “-… asıl fahiş…
-
Mebuslar Lozan’a …, her türlü vasıflara sahip olduklarına kanaat getirdikleri üç isim üzerinde durdular. Rauf (Orbay), Yusuf Kemal (Tengirşek) ve Dr. Rıza Nur Beyler. Mustafa Kemal Paşa ise kimseye beli etmemekle beraber, farklı düşüncede idi; Her halde, harbi başarı ile yaptığı gibi, sulhu da en iyi yapabilecek askerdir, düşüncesi ile olmalı, İsmet veya Fevzi Paşaları…
-
(Hüseyin Cahit Lozan’a, gazetesi Tanin için haber almaya gitmiş ve baştan sona kadar o görüşmeleri izlemiş. Dr. Rıza Nur ile araları iyi olmadığından olsa gerek, önceleri pek takdir ettiği İsmet Paşa’yı, Rıza Nur’un etkisiyle hatalar yapmakla suçlamaya başlıyor. Rıza Nur Bey ise, Hüseyin Cahit’in Heyet ile görüşmesini yasaklıyor. Hüseyin Cahit Tanin’de yazdığı yazısında bu davranışı…
-
“:..Bazılarının, güçlü hükümetten amaçlarının kaba kuvvet ve yumrukla iş gören bir hükûmet olduğunu hayretle işittim….. Artık bu gibi cüretlere ve denemelere zemin kalmaması icap eder.” Alıntı: Siyasi Dargınlıklar II – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.
-
30 Ekim 1923 Tanin Gazetesi; “Yaşasın Cumhuriyet! … Cumhuriyet’in sahiden yaşamasını istiyorsak şunu bilmeliyiz ki, cumhuriyet, alkışlarla, dualarla, şenliklerle yaşamaz. Cumhuriyet ancak iyi idare ile ona lâyık olmakla yaşar. Cumhuriyet bir tılsım değildir, Ali Fethi Bey, Bundan sonra hükûmet olabilir, iş görebilir, demiş. Bu çok basit, çok ilkel ve çocukça bir muhakemedir. Bundan önce de…
-
(Rauf Orbay Bey Kasım 1921’de BMM’nde yaptığı konuşmada Malta günlerini anlatıyor;) “-Bu saldırıya cüret eden düşman, bize ne esir nede mevkuf (tevkif edilmiş, tutuklu) muamelesi yapmaya cesaret edemedi.” “Esir bulunduğumuz yirmi ay içinde herhangi birimizin izzeti nefsini rencide edecek her türlü girişimlerden çekindi… İstanbul’da tevkif edildiğimiz gün İngiltere Filosu Kumandanı yayınladığı bir bildiride, o zamana…
-
“- Bekir Sami Bey, (1) .. bu sözleşmelerin içeriğinin memleketin yararına uygun olduğu inancını belirterek, bunu Meclis’te bile savunmak ve kanıtlayabileceğini iddia ediyordu…. Görüşlerinin Meclis’in onayına mazhar olamayacağından başka, Dışişleri Bakanlığı’ndan düşürüleceği kesindi. Fakat Meclis’i, siyasi sorunların tartışma ve görüşmelerine boğmayı o günlerin koşullarına uygun görmediğimden Bekir Sami Bey’e isabetsizliğini bizzat söyleyerek, Dışişleri Bakanlığından çekilmesini…
-
Mustafa Kemal Paşa bu dargınlığı şöyle anlatıyor; “Gedos (Gediz olmalı) Muharebesinden ve onun can sıkıcı maddi ve manevi sonuçlarından sonra Fuat Paşa’nın cephe üzerindeki kumandanlık etki ve nüfuzu sarsılmış gibi gözüküyordu. (1) Kendisini kumandadan çekmeyi zaruri addetmeye başladım. Tam bu sırada Ali Fuat Paşa Ankara’ya gelip görüşmek hususunu 5 Teşrinisani (Ekim) 1920 de telgraf ile bildirdi. …
-
(Miralay Kasap Osman, milli mücadelenin Kuvayı Milliyecilerinden, sert, haşin, muhalif bir adam. Suçu da sağda solda devlet büyükleri hakkında konuşmak. 1921’de düzenli ordu dönemine geçildiğinde kızağa alınınca canı sıkılıyor ve konuşmaya başlıyor:) Kendisi benim ve İhsan Bey’in kişisel arkadaşımız olduğu için, Ankara’ya her gelişinde bizi ziyaret eder; “-İnkılap bitmedi daha yapacağımız çok şeyler var!” diye…
-
Ali Şükrü Bey, aydın, vatansever bir kişi olmasına rağmen ruhen olumsuz (menfi) yaradılışlı, dini bir taassup sahibi idi. Gazinin işretini (içkili toplantılarını) dedikodu konusu yapanlardan birisi de o idi. Osman Ağa (Laz Topal Osman) Ankara’ya ilk geldiği zaman Ali Şükrü Bey şiddetle onun aleyhinde olmuş, fakat Sakarya savaşından sonra araları çok iyi olmuştu. (Kılıç Ali…
-
(Sakarya meydan muharebesinden sonra, Yunan Ordusu, Eskişehir – Afyon hattına çekilmiş:) Ordumuz, bir yıla yakın bir zaman saldırı için hazırlık devri geçirmişti. İşte bu sırada ikinci gurup arasında bir dedikodu başlamıştı. “-Bu memleketin mevcut ordudan daha güçlüsünü çıkartmaya artık kudreti yoktur. Bu mevcut kuvvetle de Mustafa Kemal, düşmanı atamayacaktır. Millet bu orduyu bu yükü daha…