Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Mütareke Basını”

    Sekizinci grupta İtilaf Kuvvetleriyle işbirliği yapan 13 polis vardı. Dokuzuncu grupta Millî Mücadele sırasında İşgal Kuvvetleriyle birlikte davranan ya da Kemalist güçlere destek vermeyen 13 gazeteci (en ünlüleri Mevlanzade Rıfat Bey, Said Molla, Refik Halid, Refii Cevad, Ömer Fevzi) vardı. Bir başka ünlü ‘hain’ gazeteci Ali Kemal, 5 Kasım 1922’de İzmit’te ‘Sakallı’ Nureddin Paşa’nın örgütlediği gruplarca linç edildiğinden listeye girmesine gerek kalmamıştı. Sf. 328

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 328) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yedinci grubu, 24 Ekim 1921’de, İngilizlerin ve Yunan işgal kuvvetlerinin himayesinde, Şark-ı Karib Çerkezleri Temin-i Hukuk Cemiyeti’nin (Yakın Doğu Çerkezlerinin Haklarını Sağlama Derneği) kongresine katılan 18 kişi oluşturuyordu.

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 328) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kütahya Milletvekili Recep (Peker) Bey, Emniyet’in hazırladığı 600 kişilik listeden geri kalanların ziyan olmaması (!) için, bu kişilerin fotoğraflı künyelerini içeren bir ‘Siyah Liste’ hazırlanıp iskelelere, istasyonlara asılmasını, emniyet teşkilatına dağıtılmasını önerdiyse de öneri reddedildi. Karesi Milletvekili Ahmet Süreyya Bey, Ermeni, Rum ve Yahudilerin de eklenmesi için epey mücadele etti ancak bu teklif Ferid Bey tarafından “600 kişilik listede Rumlar ve Ermeniler de vardı ancak Lozan’da İsmet Paşa ile Venizelos arasında imzalanan ek protokolle Rumların (dolayısıyla diğer gayrimüslimlerin) listeye konmayacağına söz verdik,” denilerek kabul edilmedi. Sonunda 150’likler listesine kesin biçimini verme işinin Bakanlar Kurulu’na bırakılmasına, kesin listenin tekrar TBMM’ye gelmesine karar verildi. Sf. 326

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 326) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dâhiliye Vekili Ferid Bey, Yusuf Bey’in endişe etmemesini, çünkü listeyi yaparken belli prensiplere sadık kaldıklarını açıkladı. Ancak Yusuf Bey’in ısrar etmesi üzerine patlayıverdi: “Efendim, prensip diye ne istiyorsunuz? Hain, hain[dir]. Ne prensibi? Yalnız hıyanetin vecih (yolu) ve nevi (türü) itibariyle ancak tasnif kabil (sınıflandırmak mümkün) olur. Yoksa prensip nedir?” Elbette bu cevaptan sonra Yusuf Bey’de konuşacak cesaret kalmadı.

    23 Nisan 1924 tarihinde TBMM’deki gizli oturumda listedeki isimler üzerinde tartışmaya geçildi. Ferid Bey isimleri okudukça, milletvekillerinden sesler yükseliyordu: “ahmak”, “budala”, “alçak”, “bunak”, “rezil”, “satılmış”, “mel’un”, “sülükler”, “Artin”, “Kürt Mustafa”, “Sekiz yüz bin Ermeni kestik diyen adam”, “Yunan bayrağını öpen”… Sf. 325

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 325) kitabından birebir alınmıştır.

  • Lozan’da sadece sayı tespit edilmişti. Listeye kimlerin konulacağına daha sonra karar verilecekti. Yani suçtan listeye değil, listeden suça gidilecekti. Sf. 323, 324

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 323, 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngiliz Dışişleri belgelerini inceleme fırsatını bulmuş olan Ömer Kürkçüoğlu da İngiltere’nin Musul’daki bir görevlisinin Türklere sadece halifelik bağı ile bağlı olan Kürtlerin durumunu düşününce, bu olayın “Türklerin kendi bindikleri dalı kesmelerinin İngiltere için inanılmayacak kadar mükemmel olduğunu” söylediğini aktarır. Kürkçüoğlu Hilafetin kaldırılmasının “İslam’ın Türklerle Kürtler arasındaki tek bağ olduğu, Türkler ise şimdi bunu kopardığına göre Kürtler de kendi geleceklerini düşünmek zorundadırlar,” diyen Şeyh Said’in 1925’teki ayaklanmasında rol oynadığı gibi, bunun Musul üzerindeki Türk iddiasına da darbe vurduğuna inanır.  Sf. 320, 321

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 320, 321) kitabından birebir alınmıştır.

  • TBMM’nin tek bağımsız üyesi Gümüşhane Milletvekili Zeki Bey “Hilafet, ittihat-ı İslâma, İslâm dünyasının birleşmesine imkân tanıyacak önemli bir vesiledir. Bendeniz (…) ittihat-î İslâm taraftarıyım (…) Hilafetin ilgasını kabul ederek bugünkü vaziyet dâhilinde bu müthiş kuvveti düşmanların veyahut diğer hükümetlerin kucağına atmayalım (…) Bana öyle geliyor ki, bunun zamanı henüz gelmemiştir. Dokuz umde ile halka bunu ilan etmiştik” demeye cesaret etti ancak salondan yükselen itirazlar arasında sesi kayboldu. Sf. 315, 316

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 315, 316) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Aralık 1923 tarihinde İsmet Paşa Britanya Hükümeti’nin Ağa Han mektubu ile ilgili çalışmaları hakkında Meclis’te bir konuşma yaptı.

    İsmet Paşa meşhur Hıyanet-i Vataniye Kanunu uyarınca konuyu soruşturmak üzere bir İstiklal Mahkemesi’nin kurulmasını önerdi ve mahkemenin kuruluşu, 156 kişinin katıldığı oylamada 22 çekimser oyla kabul edildi. Sf. 312

    Cebelitarık Milletvekili İhsan (Eryavuz) Bey reisliğindeki mahkeme heyeti 10 Aralık’ta İstanbul’a vardı. Mahkemenin boy hedefi Meclis-i Mebusan da İTC’nin en sert muhaliflerinden biri olmasına rağmen Prens Sabahattinci Ahrar ya da Hürriyet ve İtilaf Fırkasına da katılmayıp bağımsız kalan Dersim Milletvekili ve İstanbul Barosu Başkanı Lütfi Fikri Bey’di. Ancak yargılananlar arasında, Salapuryacılar Cemiyeti Reisi Rizeli Ali Osman Ağa, Komünist Mehmet ve Şükrü efendiler ya da “Bayazıt Camii’nde tesettür konusunda gerici vaazlar veren” İbrahim Ethem Efendi gibi değişik tipte zanlılar vardı.

    İkdam, Tanin, Tevhid-i Efkâr ve Vatan editörleri Halifelik işinden beraat ettikleri halde Lütfi Fikri Bey 27 Aralık 1923’te 5 yıl kürek cezasına mahkûm oldu, ancak af için TBMM’ye başvurdu ve affedildi. Ancak Mustafa Kemal amacına ulaşmış, İstanbul’un muhalif basınına gözdağı vermişti. Sf. 313

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 312, 313) kitabından birebir alınmıştır.

  • Temmuz 1924’te, Türk-Ermeni Teâlî Cemiyeti’nin Lozan Barış Antlaşması uyarınca, yurtdışındaki Ermenilerin ülkeye dönüşünü sağlamak için Ankara Hükümeti’ne bir başvuru yaptığı haberleri Adana’daki yerel gazeteler tarafından sert şekilde eleştirildi.

    Bu haberleri fırsat bilen Tevhid-i Efkâr gazetesi bir muhabirini Patrikhane’ye göndererek Ermenilerin sadakatini sorgulamaya kalkıştı. Gazeteye göre eğer Ermeniler sadakatlerini ispat etmek istiyorlarsa “Ermeniler Türk Oğlu Türk’üz” demeliydiler. Patrikhane Maslahatgüzarının, baskılara dayanamayıp “Ermeniler Türk Oğlu Türk’tür” demesi ise, gazetenin muhabiri tarafından “Efendi beş yıl önce neredeydiniz?” diye alaya alınacaktı. Sf. 305

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 305) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeni bir devletin temelleri atılırken, gayrimüslim cemaatler de yeni rejimle barışmanın yollarını arıyorlardı, örneğin 24 Aralık 1922 günü Pera-Asmalı Mescitteki Diana Oteli’nde toplanan 40 kadar kişi, 28 Eylül 1919’da kurulmuş olan Garabetyan Mezunlar Cemiyeti’ni, ‘Ermeni-Türk Teâlî Cemiyeti’ne dönüştürmüştü. Sf. 301

    Nizamnamesi Ankara tarafından şubat ayında onaylanan Cemiyet, Nisan ayında, Mustafa Kemal’e bir davet göndererek ziyaret talebinde bulundu. Mustafa Kemal, 3 Mayıs 1923 tarihli şifre telgrafla İstanbul’da bulunan Dr. Adnan Bey‘den Cemiyetin amacı kimler tarafından kurulduğu ve kimlikleri konusunda araştırma yapıp kendisine bildirmesini isledi. Adnan Bey, Heyetin Mustafa Kemal’i ziyaretinde bir sakınca olmadığını belirttiği halde 14 Mayıs’ta, yoğun çalışmaları nedeniyle heyetle görüşemeyeceğini bildirdi. Böylece, Ankara’nın İstanbul’daki Ermeni Cemaatinin ilişkileri geliştirme çabalarına destek vermeyeceği anlaşılmış oluyordu. Sf. 303

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 301 ile 303 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Olayın ortaya çıkması üzerine Topal Osman’ın teslim alınmasına dair harekât planını bizzat Mustafa Kemal hazırladı. Rauf Bey’in anlattığına göre önce Muhafız Taburu Kumandanı İsmail Hakkı Bey çağrılmış, Mustafa Kemal sarmalama harekâtının krokisini bizzat hazırlamış, ardından eşi Latife Hanım’la birlikte Çankaya Köşkü’nden ayrılıp, Rauf Bey’in İstasyondaki dairesine çekilmişti. İleriki yıllarda Latife Hanım’ın kız kardeşi Vecihi İlmen’in dediğine göre ise Topal Osman ve adamları Çankaya Köşkü’nü sarıp da silah atmaya başlayınca, Mustafa Kemal çarşafa bürünüp Latife Hanımla birlikte Köşk’ten gizlice çıkmıştı. Sf. 283, 284

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 283, 284) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngiliz arşivlerinde çalışan bir başka tarihçi İhsan Şerif Kaymaz’a göre ise 1 Ağustos 1924 tarihinde Diyarbakır’da Türk-Kürt Kongresi adıyla gizli ve gayri resmî bir toplantı yapılmıştı. Toplantıya katılan Kürt delegelerinin talepleri arasında

    1. Kürtlere sıkıntılarını hafifletecek miktarda borç verilmesi,

     2. Genel af ilan edilmesi,

     3.Kürdistan’dan beş yıl süreyle vergi ve asker alınmaması,

     4.Şer‘i mahkemelerin yeniden kurulması,

     5. El konulan silahların geri verilmesi,

     6. Türk tarafının uygun bulmadığı kişilerin Kürdistan’dan çıkarılması” konuları vardı.

    Karşılığında Kürtler Ankara’daki hükümete bağlı kalacaklar, Musul sorununda Türkiye’ye destek olacaklardı. Türk tarafı bu taleplere ilke olarak evet demekle birlikte bu toplantının somut bir meyvesi ortaya çıkmadı. İngiliz belgelerine göre benzer bir toplantı 4 Kasım 1924’te Cizre’de yapıldı ama ondan da bir sonuç çıkmadı. Bu kopuşun ilk kötü meyvesi, 13 Şubat 1925’te patlak veren Şeyh Said İsyanı olacak, bu isyanın arkası da gelecekti. Sf. 279

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 279) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına Mustafa Kemal, Rauf Bey ve Bekir Sami Bey ülke sorununu, bu arada Kürt sorununu konuşmak için 18-22 Ekim 1919 günlerinde Amasya’da buluşmuşlardı. Nutuk’tan öğrendiğimize göre burada, üçü kayıt ve imza altına alınmış, ikisi gizli sayıldığı için kayıt altına alınmamış beş protokol hazırladılar. Gizli protokollerde ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz ama açık olanlardan Kürt sorununa değinen 22 Ekim 1919 tarihli İkinci Protokoldeki bazı ifadeler, 1960’lı yıllara kadar kamuoyundan özenle saklandı. Sf. 274

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 274) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düyun-u Umumiye İdaresi kaldırıldı ve Osmanlı İmparatorluğunun borçları, ayrılan ülkelere paylaştırıldı. Ancak Türkiye’nin payına düşen 15 milyon altının Yunanistan’ın Türkiye’ye ödeyeceği savaş tazminatından düşürülmesi mümkün olmadı; çünkü Yunanistan tazminat ödemedi, onun yerine Karaağaç’ı verdi. Anlaşmaya göre bu borcu 37 yılda ödemeyi kabul eden Türkiye 1929 Büyük Buhranı gibi ağır krizlere rağmen borcunu 1954’te (Lozan’ın öngördüğünden dört yıl önce) kapattı. Bu durum, “malî ve iktisadi gelişmemizi engellememe kaydı ile borçların ödenmesi kabul edilir’’ diyen Misak-ı Milli’nin 6. Maddesi’nin ihlali anlamına geliyordu. Sf. 251

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 251) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Eylül’de pek çok noktada birden başlayan yangın, o ana kadar denizden esen hâkim rüzgâr imbatın yerini, güney-güneydoğu yönünden esen rüzgârın almasıyla 14 Eylül de batıya doğru yayılmıştı. 15 Eylül’de kontrol alıma alınmış ama ancak 18 Eylül’de söndürülebilmişti. 23 Eylül günü Hisar Camii arkasında yeni bir yangın başlamıştı. Şehrin tekrar güvenli hale gelmesi 30 Eylül’ü bulacaktı. Bu tarihe kadar Ermeni, Rum mahalleleri tamamen, Avrupalıların yaşadığı Frenk Mahallesi ise kısmen yanmıştı. Muhtemelen 15 Eylül’de rüzgârın tekrar imbata dönmesi sayesinde Türk ve Yahudi mahalleleri zarar görmemişti.

    Yangında yaklaşık 2,6 milyon metrekarelik alan, 25 bin ev, işyeri, kilise, hastane, fabrika, depo, otel ve lokanta yok oldu. Türk ordularının önünden İzmir’e doğru sürülen Rum ve Ermeni sayısının İzmir’de yaşayanlarla birlikte 500 bine yakın olduğu, bunların ancak 320 bininin gemilerle tahliye edilebildiği, geri kalan 180 bin kişinin çeşitli biçimlerde Eylül ayında yaşamını yitirdiği kabul edilirse, böylece şehir gayrimüslim ahalisinden ‘kurtulmuştu.’ Sf. 217

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 217) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çanakkale Savaşı’nın kayıpları yanında (57.263 şehit, 97.874 yaralı, 11.178 kayıp, 20.297 hastalık sonucu ölüm ve diğerleriyle birlikte 207.696 zayiat) gayet mütevazı sayılabilecek bu sayılara bakılınca, esas savaşın İtilaf Devletleri’ne karşı verilmediğini anlarız. Dahası 1921’den itibaren İtilaf Devletleri’nin bir bölümünden önemli miktarda silah, mühimmat ve araç-gereç satın alınmıştı. Gerçek’ten de, en kanlı çatışmalar Yunanlar ve Ermenilerden sonra ‘iç’ düşmana karşı verilmişti.

    Bu bağlamda ilk akla gelenler İngilizlerin desteğiyle bağımsız bir Kürt devleti kurmayı hedefleyen Midyatlı aşiret reisi Ali Batı’nın isyanı (11 Mayıs-18 Ağustos 1919).

    Saltanat ve Hilafetten yana tavır alan Konyalıların çıkardığı Birinci ve İkinci Bozkır İsyanı (27 Eylül-4 Ekim 1919, 20 Ekim-4 Kasım 1919).

    Ankara Hükümeti’nin ‘kâfir’ olduğunu ileri süren Bayburtlu Şeyh Eşrefin isyanı (26 Ekim-24 Aralık 1919). 

    İstanbul Hükümeti’nin Hilafet Ordusu’na katılan Çerkezlerin çıkardığı Birinci ve İkinci Anzavur İsyanı (25 Ekim-30 Kasım 1919,16 Şubat-16 Nisan 1920).

    Yine Çerkezlerin başrol oynadığı Birinci Düzce İsyanı (13 Nisan-31 Mayıs 1920). 

    Hürriyet ve İtilâf Fırkasını tuttukları için, İTC’li kadrolara destek vermek istemeyen Yozgatlı Çapanoğullarının isyanı (15 Mayıs-27 Temmuz 1920).

    Irak-Garzan bölgesinde özerklik ilan etmek isteyen Bahtiyar Aşireti Reisi Cemil Çeto’nun isyanı (20 Mayıs-7 Haziran 1920) ve bağımsız Kürdistan’ı hedeflediği ileri sürülen Milli Aşireti Olayı (l Haziran-8 Eylül 1920).

    Çerkezlerin katıldığı İnegöl Olayları (20 Temmuz-20 Ağustos 1920) ve İkinci Düzce İsyanı (8 Ağustos-23 Eylül 1920).

    İkinci Yozgat İsyanı (5 Eylül-20 Aralık 1920).

    İstanbul Hükümeti’ni destekleyen Türkmenlerin çıkardığı Konya İsyanı (2 Ekim-22 Kasım 1920).

    Mustafa Kemal ile girdiği bilek güreşini kaybeden Çerkez Ethem Bey’in isyanı (17 Aralık 1920-23 Ocak 1921).

    Sivas-İmranlı havalisinde yaşayan Kızılbaş Kürtlerin ve Zazaların çıkardığı Koçgiri İsyanı (6 Mart-17 Haziran 1921). Sf. 208, 209

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 208, 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • 15 Mayıs 1919’da İzmir’e Yunan çıkartması yapıldığında bu sefer İtalyanlar ortaklarını protesto ettiler, bununla da yetinmeyerek Selçuk havalisini işgal ettiler. Ancak İtalyanlar Türklere o kadar iyi davranıyorlardı ki, düzenli ordunun henüz kurulmadığı günlerde Ankara Hükümeti’nin hizmet aldığı çetecilerden biri olan Demirci Mehmet Efe’nin Denizli’de terör estirmesi üzerine, şehir halkı, İtalyanlara sığınmayı bile düşünmüştü. Bununla da kalınmadı, daha sonra İtalyanlardan 4 milyondan fazla tüfek fişeği, 97 ton barut, 20 Spot XIII tipi uçak ve 20 bin tüfek satın alındı. İtalyanlar (ve Fransızlar) ayrıca Akdeniz’den gelen Alman yardım gemilerinin güvenliğini sağlamışlardı. Sf. 205

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 205) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alptekin Müderrisoğlu’nun Kâzım Özalp’ten aktardığına göre Fransızlar, Ocak 1922’de güney topraklarımızı terk ederken 10 bini aşkın tüfek, 1.505 sandık mermi ile parası ileride ödenmek üzere 10 hangar, 4 yedek uçak motoru, 3 telsiz istasyonu ile 10 Brege tipi uçağı Ankara Hükümeti’ne bırakmış, daha sonra da 1.500 adet hafif makineli tüfek, 2.735 sandık fişek, 200 kamyon, 1 kompresör, 11 top beşik ve kaması, 2 ton şaplı kösele, bazı top yedek parça ve malzemesi satmıştı. Sf. 204, 205

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 204, 205) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Mayıs 1926’da kabul edilen dört maddelik “Ermeni suikast komiteleri tarafından şehid edilen veya bu uğurda suver-i muhtelife ile (çeşitli biçimlerde) duçarı gadr olan ricalin (kötülüklere maruz kalan önemli kişilerin) ailelerine verilecek emlâk, ve arazi veya tazminat hakkında kanun.” İle şehid edilen Rical; Talat Paşa, Cemal Paşa, Cemal Azmi Paşa, Bahaeddin Şakir Bey, Cemal Paşa’nın yaveri Süreyya Bey, ve Said Halim Paşa ile Kürt Mustafa’nın Riyaset ettiği Divanı Harp kararı ile idam edilen Muş Mutasarrıfı Servet Bey, Urfa Mutasarrıfı Nusrat Bey, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, firar ve intihar eden Doktor Reşit Bey, ve Erzincanlı Hafız Abdullah Efendi’nin ailelerine Emvali Metruke (terkedilmiş olan Rum ve Ermeni malları) faslından 20.000 liraya kadar kıymette arazi verilmesi kararlaştırıldı, 30 Ağustos 1927 de bu listeye Cemal Paşa ailesi de eklendi. Sf.199, 200

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 199, 200) kitabından birebir alınmıştır.

  • Abdülhalik Renda: Tehcir döneminin Bitlis ve Halep Valisi olan Abdülhalik Bey, 1917’de kısa süreli Dâhiliye Nezareti Müsteşarı idi. Malta dönüşü Çankırı Milletvekilliği ve İzmir Valiliği yaptı. 1924-1930 arasında Maliye ve Millî Müdafaa Vekâletlerinde bulundu, Bahriye Vekilliğine vekâlet etti. 1935’te TBMM Başkanlığı’na seçildi, 1946’ya kadar bu görevi yürüttü. 1947-1949 arasında görev yapan Hasan Saka Hükümeti’nde Devlet Bakanlığı yaptı.

    Şükrü Kaya: Tehcir sırasında Muhacirin ve Aşâirin (göçmen ve aşiretler) Müdürü olarak Halep ve Adana vilayetlerindeki tehcirden sorumlu olan Şükrü Bey, Malta’dan kaçtıktan sonra bir süre İtalya ve Almanya’da kaldı. Türkiye’ye dönüşünden sonra Lozan’a giden heyete katıldı. Sf.188

    Mithad Şükrü Bleda: Kırım sırasında İTC’nin Genel Sekreteri ve Maarif Nazırı idi. Malta dönüşü Mustafa Kemal’in birlikte çalışma teklifini reddederek İzmir’e yerleşti ve ticaretle uğraştı. 1926 İzmir Suikastı Davası’nda yargılanıp beraat ettikten sonra yine Mustafa Kemal’in önerisi ve güçlü desteğiyle Sivas’tan bağımsız milletvekili seçildi. 1950’ye kadar dört dönem milletvekilliği yaptı. Sf. 189

    Ali Cenani Bey: Tehcir sırasında Halep Milletvekili olan Cenani Bey Antep’teki binlerce Ermeni’nin tehcirinden sorumlu idi. Malta dönüşünde milletvekilliği ve 1924 – 1926 arasında Ticaret Vekilliği yaptı. Sf. 190

    Sabit Sağıroğlu: Kırım sırasında Harput (Elâzığ) Valisi idi. Malta dönüşü TBMM’nin Erzincan Milletvekilliği ile ödüllendirildi.

    Ahmet Muammer Cankardeş: Kırım sırasında Sivas ve Konya Valisi olan Ahmet Muammer Bey, Ankara tarafından önce Sivas Mutasarrıflığına atandı, ardından Sivas Milletvekili oldu,

    Ali Münif Yeğenağa: İTC Merkez Komitesi üyesi olan Ali Münif Bey, 1913-1915’te Nafıa Nazırı, 1915-1916’da Lübnan Valisi idi. 1918’de Lübnan’da Ermenilere ve Marunîlere karşı katliamlardan dolayı Malta’ya götürüldü, Cumhuriyet Dönemi’nde Seyhan (Adana) Belediye Başkanı, daha sonra Mersin ve Seyhan Milletvekili oldu. Sf.190

    Ali Ihsan Sabis: Birinci Dünya Savaşı sırasında Kolordu ve Ordu Kumandanı olan Ali Sabis Paşa, Van, Musul ve Urmiye’de Hıristiyan katliamlarını bilfiil yönetmek ve Kut’ul Ammare kuşatması sonrası ele geçirilen İngiliz savaş esirlerini öldürtmek suçundan gönderildiği Malta dönüşü. Batı Cephesi 1. Ordu Kumandanlığına atandı. Sf. 190

    Süleyman Necmi Selman; Tehcir sırasında Samsun Mutasarrıfı olan Süleyman Necmi Bey Samsunda bazı Ermenilerin öldürülmelerinde birinci derecede sorumlu olduğu gerekçesiyle Malta’ya gönderilmişti, 1923’te Kastamonu Valisi oldu ardından Samsun Milletvekili olarak TBMM’de görev aldı.

    Zülfü Tigrel: Osmanlı döneminde Diyarbakır Mebusu olan ve Diyarbakır Ermenilerine yönelik toplu katliamlarda rol alan Zülfü Bey, yeni dönemin Diyarbakır Milletvekiliydi. Lozan’a giden heyete ise “Kürt temsilcisi’ olarak katıldı. Sf.191

    Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 188 ile 191 arası) kitabından birebir alınmıştır.