Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Dede Yakup Cemil Enver Paşa’nın hükümet darbesini anlatıyor;)

    “23 Ocak 1913 hükümet Dolmabahçe sarayında toplanacak.  Toplantıyı Sadrazam Kamil Paşa istemiş.  …  Kamil Paşa İstanbul’u kurtarmak için Edirne ve Çatalca’yı Bulgar’a verecek!  …  Gabriel Noradunkyan’ın hazırladığı Fransızca sulh metni elimize ulaşınca iyice kanaat getirdik; bunlar vatanı satıyordu!  Biz fedailer; Babıali’deki Meserret Kıraathanesi’nde ara sıra bir araya geldiğimizde ne yapacağımızı tartışır dururduk.  …  Talat Bey’i, yıllardan beri yanından ayırmadığı Doktor Nazım, Mithat Şükrü (Bleda), Kara Kemal gibi adamları destekliyordu.  Onlar hemen iktidara el koyma taraftarıydı.  …  Harbiye Nazırı Çerkez Nazım varken Babıâli baskını nasıl yapılacak şüphesi herkesi sarmıştı.  Paşa iri cüsseli, uzun boylu, heybetli, sert ve haris bir askerdi.  …  Enver Bey de (o zaman rütbesi erkânıharp binbaşıydı) katıldı ve onun zoruyla karar alındı:  Hükümet bir darbeyle yıkılacaktır!”   Sf. 129,130   

     Darbe tarihini kararlaştırdık: 23 Ocak 1913 Perşembe.”   Sf. 131 

    “Zabit arkadaşımız Hüsamettin (Ertürk), yanındaki birkaç yiğit arkadaşımızla birlikte baskının haber verilmesini engellemek için Polis Müdüriyeti, Merkez Kumandanlığı, Posta ve Telgraf İdaresi’ni işgal etmeye hazırdı.  Babıâli’nin telefon hatlarını da bu ekip kesecekti.  İşaret bekliyorlardı.  …  Merkez telgrafhanesinde Kara Kemal Bey vardı.  Duruma hâkim olduğu bilgisi geldi.  …  “İttihat ve Terakki Bildirisi” bile gizlice basılarak hazırlandı.  Bildiriyi Fethi (Okyar) Bey kaleme aldı.”   Sf. 132

    “…  Enver Bey kır atın üstünde, biz de yaya olarak yanında yürümeye başladık.  Ben solundaydım,  İzmirli Mümtaz sağında.  Hilmi ile Mustafa Necip bizi takip ediyorlar.  Yaya olarak ilerliyoruz.  Böylece Enver Bey’i de muhafazaya almış oluyoruz.  Silahçı Tahsin, Fedai Eyüp gibi birkaç arkadaş daha bize eklendi.” Sf. 133 

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 129 ile 133 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dr. Bahaeddin Şakir ve Cemal Azmi de 17 Nisan 1922’de Berlin’de Hayriye Hanım’ın gözleri önünde vurulmuştur.  Öldüren kişi Ermeni Arşavir Şıracıyan’dır.   Sf. 116

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2006); Dr. Bahaeddin Şakir, Talat Paşa’nın hısımı, Namık Kemal’in akrabası.

  • (Torun Yakup Cemil, anlatıyor;)

     …  Belki bir iki taşeron da kullanılmış olabilir.  Onlar da bu işin “okulundan” olmadığı için ellerine yüzlerine bulaştırmışlardı. 

    …  (Dipnot: Torun “Yakub Cemil” in adını vermediği ve her fırsatta beceriksizler diye kızdığı taşeronların hepsi ülkücüydü: Cengiz Cömert, Kenan Erçetin, Rafet Karanlık, Enver Tortaş, Abdullah Çatlı, Mehmet Şener, Ahmet Tevfik Esensoy, Oral Çelik, Rıfat Yıldırım, Üzeyir Bayraklı gibi.  Gazeteci Necdet Açan’ın yazdığına göre Avrupa’da bazı bombalama faaliyetlerine katılan bu ekibin başında MİT görevlisi Metin Günyol vardı.  Bu ekibe kişi başına ayda 3200 dolar veriliyordu.  Para daha sonra 4700 dolara çıkarılmıştı.)   Sf. 126 

    …  Beyrut’ta öğrenmiştik; MOSSAD’ı diğer ülkelerin istihbarat örgütlerinden ayıran en önemli özelliği “intikamcı” olmasıdır.  Yahudi geleneklerine göre kendi adamlarından biri öldüğünde onun mutlaka intikamı alınırdı.  Tevrat’ta Goel olarak tanımlanan bu anlayışı MOSSAD hâlâ uygular. Sf. 121  …  II. Abdülhamid’in annesi Tirimüjgan Sultan da (asıl adı Virjin) Ermeni’dir. Sf. 126

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 116 ile 126 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Dede Yakup Cemil İttihatçıların kanlı hükümet darbesini anlatıyor;)

    “İstanbul’da çoğu kimse, İtalyanların Trablusgarp’taki katliamlarını değil, Şişli Camii önünde otomobiliyle bir Arnavut’a çarpan İtalyan elçisinin şoförünü konuşuyordu.  Kader; İstanbul’daki ilk otomobil kazasını da bir İtalyan yapmıştı.  ...  İttihat ve Terakki, dört yıllık iktidarını 16 Temmuz 1912’de muhaliflere bırakmış, muhalefete geçmişti.  …muhalefet Arnavutluk’ta dağa çıkarak bizim hükümeti korkutup iktidarı ele geçirmişti. “(1)  Sf. 107  

    “…  İttihat ve Terakki Cemiyeti kendi içinde kaynıyordu. 20 Ağustos 1912 tarihindeki kongre büyük kavgalara sahne oldu.  Kongrede iki grup yarıştı.  Benim de dâhil olduğum grubun başını Sapancalı Hakkı çekiyordu.  Diğer grubun başında ise Talat Bey vardı.  …  Ve hepsi “Büyük Efendi” diye hitap ettikleri Talat Bey’e bağlıydılar.  …  O tarihlerde cemiyet ile fırka arasında anlaşmazlıklar vardı.  Daha doğrusu biz cemiyet mensupları fırkayı küçük görürdük.” 

    (Dipnot: O zaman Meclis dışında kalan ve bütün teşkilatıyla memlekette yayılmış olan İttihat ve Terakki’ye sadece “cemiyet”, bu cemiyetin Meclis grubuna da “fırka” deniyordu.) Sf. 108 

    “16 Ekim 1912 tarihi… Hükümet iç olaylar karşısında bıkkın, dış olaylar karşısında şaşkındı.  Hariciye nazırı ise Ermeni Gabriel Noradunkyan’dı.  “Balkanlar’dan imanım kadar eminim, savaş çıkmaz” sözü ona aittir.  Bu sözü ettiğinin ertesi günü balkan ülkeleri birleşip Osmanlı’ya saldırdı!  …  Bulgarlar İstanbul üzerine, Yunanlılar Selanik’e, Sırplar da Arnavutluk üzerine yürüyüşe geçtiler.” Sf. 109 

    Savaş neredeyse 15 gün sürmüştü.  Yüz kızartıcı bir durumdu.  …  Ya Selanik?  Bir tek tabanca patlamadan Yunanlara teslim edilmişti.  …  Sürgündeki II. Abdülhamid, Alman Loelei gemisiyle zor kaçabilmişti Selanik’ten.” Sf. 110

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 106 ile 110 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2022); Arnavutluk’ta dağa çıkma işini Rıza Nur, kendisinin örgütlediğini yazıyor. Başarılı olunca mebus oluyor. 1913’deki darbede Enver Paşa iktidarı ele geçirince de Rıza Nur yurtdışına kaçıyor.

  • (Dede Yakup Cemil Trablusgarp günlerini anlatıyor;)

    İtalyanlara karşı savaşmak için İstanbul’dan, kızgın çöllere giden gönüllüler arasında ben de vardım.  Kimler yoktu ki; Enver Bey, Mustafa Kemal, Fethi (Okyar) Bey, Rauf (Orbay) Bey, Sapancalı Hakkı, İzmitli Mümtaz, Ömer Naci, Abdülkadir, Cevad Abbas, Atıf, Süleyman Askerî, Doktor Refik (Saydam), Kuşçubaşızade Eşref, Afyonkarahisarlı Ali (Çetinkaya), Enver Beyin kardeşi Nuri Bey ve amcaları Halit Bey gibi İttihat ve Terakkinin birçok yiğit savaşçısı.  …  Biz beş arkadaş, Binbaşı Mustafa Kemal, Sapancalı Hakkı, Ömer Naci, Abdülkadir birlikte gittik.  Birbirimizi Makedonya’dan tanıyorduk.  Sf.101 

    …  Donanma Abdülaziz’in tahttan indirilişine (1876) katıldığı için, II. Abdülhamid tarafından neredeyse cezalandırılmıştı.  …  II. Abdülhamid, donanmayı yıllarca hareketsiz bırakıp Haliç’e hapsetmişti.  …  Rus-Japon Harbi’nde, Rusların uğradığı bozgun üzerine Potemkin zırhlısında askerlerin isyan çıkarması II. Abdülhamid’i daha da vesveseli yapmıştı. …  Harp gemilerimiz kaderlerine terk edilmişti.  Personeli bu savaş gemilerinde domates soğan yetiştirip karnını doyuruyordu!  Isınmak için gemilerden parçalar söküp yakanlar bile vardı.  Sf. 102 

    …  35 yıl önce Osmanlı, İngiltere ve Fransa’nın arkasından dünyanın en güçlü donanmasına sahipti.  Bir kişinin kuru vesvesesi yüzünden düştüğümüz duruma bakın!  …  En iyisi, hecin devesiydi.  Günde 100 km. yürüyebiliyordu. Sf. 103 

    …  başta Mustafa Kemal olmak üzere Fethi de (Okyar) dahil bazı arkadaşlar, İttihat ve Terakki’ye mensup subayların siyasetle ilgilenmelerine karşıydılar.  “Ya siyaset, ya ordu” ilkesini benimsiyorlardı.  …  Bir gün gidip Mustafa Kemal’i uyardım:  “Çok hırslısın.  Gözün hiçbir şey görmüyor.  Bu hırsın başına olmadık işler açabilir.  Bu arada Abdülkadir ve Enver’in amcası Halit’e dikkat et!” dedim.  …  Aslında Mustafa Kemal’i vurup ortadan kaldırma görevi ilk olarak, Hüsrev Sami (Kızıldoğan) ve bana verilmişti!  Biz kabul etmemiştik.  Enver ve Mustafa Kemal, onlar iki rakipti!.  Enver Bey, Fethi (Okyar) Bey’i de rakip görürdü! Sf. 104

    …  Dipnot: Cumhuriyet’in ilk Ankara valisi olan Abdülkadir, 13 Temmuz 1926 tarihinde, Atatürk’e düzenlenen İzmir Suikastına karıştığı iddiasıyla idam edildi.  O da cemiyetin fedailerindendi.  İstanbul’daki, başta gazeteci Hasan Fehmi cinayeti olmak üzere, bazı faili meçhul cinayetleri onun işlediği iddia edilirdi.  Sf. 105  … 

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 101 ile 105 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mehmet (Hiram Abas) Ali Ağabey’in MOSSAD’la filan ilişkileri iyiydi. … Adamlar bizim yaptığımız operasyonların kendilerinden habersiz gerçekleştirilmesine bayağı bozulmuşlardı.  Bildiğim kadarıyla bizim elçilik görevlilerinden birini bile çağırmışlardı.  Sf. 91 

    Türkiye’ye ASALA konusunda belirli yardımlarda bulunuyordu.  Ancak bilgisi dışında yapılan operasyonlara da tepki gösteriyordu.  Sf. 92

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 91, 92) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • İstanbul’daki büyük yangın, 23 Ağustos 1908 .. Sf. 66  …  31 Mart Ayaklanmasından bir gün sonra Adana’da Ermeniler isyan bayrağını açmışlardı.  17.000 Ermeni, 1.850 Türk hayatını kaybetmişti.  İttihat ve Terakki Cemiyeti de, beni “müfettişi umumi” olarak Adana’ya gönderdi. Mutlak salahiyetli Divanıharp de bizimle beraber Adana’ya geldi. Sf. 70 

    Olaylar sonunda kurulan Divanıharp kararını verdi: 48 idam!  Bunlardan 47’si Türk, biri Ermeni’ydi!  Suçu sabit görülen 740 Ermeni ve Başpiskopos Muşeg kaçmıştı.  Sf. 71

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 66 ile 71 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Dipnot: Teşkilatı Mahsusa: 5 Ağustos 1914 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını elde tutmak amacıyla, Enver Paşa tarafından kurulan yarı resmi bir örgüttü.  Dede Yakub Cemil bu örgütün en önemli isimlerinden biriydi.)

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Dede Yakup Cemil Anlatıyor;)

    7 Temmuz 1908, Manastır’daki postaneden çıkan Müşir Şemsi Paşa… 10 Temmuzda, Saray’a sürekli jurnaller gönderen Manastır Topçu Alayı Müftüsü Mustafa Şevket Efendi, 17 Temmuzda, Zatışahane’nin fermanını okurken, Manastır Mıntıka Kumandanlığı erkânıharbiyesinden Osman Hidayet Paşa ve Cemiyet’e düşman oldukları bilinen, Debre Mutasarrıfı Hüsnü bey, Polis Müfettişi Sami, Avukat Sabri Efendi, Kanun (İnzibat) Yüzbaşısı İbrahim, Süvari Yüzbaşı Ali tek tek öldürüldü. Bu arada, öldürülen Şemsi Paşa’nın yerine bölgeye gönderilen Müşir Osman Paşa, Manastır’da Resneli Niyazi Bey’in kuvvetleri tarafından dağa kaldırılıp esir alındı. Kazanmıştık. 23 Temmuz 1908 günü Manastır’da 21 pare top atışı yapılarak İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından Meşrutiyet ilan olunmuştu.

    (Bu cümleye sayfanın dipnotu: Amerikalıların 4 Temmuz’u; Fransızların 14 Temmuzu olduğu gibi bizim de 23 Temmuz’umuz vardı.  8 Temmuz 1909’da kabul edilen yasayla, 23 Temmuz “Hürriyet Bayramı” olarak kutlanırdı.  13 Mayıs 1935’te bu bayram kaldırıldı!  27 Mayıs 1960 Askeri İhtilali de “Hürriyet Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı.  Bu bayram da 12 Eylül Askeri Darbesi’nden sonra kaldırıldı!)  Sf. 32, 33 

    …  Meserret Kıraathanesi biz fedailerin mekânı oldu. Milletin çoğunluğu ne olup bittiğinin farkında değildi.  Bazı vatandalar Makedonya’dan gelecek “Hürriyet’i karşılamak için rıhtıma gitmişlerdi!”  Hürriyet’in kadın mı erkek mi olduğu bile tartışılmıştı.  Sf. 35  

    İkinci Meşrutiyet’in ilk Mebusan Meclisi 17 Aralık 1908 perşembe günü II. Abdülhamid’in Nutku İftitahîsi’ni (açış konuşmasını) ayakta saygıyla dinledi.  Sf. 36 

    Karakin Pastırmacıyan .. “Armen Garo” (Ermeni Kahramanı) diyorlardı.  Sf. 38

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 32 ile 38 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Dede Yakup Cemil Anlatıyor;)

    “Mustafa Necib, 29 Mayıs 1908 akşamı İsmail Canbulat ve Enver Bey’in yardımıyla, Nazım Bey’i vurdu ama öldüremedi.  Yaralanan Nazım Bey İstanbul’a götürülürken, Enver Bey Tikveş’e kaçıp saklandı.  Zira olay sırasında Nazım Bey kayınçosunu görmüştü!” Sf. 29 

    “25-30 Haziran 1908 tarihleri arasında, beş gün, Manastır’da, geceli gündüzlü gizli toplantılar yapıldı.  Başlatılacak harekâtın planı inceden inceye gözden geçirildi.  Önce Makedonya’daki tüm posta merkezleri kontrol altına alınarak işe başlandı.  Sonra 3 Temmuz cuma sabahı şafakla birlikte, Kolağası Resneli Niyazi Bey, “Resne Milli Taburu” adını alacak 200 kişiyle dağa çıktı.  Millet malı tabur silahlarını da almışlardı.  Hürriyeti sadece biz değil, daha birkaç ay önce çete savaşı yaptığımız Bulgar, Yunan, Sırp komitacıları da istiyordu.  Sırp, Bulgar, Yunan, Karabağ komitacılarıyla bizimkiler adeta barış yapılmış gibiydi.  Komitacılar silah bırakmışlardı!  Resneli Niyazi ile dağa çıkanlar arsında kimler yoktu ki. Ünlü Sırp komitacı Circis, Arnavut Beyi İsa Bolatin (üç yıl sonra Arnavutluk ayaklanmasında, Sırp Circis, İsa Bolatin’i öldürecektir), Yunanlı kaptan Kleftus Kontaris ile Bulgar komitacı Sandanski.  Bir de Resneli Niyazi Bey’in uğur getirdiğine inandığı geyiği.  Resneli Niyazi’yi birkaç gün arayla, 200 kişilik “Manastır Milli Taburu”yla Binbaşı Enver Bey ve “Ohri Milli Taburu” alacak 300 kişiyle Binbaşı Eyüp Sabri Bey takip etti.  Enver Bey’in yanındaydım.”  Sf. 30 

    “Özellikle Müslüman Arnavutların hemen hepsi Bektaşi’ydi.  Bizi gönülden, yürekten destekliyorlardı.  Talat Bey gibi İttihat ve Terakki’nin önde gelen bazı isimlerinin Bektaşi olmalarının da bunda rolü vardı. …  Bizi dağdan indirmek için, Müşir (Mareşal) Şemsi Paşa’nın emrindeki 80 taburla Makedonya yolunda olduğunu öğrenince dehşete kapıldık.  Biliyoruz ki oluk gibi kan dökülecekti ve akan kan kardeş kanı olacaktı!”

    (Dipnot:  1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı (93 Harbi) aleyhimize sonuçlanınca Fransız askeri sisteminin yetersiz olduğu belirtilerek, Alman (Prusya) ekolüne geçilmiştir.  Alman ekolüyle yetişen subayların ilk yaptıkları Prusyalı subaylar gibi bıyıklarının uçlarını yukarıya doğru burmaktı.)

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 26, 27) kitabından birebir alınmıştır.

  •  …  Erkânıharp Kâzım (Karabekir) Resneli Niyazi de bu merkeze bağlıydı.  1906’dan sonra oldukça ünlü isimler de Selanik’te teşkilata kaydoldu.  Erkânıharp Kolağası (Önyüzbaşı) Mustafa Kemal (Atatürk), Erkânıharp Kolağası Ali Fuat (Cebesoy) gibi. Selanik ittihat ve Terakki’nin fikir gücünü, manastır ise vurucu gücünü oluşturuyordu.  Selanik teşkilatının reisliğini Talat Bey, Manastır’ın liderliğini ise Enver Bey yapıyordu.  Her ikisi de Selanik’te Musevi iken Müslüman olmuş davavekili Emmanuel Karasu Efendi’nin yazıhanesinde buluşuyorlardı.  Biz o tarihte, gerek Talat Bey’in, gerekse Emmanuel Karasu Efendi’nin masonluğun üstatlarından olduklarını bilmiyorduk. 

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 26, 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sapancalı Hakkı’yla Selanik’e gitmiştik.  Tahlif (yemin) merasimi için geceyi beklemek gerekiyordu.  Bekledik.  Hava karardı.  Namzet (aday) gözleri bağlı olarak arka sokaklardan yemin töreninin yapılacağı eve faytonla götürülürmüş; bana da aynen öyle yaptılar, gözlerimi bağladılar.  Burada koluma arkadaşım Sapancalı Hakkı girdi.  O bana kefil olmuştu.  Sf.26

    … yemin merasimine geçildi.  “Yakup Cemil, sağ elini Kuranı Azimüşşan’a sol elini tabancanın üzerine koy.”  …  Cemiyet’in silahşor üyelerden meydana gelen fedai şubeleri vardı.  Ben bunların arasındaydım.  Cemiyete ilk giren kişi Enver Bey olmuştu. 

    (Sayfanın Dipnotu: Kimi tarihçilere göre, İttihat ve Terakki’nin yemin merasiminin şekli ve metni 1789 Fransız İhtilali’nde Jakobenlerin yaptığının bir benzeriydi.  Kimi tarihçiler de bu yemin merasiminin masonlardan kopya edildiğini iddia ederler.  Kimi tarihçilere göre ise, İttihat ve Terakki bu yemin merasimini, Bulgarların Makedonya’daki ünlü İç Örgüt (İMRO) kuruluşundan esinlenmiştir.)

    Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 26, 27) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 1876-Bulgar isyanı; amcası Abdülaziz’in tahttan indirilmesi ve öldürülmesi; ağabeyi V. Murad’ın padişahlığı; 3 ay sonra V. Murad’ın tahttan indirilmesi ve Abdülhamid’in tahta çıkışı; Meşrutiyetin ilanı; İstanbul’da tersane Konferansı’nın toplanması.

    1877 Mithat Paşa’nın sürgüne gönderilmesi; Meclis-i Mebusan’ın açılması; 93 Harbi’nin başlaması; Plevne savunması. 

    1878 Ruslar karşısında uğranan bozgun. 

    1879 Adalet reformu. 

    1881 Muharrem Kararnamesiyle Osmanlı hazinesinin borçlarını ödeyemeyeceğini ilanı ve Duyun-u Umumiye idaresinin kurulması. 

    1882 Alman askeri heyetinin Osmanlı ordusunu reorganizasyonu; İngilizlerin Mısır’ı işgali. 

    1883 Sanayi-i Nefise Mektebi’nin (Güzel Sanatlar Akademisi) açılması. 

    1888 Orient Express’in İstanbul’a ulaşması; Ziraat Bankası’nın kurulması. 

    1889 Tıbbiye’de Jön Türk oluşumunun başlaması. 

    1891 Doğu Anadolu’da Hamidiye Alaylarının kurulması. 

    1892 İstanbul’da Aşiret Mektebi’nin kurulması. 

    1894 İstanbul ve çevresinde deprem.

    1895 Ahmet Rıza’nın Paris’te İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni kurup gazete çıkarmaya başlaması. 

    1897 Yunan Harbi ve zafer. 

    1899 Bağdat Demiryolu imtiyazının Almanlara verilmesi. 

    1900 Darülfünün’un (üniversitenin) açılması; Hicaz Demiryolunun inşaatına başlanması; Abdülhamid’in müdahalesiyle Azerbaycan okullarından Türkçe yasağının kaldırılması.

    1902 Paris’te Jön Türk Kongresi toplandı; ilk Makedonya ihtilali; Sultan’ın Makedonya için reform önermesi. 

    1903 Selanik’te Ermeni terörü; büyük Makedonya ayaklanmasının başlaması; Makedonya’da reform. 

    1905 Makedonya ve Yemen’de karışıklıklar; Yıldız’da bombalı suikast girişimi. 

    1908 Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilanı; Avusturya’nın Bosna-Hersek’i ilhak ettiğini açıklaması; Girit’in Yunanistan’a bağlanması. 

    1909 31 Mart sözde ayaklanması; Hareket Ordusu’nun İstanbul’a yürümesi, Abdülhamid’in tahttan indirilip Selanik’e sürgüne gönderilmesi.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 333 ile 335 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bediüzzaman’ın Mayıs veya Haziran 1908 tarihinde Saray’a sunduğu eğitimin ıslahıyla ilgili arzuhalin (dilekçenin) başını derde soktuğu yazılıdır kitaplarımızda.  …  bir Ermeni doktor tarafından muayene edildiğini ve Üsküdar’daki Toptaşı Akıl Hastanesi’ne kapatıldığını biliyoruz.  Saray doktorunun verdiği rapor doğrultusunda akıl sağlığının yerinde olduğunun anlaşılması üzerine de hapishaneye konduğunu.  …  Zaptiye Nazır’ının (Emniyet Genel Müdürünün) gözaltında tutulan Said Nursi’yi ziyaret etmesi, … kendisi de açılacak üniversiteye rektör olarak tayin edilecektir. 

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 304, 305) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sultan, .. Meclisi feshetti.  Ancak II. Abdülhamid anayasayı lağvetmedi; sadece milletvekili seçimlerine yönelik yeni bir karar bir daha asla alınmadı ve Osmanlı Meclisi bu tarihten sonra 30 yıl boyunca bir daha toplanmadı.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 299) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Dipnot;) Thierry Zarcone adında Fransız tarihçi 1908-1918 dönemini “Mason Devlet” olarak nitelendirmektedir.  Mason milletvekilli heyetleri Fransa, Macaristan ve İtalya’yı dolaşarak, Osmanlı İmparatorluğuna artık demokrasinin geldiğini ilan ediyor, lehte kamuoyu oluşturuyorlardı.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 315) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstanbul’u terk edip yurt dışına kaçmadan bir gün önce Enver Paşa şöyle demiştir Mersinli Cemal Paşa’ya: “Paşam, bütün ef’alimin (eylemlerimin) hesabını vermeye hazırım.  Biz Turan yapmak istedik, viran olduk.  Bizim asıl mes’uliyetimiz (sorumluluğumuz), Sultan Hamid’i anlamamak ve Siyonizm’e alet olmaklığımızdır. Acı hakikat bu!”

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 285) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dünyanın son hükümdarı, son evrensel imparator II. Abdülhamid Han’dır.” İlber Ortaylı.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 285) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk denizaltıya Kaplumbağa (Turtle) adının verilmesi…  1801 yılında Nautilus adlı denizaltı gemisi, bir ara Napolyon’un da dikkatini çekmişse de, … 1885’de ilk denizaltı gemisi…  Sf. 263 

    İlk denizaltı gemisinin Yunanlılarca alındığı Sf. 265 

    1885, İngiliz ve Rus İmparatorlukları arasındaki gerilimin tırmandığı yıldır.  …  Mavzer tüfekleri askerin omuzundaki yerini almıştır.  Alman askeri uzmanları da 1884’den beri Osmanlı Ordusunun hizmetindedir.  Sf. 266

    İlk Türk denizaltısı Taşkızak Tersanesinde tamamlandığında tarihler 6 Eylül 1886’yı göstermektedir. Sf.267

    Hazine-i Hassâ’dan, yani padişahların şahsi varidat ve masraflarına ait işlerle alakalı hazineden ödenmiş olması..  Sf. 270

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 263 ile 270 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk otomobilin onun izniyle geldiğini.. İlk benzinle çalışan otomobil 1895 yılında, sonradan Basra mebusu olacak Züheyirzade Ahmed Bey tarafından getirtilmiştir.  İtalya’dan.  İlk modern eczanemiz ise yine Abdülhamid döneminde 1880 yılında Halil Hamdi Bey tarafından Zeyrek yokuşunun başında açılmıştır.  

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 259) kitabından birebir alınmıştır.