Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Buharlı gemilerin icadı ve II: Mahmud döneminde “buğ gemisi” namıyla denizlerimizde seyr ü sefere başlaması…

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

  • Abdülaziz döneminde Osmanlı Donanması, görünüşte Avrupa’nın 3. büyük deniz gücü haline gelmişti gelmesine; ama bir kısmı elden düşme ya da ‘ikinci el’ alınan devasa gemiler …  denizaltı gemisi ilk icat edildiğinde onu ilk edinen ülkelerden birisi de biz olmuştuk.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 253) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çinliler birbirlerine beddua edecekleri zaman “Tuhaf bir çağda yaşayasın” derlermiş.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yurdun çeşitli noktalarında yaptırılan postane binalarının önemli bir kısmı da Abdülhamid dönemi eseridir.  …  Telefon ise Avrupa’da kullanılmaya başlandığı tarihten (1876) sadece 5 yıl sonra, yani 1881’de İstanbul’a gelmiş ve sınırlı da olsa istifadeye sunulmuştur.  Sadrazam Küçük Said Paşa hatıratında, 1879’dan sonra halkın katılımı sonucu 5 bin kilometre yol yapıldığını yazmaktadır.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 229, 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu gün Deniz Harp Okulu’nun temeli olan Deniz Mühendislik Okulu, GATA’nın atası olan Askeri Tıp Okulu, Harp Okulları’nın temeli olan Mekteb-i Harbiyeler, Askeri Baytar Okulu, Kurmay Okulu, sonradan adı Siyasal Bilgiler Fakültesi olan Mekteb-i Mülkiye, bugünkü İstanbul Üniversitesi Tıp fakültelerinin çekirdeği olan Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye, Mekteb-i Hukuk (1880), Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi (1887)öğretmen okulları (Darülmuallimler), Yüksek Mühendis Mektebi olan Hendese-i Mülkiye Mektebi,  Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Fakültesi) (1882), …  Hamidiye Ticaret Mektebi (1884), Aşiret Mektebi (1892), İpekböcekçiliği Enstitüsü’nün temeli olan Harir Darüttalimi (ipek böceği işçiliği okulu) ve Harir Darüttahsili (ipekböceği okulu) mektepleri (1886-1889), Bağcılık ve Aşıcılık Okulu, Orman ve Madencilik Okulu, Polis Okulu ve Uygulama Okulu gibi son derece zengin bir okul zinciri kurulmuş, … 1898 yılında Ankara’da numune Çiftliği’nin içinde açılan bir Çoban Mektebi’ni … çobanların dahi okullu olmasının arzulandığı bir dönemdir Sultan II. Abdülhamid’in iktidar yılları. 

    (Dipnot): Abdülhamid döneminde açılmış 15 kız rüştiyesi bulunmaktadır.  Erkek ve kız çocuklarının karma okuduğu okulların sayısı da 15’dir ve yine tamamı Abdülhamid döneminde açılmıştır.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 239 ile 244 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1876 Anayasası zorunlu ilkokul eğitimini getirmişti.  İlgili madde şöyle diyordu: “Osmanlı efradının (fertlerinin) kâffesince (tamamınca) tahsil-i maarifin (öğretimin) birinci mertebesi mecburi olacak ve bunu derecâtı ve teferruâtı (dereceleri ve ayrıntıları) nizâm-ı mahsusu (özel yönetmelik) ile tayin kılınacaktır.” Sf.239 

    1876 yılında İstanbul’da sadece 6 tane ilkokul varken, 1886’ya kadar 44 yeni ilkokul kurulmuş görünüyor istatistiklerde (böylece toplam rakam 50’yi buluyordu).  1892-1893 istatistiklerinde ise 3.057 yeni usulde kurulmuş okul bulunuyordu; oysa 1877’de bu rakam taş çatlasa 200’ü geçmiyordu. 1905-1906 öğrenim yılında ise bu rakam 3 kat yükselerek 9.347’ye çıktığını görüyoruz.  Bu durumda Abdülhamid devrinde yılda ortalama 400 yeni okul açılmıştır ki, bu, gerçekten o zamana göre bir rekordur. 

    …  Yoğun çalışmalar sonucunda Sultan Abdülhamid’in ilk iktidar yılı olan 1876’da 250 küsur olan rüştiye sayısı, 3 kattan fazla artarak tahtan indirildiği tarihte 900 adede yükselmişti ve bunların çoğu artık özel olarak inşa edilmiş kendi binalarında eğitim vermekteydi.  Sf. 240

     …  Rüştiyeler,…  İlkokul son sınıflar ile ortaokul seviyesinde okullardı.  Bir nevi lise eğitimi vermek için bu defa idadiler açıldı. …  Sultan Hamid iktidarının sonunda (1909) idadilerin sayısı 109’a, idadilerde okuyan öğrenci sayısı 20 bine çıkmıştı.  1868’de faaliyete geçmiş bulunan Galatasaray Sultanisi, tepeden tırnağa yenilenmek suretiyle Galatasaray Mekteb-i Şahanesi adıyla törenler düzenlenerek öğretime açıldı.  Sf. 241

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 239 ile 241 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hatta ilk kız okulları da Abdülhamid Han zamanında açılmıştı. …  Samsun’da ilk kız okulu, 1898 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın girişimiyle açıldı.  (Abdülhamid)… cami yaptırdığı her köşeye bir mekteb-i iptidai, yani ilkokul yaptırmıştır.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 232 ile 234 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Dipnot;)  Mimar Fernidan Arnoden köprü için iki ayrı yer tespit etmiştir.  Birincisi Sarayburnu – Üsküdar arasındadır ki halen yapımı devam eden Tüp Geçit‘in güzergâhıdır.  İkincisi ise Rumelihisarı – Kandilli arasındadır ki, yaklaşık olarak 1986’da hizmete açılan Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün bulunduğu yerdedir.  Ancak ikinci projede demiryolunun geçmesi ve Bakırköy, Bostancı istasyonları arasında bir gidiş geliş tasarlanmıştı.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

        

  • … söz Roosevelt’e aittir ve “Yumuşak konuş ama elinden sopayı bırakma” şeklindedir. 

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1869 yılı sonlarında Osmanlı kışlalarına 239 bin adet (ABD) Enfield marka tüfeğin girdiğini görüyoruz.  5 yıl sonra ise tüfeğin markası, sonradan ünlenip türkülerimize kadar girecek olan Martini’ye dönüşecek, adedi de tam 500 bine varacaktır. 

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 201) kitabından birebir alınmıştır.

  • Harput’a (Eski Elazığ) bir ABD Konsolosu atanır.  …  bu kişinin Osmanlı vatandaşı bir ermeni olduğu ve sonrada ABD vatandaşlığına geçtiği anlaşılır.  …  göreve başlamasına engel olunması irade olunur.  Tarih: 3 Aralık 1900’dır. 

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 197) kitabından birebir alınmıştır.

  • ABD’nin Osmanlı dönemindeki son büyükelçilerinden (1913-1916) Hanry Morgenthau’nun, Ermeni soykırımı konusunda birinci derecede etkili olmuş … Alman Yahudi’si soyundan gelen Morgenthau’nun … 

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 194) kitabından birebir alınmıştır.

  • Polonyalı Newlinski’nin Abdülhamid’e sunduğu 23 Mart 1897 tarihli dilekçesinde, “Zat-ı Şahane Yahudilerin istidasını terviç buyurdukları halde hem cihanın en büyük sermayedarının (Baron de Rothschild’i kastediyor olmalı) muavenet-i nakdiyesini (nakit yardımını), hem de Avrupa’nın Musevi elinde bulunan en büyük gazetelerinin muavenet-i maneviyesini (manevi yardımını) elde etmiş olacaklardır.  

    Abdülhamid: “Osmanlı borçlarının konsolide edilmesi karşılığında Filistin haricinde bir Osmanlı toprağına yerleştirilebilirlerdi Museviler.  Kapımız onlara açık diyordu.”  .. Teklifi derhal reddederler.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 167 ile 169 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Herzl, Newlinski aracılığıyla nakit 5 milyon altınlık teklifini yapar (bu paranın büyük kısmını Baron Edmond Rothschild karşılamaya söz vermiştir).  Abdülhamid’in tepkisi:     “Eğer Bay Herzl benim arkadaşım olduğun gibi arkadaşınsa ona söyle; Bu meselede ikinci bir adım daha atmasın.  Ben bir karış dahi olsa toprak satmam.  Zira bu vatan bana değil milletime emanettir.  O, bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz.  Türk imparatorluğu bana ait değildir.  Benim imparatorluğum parçalandığı zaman onlar Filistin’i karşılıksız bile ele geçirebilirler.  Fakat yalnız bizim cesetlerimiz taksim edilebilir.  Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade etmem.”  “Ne yapmak istiyorsanız yardımcı olalım.  Yeter ki, bize Filistin’den bir miktar toprak tahsisi edin.  Avrupa’daki baskılardan uzak, kendi başımıza hür bir şekilde yaşayabileceğimiz, dış işlerinde bize bağlı bir toprak…” 

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 165, 166) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007); Bu bilgi doğru olmayabilir; Abdülhamit döneminde Filistin’e çok büyük miktarda Yahudi yerleşmiş ve İsrail Devleti’nin temeli o zaman atılmış.

  • 1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde, Dünya Siyonist Kongresi, bir yıl önce Der Jugenstaad (“Yahudilerin Devleti”) adlı bir kitap telif etmiş olan Theodor Herzl başkanlığında toplanır.  …  Ünlü banker ailesi Rothschildlerin de aralarında bulunduğu Yahudi zenginler bir araya gelerek bir ülkeden toprak satın almak ve Yahudileri yerleştirmek için harekete geçerler.  …  Theodore Herzl, belki de Yasef Nassi’den ilham alarak Kıbrıs adasında Yahudilere yurt yapmayı düşünür.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 163, 164) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Yahudiliğin tarımcılıktan tüccarlığa terfi etmeleri, İslamiyet’in getirdiği sosyo-ekonomik devrim sayesinde gerçekleşmiştir. 

    …  Dreyfus Davası, Fransız toplumunu derinden sarsan anti-semitik olaylardan sadece biridir. 

    …  Anti-semitizm cereyanıyla birlikte Avrupa’da Yahudi düşmanlığının da katmerlendiği görülür.  Mahallelerine tecavüz edilir, Rusya ve Ukrayna’da olduğu gibi köyleri yakılır (pogrom), kendileri ve çocukları kim vurduya gider.  …  Böylece Avrupa Yahudileri, yani Eşkenazlar içerisinde bir bilinçlenme, güçlerini birleştirmeye modern bir kimlik oluşturma çabası filizlenir.  

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 162, 163) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dipnot: Bugün dahi tamamı ibadete açık olmamakla birlikte, Hasköy semtindeki sinagogların sayısı 10’u bulmaktadır. Bkz. Süleyman Faruk Göncüoğlu, Tarihte Hasköy, İstanbul 2005, Sinpaş Kültür Yayınları, Sf. 103, 119

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 161) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şerif Hüseyin, ömrünün son yıllarını vaktiyle İngiliz altınlarından yapmış olduğu hatırı sayılır serveti sayesinde refah içinde geçirdiği Kıbrıs’ta eski KKTC Devlet Başkanı Rauf Denktaş’ın babası Raif Denktaş’la dost olmuşlar.  O vakitler küçük bir çocuk olan Rauf Denktaş, babasıyla zaman zaman Şerif Hüseyin’in evine ziyarete gidermiş.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 156) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007); Rauf Denktaş Özel Harp Dairesi’nin önemli bir adamı, babasının ismini oğluna vermiş, bu, Sabetayist veya Yahudilerde olan bir usul.

  • 1865, ilk anayasamızı yazacak olan “Yeni Osmanlılar”  cemiyetinin kurulduğu tarihtir.  Kendisi de bu cemiyetin üyelerinden birisi olan Ebuzziya Tevfik, cemiyetin kuruluşunda ilginç bir noktaya dikkatimizi çeker.  …  Toplantılarda yanlarına aldıkları birkaç kitap vardır.  Bunlardan birisi, Karbonari İnkılap Cemiyeti hakkındadır..  Sf. 143 

    …  Karbonari “kömürcüler” demektir.  19. yüzyıl İtalya’sında kurulan gizli devrimci örgütlere bu adın verilmesi, kömürcüler gibi ormanlarda saklanarak toplantılar yapmalarından kinayedir. … 1848’de patlak veren çeşitli ayaklanma ve devrimleri örgütlemiş ve kısa bir süreliğine de olsa, bir Roma Cumhuriyeti kurmaya muvaffak olmuşlardır.  …  kurucuları, başta Guisssepe Mazzini olmak üzere sürgüne gönderilmiş ve çalışmalarını dışardan sürdürmüşlerdir.  Mazzini hem ileri derecede bir mason, hem de Karbonari’yi Masonluk tarzında örgütlemeye girişmiş bir lider.  İngiltere, Amerika ve Rusya dâhil pek çok ülkede ajanları olan Mazzini’yi kâh Amerikan İç Savaşında görüyoruz, kâh Rus Çarı II. Alexander’a suikast düzenlerken.  …  Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasının ilan edildiği 1876’da Karbonari’nin desteğiyle Türkiye’de Abdülaziz’i tahttan indiriliyor, öldürülüyor, daha önce Mason yapılan V. Murad tahta çıkartılıyor ama üç ay sonra onun da cinneti iyileşmeyince yeni bir darbe ile Şehzade Abdülhamid, Meşrutiyet’i ilan etmesi ve seçimleri yapması şartıyla tahta çıkartılıyor. Sf. 144 

    … Abdülhamid Han Osmanlı ekonomisinin ve kültürünün ana damarlarına hâkim olacak bir İngiliz-Yahudi palazlanmasına iktidarı süresince izin vermez.  Nitekim bu yüzden de adı, “Kızıl Sultan”a çıkar.  Bunun intikamı, 30 yıllık bir aradan sonra 1908’de alınacaktır.  Hürriyet vaadiyle iktidara gelen İttihatçıların giderek Türkçülüğe yönelmelerini, araştırmacı Joseph Brewda, arkalarındaki İngiliz oyununa bağlıyor.  Yani Türkçülük, Turancılığa dönerken Rusya’yla Osmanlı’yı karşı karşıya getiriyordu.  Öte yandan İngiliz gizli servisi, casus Lawrence eliyle Arapçılığı, casus Seton-Watson eliyle Sırpçılığı, Lady Dunham eliyle Arnavutçuluğu ….  körüklüyor ve Osmanlı Devleti’nin çöküşünü hazırlıyordu.  Sf. 145 

    …  Bütün bu gürültü patırtı içinde işini yürütenler yok değildi.  Mesela B’nai B’rith’in  Selanik’teki üyelerinden Musevi lider Emmanuel Karaso, Jön Türk hareketini ustaca manevralarla Masonluğa bağlayan halka olacaktır.  Sultan Abdülhamid’i tahttan indirmeye giden ekip, Ermeni Aram Efendi, Arnavut Esad Toptani, Laz Arif Hikmet ve Karaso’dan oluşuyordu ve Son Sultan da asıl bunu hazmedemiyordu.  Sf. 146

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 144 ile 146 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Abdülhamid, kakma ve süsüleme işlerindeki maharetinin yanı sıra usta bir marangozdu da.  Kemal Tahir’in babası da marangozhanenin müdürlerindendi.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.