Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Ülkede, kamu hizmetlerinde ve resmi dairelerde, resmi dil olmasına rağmen Hazar dilini iyi bilmeyenlere daha çok değer verilir. Aynı biçimde, bu dile çok iyi hâkim olanlar bile, iyi konuşmamaya ve yabancı bir aksanla konuşmaya özen gösterirler ve bundan açık bir yarar sağlarlar. Sözgelimi Hazarca’dan İbraniceye, ya da Yunancadan Hazarca’ya çeviri yapan çevirmenler arasında, Hazar dilinde bilerek ya da bilmeyerek hata, yapanlar en değerli çevirmenlerdir. Sf. 232

    Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği için dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 232) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hazar dili müzikaldir, bu dilde işittiğim bütün dizeler kulağa hoş gelir, ama aklımda tutamamışımdır bunları, bu dizelerin bir Hazar prensesi tarafından yazılmış olduğu söylenir.

    Bu dilin yedi cinsi vardır. Erkek, dişi ve nötrden başka, hadımlar için, cinsel organı olmayan kadınlar (cinsel organları bir Arap şeytanı tarafından çalınmış kadınlar) için, cinsel organlarını değiştirenler (kadın olan erkekler ya da tersi) için ve ayrıca cüzzamlılar için (çünkü bunlar, hastalık dışında bu yeni konuşma biçimine alışmak zorundadırlar; bu konuşma biçimiyle ağızlarını açar açmaz, kendilerini dinleyenlere nasıl bir rahatsızlıkları olduğunu açıklarlar) bir cins vardır.

    Erkeklerinkiyle kadınların aksanları nasıl birbirlerinden farklıysa, kız çocukların da erkek çocuklardan farklı bir aksanları vardır. Çünkü erkek çocuklar, yaşadıkları yerde Bizanslıların olması, bulundukları yerde Yahudilerle Hazarların karışık yaşamaları, ya da oturdukları yerde Sarazenlerin ve İranlıların bulunmasına göre Arapça, İbranice ya da Yunanca öğrenirler. Böylece erkek çocuklar Hazarca konuşurlarken Yahudi “kameş’leri, holemleri ve “surek’leri duyulur, majüskül, orta boy ve miniskül! “u” lar, orta “a” lar işitilir. Buna karşılık kız çocuklar ne İbranice, ne Yunanca, ne de Arapça öğrenirler ve aksanları da farklı ve daha saftır Bilinir ki, bir halk kaybolduğunda, önce kaybolan en soylu sınıflar ve edebiyattır. Yalnızca halkın ezbere bildiği din kitapları kalır. Hazarlar için de aynı şey söz konusudur. Sf. 231

    Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği için dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • 970’te, Ruslar başkenti işgal edip Hazar ülkesini yakıp yıktıklarında ilişkileri koptu. Sonra Hazarların bir bölümü Doğu Avrupa Yahudileriyle birleşti. Öbür gruplar da Araplar, Türkler ve Bizanslılarla birleştiler, öyle ki yakın zamanlarda Hazarlardan, dillerini ve inançlarını unutmuş olan küçük bir topluluğun nereden gelmiş olduklarını saptayabilmek mümkün oldu; bunlar bütünüyle ortadan kaybolmadan önce ikinci Dünya Savaşına (1939) kadar Doğu ve Orta Avrupa’da bağımsız topluluklar halinde yaşamışlardır. Adlarının Yahudi biçimi Kuzari’dir (çoğulu Kuzarim). Genel olarak Hazarların yalnızca soylu sınıfının Yahudiliği kabul ettiği iddia edilmektedir; Sf. 228

    Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği için dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 228) kitabından birebir alınmıştır.


  • Hazar Devletinin önemli şahsiyetleri, İslam etkisinin, Arap Halifeliğinin iki hanedanı Emevîler ve Abbasiler arasındaki çatışma nedeniyle zayıfladığı dönemde Yahudi dinini kabul etmişlerdir. Sf. 226, 227

    Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği içi dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 226, 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çünkü lavta Lamko adlı bir Yahudi tarafından icat edildi. Sf. 166

    Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği içi dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hazarların siyaseti ve yönetme sanatı konusuna gelince, Hazar Kağanı adı verilen bir hükümdarları vardır. Hazar kralına (beg ya da bey) göre yüksek bir makamdır onunkisi, ama onu atayan kraldır (kağan unvanı verir ona). Bu iş için seçilmiş insanın üstüne atlarlar ve boğulma noktasına getirinceye kadar ipek bir eşarpla boynunu sıkarlar ve sonra da sorarlar ‘Ne kadar bir süre yönetmek istiyorsun?’ Ve yanıt verir ‘Şu kadar, şu kadar yıl.’ Bu süreden önce ölürse, her şey yolunda gitmiş demektir. Aksi takdirde, süre biter bitmez öldürürler onu. Kağanın gücü, ileri gelenler üzerindeki otoriteyle sınırlıdır. Emretmek ve yasaklamak hakkı yoktur, ama saygı görür ve insanlar önünde diz çökerler. Kağan, gücü de parası da olmayan ileri gelenlerin arasından seçilir. Seçme anı gelince, kimse servetiyle ilgilenmez onun. Güvenilir bir tanık sokakta ekmek satan bir genç adam gördüğünü söylüyor. Ve kağan öldüğünde, yerini bu genç adamdan daha fazla hak etmiş bir başkasının olmadığı söyleniyor. Ama bu genç adam Müslümandır ve yalnızca bir Yahudi kağan olabilmektedir.” Sf. 159

    Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği içi dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • Harun Reşid (786-809) döneminde, yani birçok Yahudi’nin, Bizans’tan ve Halifelikten, hiçbir güçlükle karşılaşmadan kabul edildikleri Hazar ülkesine doğru sürüldükleri dönemde, döndüklerini kabul eden, Yeşil Otlaklar’ın yazarı Büyük Mesudi’nin yazıları vardır. Sf. 155,156

    Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği için dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 155, 156) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yükselmenin anlatılmaz eziyetlerini, sükûtun öldürücü dehşetini kim anlayacak? ..  İnsan için kendisini Allah’la ölçen bir benlik duygusunu yaratmak, uluhiyetle çarpışan, uluhiyeti mas’ eden bir varlığı temsil etmek ne anlatılmaz, ne insanüstü, ne ilâhi bir haz ve saadettir.” Sf. 234

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 234) kitabından notlar alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (2007); Cevat Rifat Atilhan, muhteris ve karanlık bir kişilik. Uluslararası Anti Siyonistler Cemiyetinin Başkanı. Arif Bey’i savaş sırasında öldürmüş, emeklilikten sonra 1926’da çok zengin olmuş, Ermeniler Cevat Bey’i beş parasız olarak büyük bir firmaya ortak etmişler. Sf. 200

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 200) kitabından notlar alınmıştır.

  • Türk Teali Cemiyeti (masonlar) 10.10.1935 günü faaliyetlerini tatil ettiler. Sf. 165

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 165) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal, Üstad-ı Âzam M. Kemal Öke’den soruyor;

    -Kemal Bey, Masonluğun umdeleri (ilkeleri) nelerdir?

    M. Kemal Öke, beylik laflarla anlatınca, Kemal Paşa’nın arkadaşları soru yönelttiler;

    -Mademki masonluk milliyetçi, halkçı, hümanist, ve cumhuriyetçidir, Halk Partisinin de umdeleri bunlar olduğuna göre ayrıca Farmasonluğun sebebi vücudu nedir?

    – Masonluk, bu umdelerin memleket haricine çıkması ve yayılmasına..

    Mustafa Kemal Paşa sorar;

    -Peki, Kemal Bey hangi memleketin masonları masonların en bahtiyarıdır?

    -Türk masonları olduğuna şüphe yoktur.

    -Reisiniz kimdir?

    -.. Zat-ı Devletleridir. Sf. 162,163

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 162, 163) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Abdülhamit); -Pekala. Fakat bu Yahudi’nin Hilâfet Makamında işi nedir?

    Karasso Türk Padişahına;

    -Efendimize yirmi beş milyona yaptıramadığımızı Cemiyete dört yüz bin liraya yaptırdık. Sf. 159

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hazine-i Hassa-i Şahanelerinin (Padişahın özel bütçesinin) ve Hazine-i Mâliyenin (Maliye bütçesinin) içinde bulunduğu sıkıntıları göz önüne alan Musevi Cemaati kulları, Hazine-i Hassa-i Şahaneye beş milyon ve Hazine-i Maliyelerine yirmi milyon, toplam yirmi beş milyon altın lirayı emirlerinize amade kılmışlardır. Efendimiz Hazretlerinin bu naçiz (küçük) yardımlarımıza bir karşılık ve lütuf olarak Filistin’de Yahudi kulları için gerekli arazi ve uygun görülecek mümtaz (saygın) bir yönetim şekli kabulü suretiyle insanlık tarihinin ebedi minnetlerini celp buyurmalarını halis niyet ve ubudiyetle (iyi niyet ve kulluğumuzla) arza cesaret eyledik..” Sf. 158

    Kırk sekiz saat sonra Padişah Karasso’nun tevkiflerini emrediyor. Sf. 158

    Karasso, İttihat ve Terakki Cemiyetinin kurularak faaliyete geçmesi için kendilerine 400 bin lira veriyor. Sf. 159

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 158, 159) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007); Bu para büyük ihtimalle alınmış, çünkü beş yıl içerisinde kırk bin Yahudi ailesi Filistin’e yerleşmiş. İkinci Abdülhamit, İsrail Devleti’nin kuruluşunda önemli bir rol oynamış.

  • Enver Paşa Mersinli Cemal Paşa’ya; “Bizim bütün günahımız Sultan Hamid’i anlamamak ve Siyonizm’e alet olmaktır.” Sf. 157, 158

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 157, 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mısır’da Hahambaşılık yapmış Hayım Naum İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Gurzon ile Mustafa Kemal arasında aracılık yapıyor ve 1922 yılında Lozan’daki delegelerimize şunları teklif ediyor;

    1-Hilâfetin lağvı.

    2-Osmanlı Hanedanının vatandan kovulması, mal ve mülklerinin müsadere edilmesi.

    3-Türkiye ile diğer bütün Müslüman ülkeler arasındaki ilişkilerin kesinlikle kesilmesi.

    4-Şer’i ve adli bütün kanunların laiklik esasına göre değiştirilmesi. Sf. 128

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 128) kitabından birebir alınmıştır.

  • Meşrik-i Âzamlık Mason Localarının birleştiği makam. 9.7.1909’da İskoç tarikatından gelen davetiye ile Galata’da Yahudi David Kohen’in yazıhanesinde toplanıp Türkiye Meşrik-i Âzamlığı’nın kurulmasına karar verilmiş, başına da Talat Bey Üstad-i Âzam olarak getirilmiştir. Sf. 126

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 126) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk farmasonlardan Aziz Bey (Kleanti İskalyeri) adındaki doktor. Ali Süavi’ye Çırağan hadisesini yaptıran adam. Sf. 100

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Mayıs 1789’da Victoir isimli ilk loca İzmir’de kuruldu. Emir ve direktifler Cenova’daki merkezden gelirdi. 1867’de Fransız Masonlarının ilk locası olan “melez”  mahfeli kuruldu. Sf. 97

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • 31 Mart vakasından (1908) sonra Talat Paşa Üstad-ı Âzam oldu.  Meşrutiyetten sonra Elâzığ’da bile Mason locası kuruldu. Sf. 93

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siyahların, mason localarına girmelerine asla müsaade edilmez. Sf. 59

    Onların kendi localarını kurmalarını sağlamışlar.

    Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007); Eşitlik, kardeşlik ilkesi sahibi localar ırk ayrımı yapmışlar.