Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Örneğin, kısa süre önce, glütende bulunan gliadi adındaki bir proteinin tıpkı bağırsaklarda olduğu gibi kan-beyin bariyerindeki geçirgenliği de artırdığı belirlendi. Bu, glüten içeren besinler ile nörolojik sorunlar arasındaki ilişkinin açıklanmasına yardımcı olabilir. Eğer sızıntılı bağırsak sendromunun kötü bir şey olduğu kanısındaysanız, beyindeki bir sızıntının nelere yol açacağını bir düşünün! Aslında kan-beyin bariyerinde yaşanan sorunlar Alzheimer, felç, beyin tümörü, multipl skleroz, menenjit, kuduz, hastalık nöbetleri ve hatta otizmle ilişkilendirilmiştir. Sf. 37, 38

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 37, 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • Batı’nın tipik beslenme tarzı çok fazla kalori bulundurmakla beraber neredeyse hiç prebiyotik lif içermez. Bu yüzden olağanüstü miktarda kalori almamıza karşın sindirim sistemimiz bizim aç kaldığımıza inanır! Beden de aç kalma yanılgısına düşerek besinlerden mümkün olduğu kadar çok kalori sağlamaya çalışır. Sf. 37

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Prebiyotikler bedenlerimizin sindiremediği ama bağırsak bakterilerinin severek tükettiği özel bir tür besinsel liflerdir ve Taht Beyin Yaşam Planı’nın önemli bir kısmını oluştururlar. Prebiyotikler çoğunlukla karbonhidrat olarak sınıflandırılırlar zira birçok meyve ve sebzede bulunurlar. Sf. 36

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin, 2015’te Avrupa’da yapılan çığır açan bir araştırma çoğunlukla dysbiosis olarak bilinen sağlıksız bağırsak mikrobiyomu ile Parkinson hastalığının ortaya çıkışı arasında güçlü bir bağlantı bulunduğunu ortaya çıkardı. Hatta kimileri bağırsak mikrobiyotasını ya da bağırsak florasını beynin “barış elçileri” olarak adlandırıyor. Sf. 33

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hem beyin hem de kalp, kan şekeri yerine ketonlar kullanıldığında yaklaşık yüzde yirmi beş daha etkili çalışır. Harcadığımız toplam enerjinin yüzde yirmisini beynimiz kullanmaktadır ve sağlıklı, normal beyin hücreleri ketonlarla beslenerek gelişir.

    Nörolojik hastalıkların hepsinin kendine özgü özellikleri ve nedenleri olabilir ama ortak noktalarından biri yetersiz enerji üretimidir. Sf. 31

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aynı şey kolesterol için de geçerlidir. Yüksek kolesterol içeren besinleri tüketmek bizim kolesterol düzeyimizi etkilemez ve yüksek kolesterol düzeyinin kalp hastalığı riskini artırdığı iddiası doğru değil. Son yüz bin kuşaktır hayvansal protein ve doymuş yağ tüketmekteyiz. Oysa bize doymuş yağın tehlikeli olduğu söylendi. İnsanlarda anne sütünün yaklaşık yüzde elli oranında yağ içerdiği gerçeği doymuş yağın değerini ve önemini ortaya koymakta.

    Dolayısıyla karbonhidrat tüketimini önemli oranda azaltır ve kalorilerinizin çoğunu yağdan alırsanız ne olur? Bedeninizi yağ yakan bir makineye dönüştürürsünüz. Sağlıklı yağlar ve bitkisel lifler içeren, düşük karbonhidratlı ve çok az proteinli bir beslenmeyle bedeninizi yakıt olarak glikoz yerine yağ kullanmaya teşvik edersiniz. Daha belirgin bir şekilde söyleyecek olursak, bedeninizi keton adı verilen özel bir maddeden enerji elde etmeye zorlarsınız. Karbonhidratların yokluğunda karaciğeriniz, tükettiğiniz besinlerde bulunan yağ asitlerini ya da bedeninizdeki yağları kullanarak ketonları üretir. Daha sonra bu ketonlar kan dolaşımına girerek yakıt olarak kullanılmak üzere beyne ve diğer organlara ulaşırlar. Ketojenik diyet adı verilen, kalorilerin yüzde seksen ila doksanını yağdan, geri kalanını ise meyve ve sebzeler gibi lifli karbonhidratlardan sağlayan bu beslenme Tahıl Beyin Yaşam Planı’nın temelini oluşturmaktadır. Sf. 30

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 30, 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlara karbonhidrattan tamamen arındırılmış ama kolesterol dâhil bol bol besinsel yağ içeren bir beslenme biçimiyle hayatta kalabileceğimizi ve gelişeceğimizi söylediğimde bazen şaşkın bakışlarla karşılaşıyorum. Oysa günümüzde bu değişiyor. Yakın zamanlara kadar bize beynin var olmak için glikoza ihtiyacı olduğu ve bizim de bunu karbonhidratlarla sağladığımız söyleniyordu. Sonunda bilim araya girdi ve bunu açıklığa kavuşturdu: Evet, beynin glikoza gereksinip vardır ama bedenlerimiz bu glikozu üretebilir. Tekrar ediyorum; Bizi şişmanlatan şekerdir, besinsel yağlar değil. Sf. 29, 30

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 29, 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tahıl Beyin’in ana fikirlerinden biri metabolizmamızın tercih ettiği yakıtın, karbonhidrat değil de yağ olduğu ve tüm insanlık evrimi boyunca bunun geçerliliğini koruduğuydu. Sf.29

    İnsanlar sürekli olarak “yağsız”, “az yağlı”, “çok tahıllı”, “tam tahıllı” etiketleri olan gıdalara, beyne ve bedene karşı saldırıya geçen içeriklere sahip besinlere yönelmeyi sürdürüyor. Sf. 29

    İnsanların beslenmesinde karbonhidrat ihtiyacı neredeyse sıfırdır. Sf. 29

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kariyerim boyunca Batı bilim dünyasının beni en etkileyen keşfi, kilo fazlalığı ve beyin işlevsizliği riski dâhil olmak üzere çoğu hastalığın ve dejeneratif durumun temelde iltihaplanmadan kaynaklandığı oldu. Sf. 27

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu hususları göz önünde bulundurarak programın ana hedeflerini inceleyelim:

    -iltihaplanmayı azaltmak ve kontrol altına almak

    -bedeninizi yağ kullanarak yağ yakan bir makineye dönüştürmek

    -bağırsaklarınızdaki yararlı bakterilerin oranını dengelemek

    -hormonlarınızı dengelemek, insülin seviyenizi düşürmek ve leptin hassasiyetinizi artırmak

    -genlerinizi kontrol altına almak

    -yaşamınızı dengelemek Sf. 26, 27

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 26, 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çoğumuz maalesef proaktif önlem yaklaşımından ziyade son derece reaktif bir yaklaşımla yaşamımızı sürdürüyoruz. Hayatta bir sürü şeyin peşinden koşar, diğer sorumluluklarımızı yerine getirir ve diğer insanlarla ilgilenirken kendimize özen göstermeyi ihmal ediyoruz. Sf. 25

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beyin ile omurilik arasındaki iletişimi engelleyen ve otoimmün bozukluklara yol açan multipl skleroz (MS) dünyada yaklaşık iki buçuk milyon insanın yaşamını etkiliyor ki bunların neredeyse yarım milyonu Amerika’da yaşıyor. Bir MS hastasının ömür boyu süren tedavi masrafları ortalama 2,1 milyon doları aşıyor ve tıp alanında başı çeken uzmanlar bu hastalık için henüz ufukta tedavi görünmediğini belirtiyorlar. Sf. 19

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu, How Yoga Works isimli kitaptan bir alıntıydı ve özet olarak yaşamımızdaki en büyük hedeflere ulaşabilmemiz için “yaşadığımız bu küçük dünyada gün boyu başkalarının zarar görmesini önleme yollarını arayan alçak gönüllü ve mutlu bir ruh haline sahip olmaya çalışmamız” öneriliyordu. Sf. 13

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Blunt, reformlar karşısındaki en büyük mânilerden birinin şeriat; yani farz, vacip, sünnet, haram vs. gibi İslâm âlimlerinin Kuran, sünnet, kıyas ve icmâ yoluyla evlilik, alışveriş, cezalar vs. gibi hayatın her sahasına dair koymuş oldukları fıkıh kaideleri olduğunu anlatıyordu. Sf. 509

    Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 509) kitabından birebir alınmıştır.

  • İhtiyar şeyhin isyanı, Kürt istiklâli için değil, din davası uğrunaydı. Bu yüzden Mustafa Kemal, zamanında Yunan Ordusuna yaptığı gibi, bir müddet Şeyh Said ve adamlarının ilerlemesine müsaade etti. Sf.489

    Ve bu dinî isyânın ardından şapka iktisası, kılık kıyafet değişikliği ve tekke ve zâviyelerin kapatılması gibi Lozan’da İngiltere’ye söz verilen laik inkılaplar hızla gerçekleştirildi. Sf. 489

    Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 489) kitabından birebir alınmıştır.

  • Büyük İskender, hocası Aristo’ya, “Hocam, fethettiğim yer­lerin halkını ne yapayım? Kılıçtan mı geçireyim yoksa hapse mi atayım?” diye sorunca Aristo ona şöyle cevap vermişti; “Yavrum, eğer onları kılıçtan geçirirsen yarın bir gün çocukları senden babalarının öcünü alır. Yok, eğer hapse atarsan orada teşkilatlanıp seni indirmek için planlar yaparlar. Sen onların arasında ihtilaf çıkar ve bu meseleyi çözmede onlara hakem ol”. Sf. 456

    Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 456) kitabından birebir alınmıştır.

  • Temmuz 1932’de Whittemore, Mustafa Kemal’in evlatlıkların­dan Amerikan Kız Koleji mezunu Zehra Kemal ile birlikte An­kara’ya gitti ve Mustafa Kemal’e Ayasofya’daki çalışmalarını an­lattı. İki yıl sonra, 24 Kasım 1934’te Mustafa Kemal’in arzusu üzerine Ayasofya müzeye çevrildi ve 1 Şubat 1935’te müze ola­rak halka açıldı. Aynı ay içinde Mustafa Kemal Ayasofya’yı ziya­ret etti. Whittemore, Eylül 1936’da Mustafa Kemal’i ziyarete ge­len İngiltere Kralı VIII. Edward’a Ayasofya’yı gezdirdi. Aubrey’in misyonunun varisi Crane, ölene kadar Bizans Enstitüsü’nün fi­nansörlerinden oldu ve Ayasofya’nın mozaiklerinin restorasyonu için toplam 100.000 $ bağış yaptı. Crane öldükten sonra da ai­lesi Enstitüye destek olmaya devam etti. Sf. 454 

    Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 454) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aubrey’in manevî âleme doğru bir yolculuğa çıkmasıyla Tür­kiye büyük bir dostunu kaybetmişti ama Amerikalı işadamı Crane bu boşluğu doldurarak İngiliz Aubrey’in miras bıraktığı misyona sahip çıktı. 1924 Temmuz’unda Mustafa Kemal’in ricası üzerine Crane, Türk maarif sistemi hakkında bir rapor hazırlaması için Rockefeller’ın kurduğu Chicago Üniversitesi’nden John Dewey’i gönderdi. Sf. 451

    Ağustos ayında Ankara’ya geçerek Mustafa Kemal ile görüştü. Kendisine maarif müsteşarlığı teklif edildiyse de ka­bul etmedi. Maarif Vekâletine sunduğu rapor, 1939’a kadar ilân edilmedi. Raporda; malûmat ve ihtisas sahibi olmaları için genç­lerin ve erkek ve kadın genç muallimlerin ecnebi memleketlere gönderilmesi; Maarif teşkilatının gayesinin Türkiye’nin medenî milletler arasında mükemmel bir uzuv olarak canlı, hür, müsta­kil ve lâik bir cumhuriyet halinde inkişaf etmesi olması; terbiye ile alakalı eserlerin ecnebi memleket ve mekteplerden alınması, bu eserlerin muallimler arasında revaç bulması ve onlar tarafın­dan temin ve tâkip edilmesi tavsiye ediliyordu. Sf. 451

    Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 451) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mudanya Konferansı 3 Ekim 1922’de başladı ve 11 Ekim’de mütareke imzalandı. Mustafa Kemal’in Aubrey ile olan dostluğu meyvelerini vermeye başlamıştı. Yunanlıları destekleyen Lloyd George liderliğindeki Liberaller ile Ankara’yı destekleyen Aubrey ve emperyalist Leo Amery’nin de içinde bulunduğu Muhafazakâr­ların arası iyice açıldı. Hâriciye Nâzırı Lord Curzon da Başvekil Lloyd George’un inatçılığından ve tek başına hareket etmesinden sıkılmıştı, o da Muhafazakârlara katıldı. Sf. 433, 434

    Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 433, 434) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28 Eylül’de (1922) Mustafa Kemal, İzmir’de tekrar Bouillon ile görüştü ve askerlerinin ilerleyişini durdurmayı ve Mudanya’da sulh anlaşması yapmayı kabul etti. Aubrey’in gitmesine lüzum kalmamıştı ama Koalisyon Hükümetinin Başvekili Lloyd George intihar etmeye kesin kararlıydı. Bütün amme efkârı aleyhinde olduğu halde, hâlâ Türklerle savaşılmasını istiyordu. Mustafa Kemal’e derhal çekilmesini, aksi taktirde ateş açılacağını bildiren bir ültimatom gönderdi. Fakat İstanbul İşgal Kuvvetleri Kumandanı General Harrington, bütün mesuliyeti üzerine alarak bu ültimatomu Mustafa Kemal’e iletmedi. İngiliz medyası ülkeyi savaşa sürükleyen Lloyd George’u yerden yere vuruyordu. Sf. 432, 433

    Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 432, 433) kitabından birebir alınmıştır.