Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Bazı Önemli Probiyotikler;

    lactobacillus plarıtarum

    Lactobacillus acidophilus

    Lactobacillus brevis

    Bifidobacterium lactics

    Bifidobacterium longum Sf.115

    Kilo vermek istiyorsanız yukarıdakilere ek olarak şu türleri de almanızı öneririm:

    Lactobacillus gasseri

    Lactobacillus rhamnosus

    Depresyon da dâhil olmak üzere duygudurum bozuklukları için şunları alın:

    Lactobacillus helveticus

    Bifidobacterium longum Sf. 115

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • Probiyotik; Aktif kültürlü yoğurt:

    Etiketi inceleyin. Süt ürünleri size dokunuyorsa Hindistan cevizi sütünden üretilmiş yoğurdu deneyin. Bu sayede bağırsaklara yararlı enzimleri ve probiyotikleri bol bol tüketmiş olursunuz. Sf. 113

    Kefir aynı zamanda antioksidan bakımından zengindir. Süt ürünleri ya da laktoz size dokunuyorsa Hindistan cevizi sütünden üretilmiş kefir aynı oranda lezzetli ve yararlıdır. Sf. 113, 114

    Salamura yapılmış meyve ve sebzeler: Havuç, taze fasulye gibi meyve ve sebzelerin salamurası olağanüstü lezzetlidir. Bunu kendiniz yaparken ya da satın alırken sirkeye değil de tuzlu suya yatırılmış, pastörize edilmemiş besinlerde probiyotik bulunduğunu unutmayın. Sf. 114

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 113, 114) kitabından birebir alınmıştır.

  • Prebiyotikler: Bağırsaklardaki bakterilerin gelişmeleri ve çalışmaları için yakıt olarak kullanmak üzere bayıla bayıla tükettikleri prebiyotikler bazı besinlerden kolaylıkla sağlanabilirler. Sf.111

    Örneğin, prebiyotik besinsel lifler bu üç koşulu da karşılamaktadır ve bağırsaktaki iyi huylu bakterilerin gelişmesine yaptıkları etki belki de onların kansere, diyabete, bunamaya karşı ve kilo vermekten yana olmalarını sağlamaktadır. Sf.111

    Doğal prebiyotiklerin kaynağını oluşturan başlıca besinlerin listesini aşağıda bulabilirsiniz.

    -akasya zamkı (ya da Arap zamkı)

    -kuşkonmaz

    -hindiba kökü

    -karahindiba yaprağı

    -sarımsak

    -pırasa

    -soğan

    -yer elması (Kudüs enginarı) Sf. 112

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 1111, 112) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk yemeğinizi yemeden önceki yirmi dört saat boyunca sadece su içerek zihinsel ve fiziksel olarak kendinizi hazırlayın. Sf. 85

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • İdeal değer açlık kan şekerinizin 95 mg/dL altında olmasıdır. Sf.79

    İyi bir Alc değeri yüzde 4,8 ila 5,4 arasındadır. Sf. 79

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha fazlası daha iyi değildir: Sandığınızdan daha az proteine ihtiyacınız var.

    Düşük karbonhidrat yüksek protein anlamına gelmez. Tahıl Beyin Yaşam Planı her gün belli miktarda protein almanızı gerekli görüyor: kadınlarda en fazla 46, erkeklerde ise en fazla 56 gram. Sf. 67

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2014’te dünyanın çeşitli merkezlerinde sürdürülen araştırmalar ömrü uzatmak için protein tüketimini azaltmanın yararlı olduğunu ortaya koymuştur. On sekiz yıl süren bir araştırmada en fazla protein tüketenlerin kanserden ölme riskinin dört katma, diyabetten ölme riskinin ise beş katma çıktığı saptandı ki riskteki bu artışın özellikle çok fazla hayvansal protein tüketiminden kaynaklıyor olabileceğine dikkatinizi çekerim. Bir sonuca daha ulaşıldı: Elli ila altmış beş yaş arasında yüksek dozda protein alan insanların kanserden ölme riski artmaktaydı. Altmış beş yaş üstü olanlarda bu durum tersine dönüyordu: Bu insanların kanser riski azalmaktaydı ama diyabetten ölme riskleri yine beş katma çıkıyordu. Peki, bunu nasıl yorumlayabiliriz? Araştırma şu sonuca vardı: “Bu veriler, orta yaşta protein tüketiminin azaltılmasının ve ileri yaşlarda yüksek protein tüketiminde ölçülü davranılmasının sağlıklı ve uzun yaşamı desteklediğini gösteriyor.”

    ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’ne göre günlük kalori ihtiyacımızın yüzde on ila otuz beşini proteinli besinlerden sağlayabiliriz; bu, kadınlar için yaklaşık 46, erkekler için 56 gram protein anlamına geliyor. Şu bilgiler ışığında günlük gereksiniminizi kolayca karşılayabilirsiniz: 85 gram ette yaklaşık 21 gram protein bulunmaktadır (225 gram et yerseniz 50 gramdan fazla protein alıyor olabilirsiniz). Sf. 67

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Vejetaryenler sık sık bana yeterince protein tüketmekle alakalı endişelerini dile getirirler ve ben de onlara sebze, yumurta, sert kabuklu kuru yemişler ve tohum gibi birçok kaynaktan sağlayabileceklerini söylerim. Muhtemelen her gün yeterince protein almaktasınız ama belki de ölçüyü kaçırmaktasınız. Protein her türlü beslenmenin vazgeçilmez bir unsurudur ama bu onun daha iyi ya da sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Gereğinden fazla protein sizin ihtiyacı olandan daha fazla kalori alır, daha fazla yağ biriktirir ve böylece erken ölüm riskiniz artar. Sf. 66, 67

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 66, 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gazetelerde kırmızı etin sağlık açısından risk taşıdığını okumuşsunuzdur. Bu haber medyada hızla yayılmıştır çünkü haberin kaynağı Harvard’ın Toplum Sağlığı Fakültesi’dir. Bu araştırmaya göre, her gün belli bir orandan (yaklaşık bir iskambil kâğıdı destesi kadar) daha fazla işlenmemiş kırmızı et tüketmek erken ölüm riskini yüzde on üç artırmaktadır. Günde bir sosis, iki dilim pastırma ya da bir dilim salam şeklinde tüketilen işlenmiş kırmızı et bu riski yüzde yirmi oranında artırmaktadır. Bifteğe bayılıyorsunuz ama karşınızda oturan vejetaryen arkadaşınız sizinle tartışmaya giriyor ve ortalık karışıyor. Haklı olan kim? Sf. 64, 65

    Zaten karmaşık olan bu konuyu daha da karıştıran gerçek ise genellikle aşırı kırmızı et tüketenlerin ciddi ve ömrü kısaltan hastalıklarla ilgili başka risk faktörlerine de sahip olmalarıdır. Klişe gibi görünse de mevcut veriler çok fazla kırmızı et yiyenlerin aynı zamanda spor yapmaktan kaçındığını, aşırı alkol kullandığını ve sigara içtiğini gösteriyor. Araştırmacılar sağlıksız yaşam tarzının etkilerini de göz önünde bulundurmaya çalışmışlar ve ölüm ile et tüketimi arasındaki bağlantıyı saptamışlar ama ortada çok fazla değişken bulunduğundan net rakamlar elde etmek güç. Bu istatistikleri herkese uygulamak ise çok daha zor. Sf. 65, 66

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 64 ile 66 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ev yapımının daha iyi olduğu kanısındaysanız genel olarak meyve suyu sıkmanın kötü bir fikir olduğunu bilin. Meyveler ve sebzeler tüm lifleriyle birlikte bir bütün halinde tüketilirken şeker yavaş yavaş kan dolaşımınıza karışır, dolayısıyla insülin cevabınız dengeli olur. Meyveyi sıkarken lifler, yani posa ayrıştırılmaktadır. Sf. 59

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düşünsenize! Sağlığımız ve şişmanlamamız açısından en büyük risk doymuş yağlar yerine iltihabı tetikleyen karbonhidrat ve şeker kullanımından kaynaklanıyor. Doymuş yağlara soframızda yeniden yer vermemiz, daha fazla doğal yağ tüketmemiz ve yağ içeren beslenme yönteminden korkmamamız gerekiyor. Sf. 56

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1950’lerle Minnesota Üniversitesi’nden Dr. Ancel Keys belli yağların tüketimi, özellikle doymuş yağlar ve kolesterol ile kalp-damar hastalıkları arasındaki bağlantıyı kanıtlamaya kararlıydı. Sf. 55

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • Glütenin iki temel protein grubundan oluştuğunu anlamak çok mühim: glüteninler ve gliadinler. Sf. 51

    Dr. Fasano 2015’te gliadinin ne kadar zararlı olduğunu, hatta otoimmün bozuklukların ve kanserin nedeni olabileceğini gösteren önemli bir makale yayımladı. Özetlersek gliadin, zonulin adında bir başka proteinin üretimini tetikliyor, bu da bağırsağın yüzeyini delerek geçirgenliği artırıyor. Bildiğiniz gibi yüzeydeki delinme sonucu bağırsakta kalması gereken maddeler kana karışıp iltihaplanmaya yol açıyor. Sf. 51

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tahıl Beyin’de glütenden uzun uzun söz etmiş, bunun buğday, arpa ve çavdarda bulunan ve çağımızın en çok iltihap yapan maddelerinden biri olan “yapışkan” bir protein olduğunu belirtmiştim. Sf. 50

    Glüten sinsi bir zehirdir çünkü siz farkında olmadan kalıcı hasara yol açabilir. Glüten duyarlılığı olan kişiler genellikle karın ağrısı, bulantı, ishal, kabızlık ve bağırsak sorunlarından yakınırlar. Aynı zamanda baş ağrısı, bilinç bulanıklığı, glüten içeren bir yemekten sonra aşırı halsizlik, baş dönmesi ve dengesizlik hissi gibi nörolojik semptomlardan da muzdarip olabilirler. Sf. 50

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 50) kitabından birebir alınmıştır.

  • -Bu konuda bir sorununuz olmadığına inansanız bile glüteni hayatınızdan çıkarın.

    -Daha az karbonhidrat, daha fazla yağ ve lif tüketin.

    -Gerçek, işlenmiş ve yapay şeker kullanmayı bırakın.

    -GDO’lu ürünlerden uzak durun.

    -Aşırı protein almaktan kaçının.

    -İnanılmaz; yumurtaya kucak açın. Sf. 49

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Uykusuzluk leptini azaltır, dolayısıyla beyniniz daha fazla kaloriye ihtiyacı olduğu sinyalini alır; egzersiz leptinle ilgili sinyalleri, aynı zamanda insülin duyarlılığını artırır. Sf. 44

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Leptine direnci olan kişiler asla tokluk hissetmez ve durmadan yerler. Gedgaudas leptin direncini obezitenin “Kutsal Kâse”si olarak adlandırıyor. Aynı şekilde çok fazla insülin, insülin direncine ve diyabete yol açar; gıdalardaki aşırı karbonhidrat ve şeker içeriği ise leptin direncine yol açar. Yüksek dozdaki insülin de beynin leptin hassasiyetini azaltır. Sf. 43

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Leptin ve ghrelin sizin başlıca iştah hormonlarınızdır. İnsülin enerji kullanımını ve tüketilen besinin depolanmasını denetlerken leptin ve ghrelin açlık ya da tokluk hissinizi denetler, yeme alışkanlıklarımızı durdurur ya da sürdürürler. Sf. 43

    Kısacası bunu şöyle sağlıyor: Yağ hücreleri dolup genişleyince leptin salgılıyorlar. İçerdikleri maddeler enerji sağlamak için yakılıp yağ hücreleri küçülmeye başlayınca musluk azar azar kısılıyor ve daha az leptin salgılanıyor. Zamanla ghrelin salgısı sayesinde yeniden açlık hissetmeye başlıyorsunuz ve aynı süreç yeniden yaşanıyor. Sf. 43

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsülini parçalayan enzimler aynı zamanda Alzheimer hastası olanların beyinlerinde yumaklar ve plaklar oluşturan amiloid beta proteinini de parçalamaktaydı. Sf. 42

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • İyi haber şu ki hormonal disfonksiyona genellikle beslenme yoluyla ve bu kitapta açıklanan eylem planıyla çözüm getirilebilir.

    Buradaki kilit unsurlardan biri probiyotikler (“yaşam için”), yani besinlerden ve gıda takviyelerinden aldığınız canlı bakterilerdir. Son dönemlerdeki dikkate değer araştırmalar bu probiyotiklerin bedenin en önemli hormonlarından biri olan insülinin, aynı zamanda iştah ve metabolizmayla ilgili diğer hormonların dengelenmesinde ne kadar önemli olduklarını ortaya koydu; bunlar insülin direncini ve diyabeti azaltabiliyor, hatta yok edebiliyor.

    İzin verirseniz size insülin ve metabolizmayla bağlantılı diğer önemli hormonlar hakkında kısaca bilgi vereyim. Bildiğiniz gibi insülin bedenin en önemli hormonlarından biridir. Pankreas tarafından üretilen taşıyıcı bir protein olan insülinin başlıca görevi besinlerden glikoz şeklinde sağladığımız karbonhidrat temelli enerjiyi kullanılmak üzere hücrelere aktarmaktır. İnsülin kan dolaşımınızda hareket ederek glikozu alıp yakıt olarak kullanacak olan tüm hücrelere taşır. Hücrelerin ihtiyacı karşılandıktan sonra artakalan glikoz karaciğerde glikojen olarak biriktirilir ya da yağ hücrelerinde stoklanır.

    Normal, sağlıklı hücreler insüline tepki vermekte hiçbir sorun yaşamaz. Öte yandan çok fazla modern karbonhidrat tüketmekten kaynaklanan sürekli glikoz akımı sonucu yüksek oranda insüline maruz kalan hücrelerimiz buna uyum sağlar ve hormona karşı “direnç” oluşturur. Bu da pankreasın daha fazla üretmesine neden olur ve neticede glikozun hücrelere ulaşması için daha fazla insülin gerekir. Oysa bu aşırı doz, kan şekerinin tehlikeli oranda düşmesine, bunun sonucunda da fiziksel rahatsızlıklara ve beyin temelli paniğe yol açar. Sf. 40, 41

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 40 ile, 42 arası) kitabından birebir alınmıştır.