“İttihat ve Terakki Hükümetlerinde uzun süre bakanlık ve Meclis Başkanlığı görevlerinde bulunan Halil Menteşe Cumhurbaşkanı’na gazeteler aracılığı ile bir açık mektup yayınlamıştır. .. Tavsiyeleri arasında Anglo – Sakson usulü iki partili bir rejime imkân verilmesi de vardı. Babamın cevabı: “Mutlakıyet yönetiminin isminin değişmesi bile gönüllere ferahlık veriyor. Aynı kurallarla hüküm sürerken mutlakıyete, halkçı, Cumhuriyetçi demek üstünlük sayılıyor. Ben sürekli yönetilenler tarafında yaşadım, onların mantığından aydınlandım. Ben bu yazıyı yalnız Halil Menteşe’ ye değil, bir prensip olarak, onun gibi demokrasiyi yanlış anlamış kişilere ise etkili olarak açıklamada bulunacağım… Bu yarım asırlık diplomat, demokrasi kurallarına vakıf olmadığı gibi, … demokrasinin karşıtlarından yardım bekleyerek tavsiyelerde bulunuyor. İşin en sakat yeri burasıdır. Meşruti idarede yer alan İngiltere’nin partileri İngiliz Kralı’nın iradesiyle mi nöbet değiştiriyor ki İsmet İnönü’de onun gibi yapmacık bir biçimde git halkçı, gel demokrat otur Milli kalkınma diye emir versin. Bunlara gerek yok, ifade ediyorlar ki, memlekette parti hayatı ancak ve ancak emri fermanla (padişah emriyle, diktatör emriyle) mümkünmüş. Yok, Aziz Diplomat yok! Dert burada değildir. Devleti de devlet başkanını da oluşturacak kuvveti halkın iradesinde aramağa çalışmalıydınız… Kişinin iradesiyle, gelip geçecek, oturup kalkacak partilere, oyuncak denilir. Meşrutiyetin ilanından beri İmparatorluğun batmasına sebep olan bu oyuncaklardan bıktık. Onların yardakçılığını yapanlardan iki misli bıktık. Şu hal gösteriyor ki demokrasi hala mukaddes hayal ve uzun bir rüya imiş.”
Alıntı: Hüseyin Avni Ulaş’ın Son Yılları – Mehmet Ulaş (Berksoy Yayınevi 1952 -s. 25, 26) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın