“21. Yüzyılın en heyecan uyandırıcı atılımları, teknoloji sayesinde değil, insan olmanın ne anlama geldiğinin daha iyi anlaşılması sayesinde gerçekleştirilecektir…. Artık politikacıların görevi: (uluslararası bir görev) tüm ekonomilerin evrenselleşmesini kolaylaştırmak için politik yapıları yeniden düzenlemektir. Avrupa ile Amerika arasına 1988’de çekilen fiber-optik kablo 40.000 görüşmenin aynı anda yapılmasını sağlıyor. … 1991’de döşenen kablo ile 80.000 görüşmeye çıktı. … Hammadde ağırlıklı ürünlerden kaçış var…. Enerji sarfı da azalıyor. Dünya üretimini arttırırken enerji tüketimi azalmaktadır. OECD ülkelerinde kullanılan elektriğin % 35’i nükleer sistemlerden elde ediliyor. Fotovoltaik pillerin (Güneş ışığını elektriğe çeviren paneller) üretim fiyatı düşecek. Petrol sorun olmaktan çıkacak. Kişisel vergiler aşağıya çekilecek. 1984 ten buyana 55 ülke vergi oranlarını aşağıya çekecek. …ürünlerin boyut ve ağırlıkları azaldıkça deplasmanı o derece kolaylaşıyor. … Japonya, Kore, Tayvan, Tayland, Malezya, Endonezya ve Singapur’da ekonomik patlamalar görülecek…. 1945’ten bu yana dünyanın en zengin 44 ülkesi arasında hiç savaş çıkmadı…. Dünya nüfusunun % 5’inin yaşadığı ABD dünya üretiminin % 25’ini yapıyor…. Amerika’ya inanılmaz yaratıcılığını ve yenilikçiliğini de kazandıran işte bu ırk karışımının zenginliğidir… Hollanda’nın Rotterdam limanı dünyanın en büyük limanı… Manş tünelinin maliyeti 11 milyar dolar….”
Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 16 ile 55 arası) Kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın